alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
İnsanın başına şehirler de gelir. Kimi kader der kimi tesadüf. Bir gün yolları ansızın oraya düşer. Kimileri için artık eskisi gibi olmak mümkün değildir. Başa o şehir geldi miydi, insan, bambaşka biri olup çıkıverir. Ferit Edgü için de Hakkâri böyledir. Bildiğimiz, tanıdığımız, okuduğumuz Edgü’yü Edgü yapan basbayağı bir şehirdir. Tabi basbayağı deyip geçmemek gerek, orası
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
              Tek başımayım yirmi dokuz düşmana karşı bu savaşta Dimdik duruyorum karşılarında ayakta Sarıyorlar her yanımı kılıçlarla, toplarla Şehrin anahtarını istiyorum, zarar vermeden usulca.   Derken ilk darbeyi vurmaya kalkıyorlar Çevik, seri ve güçlüyüm bilmiyorlar Üçünü, beşini indiriyorum hemen yere Arkamdan durmadan daha da fazla geliyorlar.   Kanımın sıcağını
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Kararlı bir meşe ağacı aradı yıllarca. Dört mevsim tek bir yaprak dökmeyen, toprağa kökleriyle sıkıca tutunmuş bir meşe ağacı. Çıplak ayaklarının yerde minik çamur havuzları bıraktığı ormanda birçoğunu gördü bu ağaçların. Fakat hepsi kapılmıştı. Hepsinin gölgelerinde oturan birer kişi vardı. Bu insanları tek tek inceledi. Rüzgârın ferah esintisi saçlarında ve yaprakların hışırtıyla karışık melodileri kulaklarında,
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Hayatımızda çoğu zaman incelediğimiz herhangi bir şeyi nicelik ve nitelik olarak karşılaştırma durumuna girişiriz. Çeşitli senaryolarda, nicelik bizim için avantajı ifade ederken, bazen de nitelik bizim için önceliktir. Bu kıyaslama ister istemez zihnimizin bir köşesinde durur. Bir filmin yönetmenini, bir kitabın yazarını ya da bir sporcuyu takdir edeceğimiz zaman ise kendi zihnimizde bu değerlendirmeleri yapar