alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
meyveler dıştan çürür insanlar içten hakikati göremezsin eğer kör değilsen bir mum yak bir dilek tut bir şarkı söyle yaz elindeki kalemle bak bu benim son baharım bak gözlerimin içine öldür beni bak ki gözlerime gör şefkatimi bak bahar geldi kopan bir şey kalmadı gönlümden gönlüm kopuyor artık bak kırk kilit vurdum ben bu kapıya
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
“Klasikleri okumalıyım!” “Kült olmuş eserleri okumalı, bitiremezsem bile onlar hakkında fikir sahibi olmalıyım!” telaşları arasında benimle aynı dilde eserler veren, aynı yıllarda yaşayan yazarları okumayı es geçtiğimi fark ediyorum zaman zaman. Okuduğumuz eserlerin iyi olabilmesi için “Klasik” listesine girmiş ya da “kült” olarak anılması gerekir mi ki? Yanı başımızda öyküler anlatan yazarlarımızı, yıllar sonra efsaneleşmiş
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
“Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.” İnsanların yaşam ve ölüm arasındaki çizgisi kimi zaman derin kimi zamansa kopmaya yakındır. Sanatçılarda ise bu derinlik ve kopma arasındaki gidip gelmenin yoğunluğuna tarih boyunca şahit olmuşuzdur. Bu yüzdendir ki edebiyatçılar, yaşamla ölüm arasında kaldıklarını hem yaşamlarına hem de eserlerine yansıtırlar. Diyebiliriz ki
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Bir hüzün var yaşamak dediğin işte; Her savrulduğunda döndüğün çatı Belki sağanakta açtığın şemsiye Bazen ruhuna kadar ıslanmak Kurutamamak hiçbir zaman ıslanan yerleri Belki de kurusun istememek Bir kaybolmuşluk var şu yaşamak denen şeyde; Seni iliklerine kadar sarsan, yoran, yontan Yolunu kaybetmek, belki de kaybetmeyi istemek Bazen de; Yolun dikenli olması kadar yorucu Yürüyecek yolunun
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Osamu Dazai, hayatı melankolinin pençesinde geçmiş, hayatı boyunca arayışı bitmemiş ve bu uğurda defalarca kez hayatını bitirmeyi denemiş Japon yazar… 39 yıllık kısa hayatının neredeyse tamamını ölümü düşünerek, tasarlayarak ve ölmeye çalışarak geçiren edebiyatçı, beşinci intiharında başarıya ulaşmış ve hayata veda etmiştir. Dazai, Japonya’nın politikayla ilgilenen saygın ve varlıklı ailelerinin birinden geliyordu. On iki kardeş
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Karanlığın sessizliğini bozan uyumsuz topuk tıkırtıları arasında kesik kesik güldü Serpil. “Kız!” dedi Mehtap’ın koluna vurarak, “Neydi seninkinin o cilveleri son şarkıda? Yanıyor sana yavaş yavaş bak demedi deme.” Hiç üzerine alınmıyor gibi davrandı Mehtap, “Aman” diye savdı başından. “Sarhoş cilvesi işte, ne mektubu okunur sarhoşun ne cilvesine güvenilir. Sabaha hatırlamayacak yine hiçbirini, boşa heveslendirme
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Bir yazarın hayat hikayesini anlamak, bilmek çoğumuzun da kitaplara olan bakış açısını değiştirebilir. Bu yazımda uzun zamandır çok severek okuduğum, ilgiyle okunulan ve herkes tarafından çok sevilen anlamlı ve derin bir hayat hikayesine sahip bir yazarı tanıtmak ve anlatmak istiyorum. Dünya edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Stefan Zweig’ın kitapları daima “çok satanlar” listesinde hep üst
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
biraz şarap lazım biraz da özür bak gün bile yeniden doğuyor biraz konuşmak lazım biraz da susmak bak en nihayetinde gece çöküyor   gülümseyerek bakıyorum artık aynalara kendimi sevebildiğimden değil artık gülümseyecek kimsem kalmadığından korkarak kaçmıyorum artık karanlıktan korkularım geçtiği için değil artık kaybedecek bir şeyim kalmadığından   sanki yıllarca içimde biriken o toz bir
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Düzenli okumak gayesiyle kitap listeleri yapmaktan, listeleri farklı kategorilere ayırarak o kategorilerden “Tamam, bu ay bunları okuyacağım!” diye aylık planlar çıkarmaktan çok keyif almamın yanında o listelerin arasına başka kitaplar iliştirmekten de alıkoyamıyorum kendimi. Yeni duyduğum bir yazar, hevesle anlatılan bir kitap giriveriyor planlı kitaplarımın arasına. Caner Özyurtlu’nun Ezel Akay ile sohbetinde laf arasında geçen,
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Güneşin ışıltılı tenimi yakan ısısıyla kabuk bağlamış yaraları iyileştirici etkisini, edebiyatın insan ruhunu beslemesine benzetiyorum. Nasıl ki yaşamımızda bir şeyler yolunda gitmediğinde kendimizi ifade etmek, bilgilenmek, içe dönmek bizi yeniden ayağa kaldırıyorsa edebiyat da yazıp okuma sanatı da insanı yeniden canlandıran, tomurcuklarını büyüten bir güç… Edebiyat, yazı yazmak, yazmaktan başka yolu olmayanlar için birçok şeyi