alegori
/ KATEGORİ : SİNEMA
Her Şey Nasıl Başladı? 28 Aralık 1895’te, Fransa’da, sadece 33 kişiden oluşan bir grup “Bir Trenin Gara Girişi”ni seyretti. Ancak bu seyir, garda değil bir salonda gerçekleşti. Dünyada ilk sinema salon gösterimi böyle yapıldı. Hızla gelişen sektörde sinematograflar, kinetoskoplar ve dahası icat edildi. 12 Aralık 1896’da ise sinema bu topraklara giriş yaptı. Sponeck Birahanesi’nde yapılan
alegori
/ KATEGORİ : SİNEMA
Türk Sineması henüz sektörleşmeye başladığı 60’ların başında şu andaki mevcut halden oldukça farklı ve bağnaz bir yerde duruyordu. Kurmacaların hemen hemen hepsi bir düşünceyi tartışmıyor da sanki koca bir ülke bu filmleri değil bu filmler boş boş üretildiği topluma bakıyordu. Sansür kurulları, para babası, ihmalkâr yapımcılar da bunu besleyen her kötü işi sanki özenle seçiyorlardı.
alegori
/ KATEGORİ : SİNEMA
“Eşimi sinema tutkum yüzünden yoksulluğa mahkûm ettim. Yoksulluk utanç da getirir. Hele bizim buralarda, sosyal yarışı kaybettiğin an, dışlanırsın. Insanlar ahlaksızlığı bağışlayabiliyor ama acizliği asla. Çal, soy, yeter ki yoksul kalma. Ben Beyoğlu’nda, koltuğumun altında senaryolarla kapı kapı dolaşırken, evin faturalarını, çocuklarımın bakımını eşimin üzerine yıktım. Benim gibi bir sorumsuzu yönettiği için, o büyük yönetmendir.”
alegori
/ KATEGORİ : SİNEMA
Çalışmamıza, “Matrix 4: Resurrections” filminin Birincil Kahramanı Neo, kullanıcı adlı Thomas A. Anderson’ın kurduğu “Sadece rüya olmayan rüyalar görüyorum.” cümlesi ile başlayacağız. Bu bağlamda, Alice Harikalar Diyarında adlı çocuk masalının odak noktasını oluşturan ve aynı zamanda Carl Gustav Jung isimli İsviçreli psikiyatrın da özellikle üstünde durduğu rüya kavramı üzerinden çözümleyeceğiz. Bu noktada Jung, rüyaların bilinçten
alegori
/ KATEGORİ : SİNEMA
Oscarlar yine öncesi ve sonrasıyla, girdiği sıkıcı bunalımla sinema gündeminde buldu kendini. Oscar töreni televizyonda uluslararası bir canlı yayın gösterisi olması vesilesiyle daha da ayrıksı olmaya ve ticari tarafını gitgide daha da keskinleştiremeye başladı. Ayrıksı kelimesi bu sıkıcı şölen için fazla gösterişli gibi dursa da bu derece sahne oyununa döndürülen bir dizi teknik onurlandırma töreni
alegori
/ KATEGORİ : SİNEMA
Paul Thomas Anderson özgürlüklerini yeni elde etmiş bir Amerikan on yılında 26 Haziran 1970 yılında Studio City Los Angeles’ta doğdu. “Baby Boomer” ların devasa bir kültür kasırgası ve dönüşümü içinde debelenmesinin ardından sivil ve insan haklarının birinci dünya ülke toplumlarının önceliği haline geldiği bir dönemde yeni bir eğlence kuşağı doğmuştur. Bu kuşak bir şekilde yaptığı işlerde
alegori
/ KATEGORİ : SİNEMA, TARİH
Giriş Geçtiğimiz yaz vizyona giren ve ödül sezonunda iddialı olacağını düşündüğüm yapımlardan birisi de The Green Knight. Son yıllarda ses getiren ve birçok ödül alan filmlerin prodüktörü ve distribütörü olan A24 şirketinin yapımı olan bu filmin yönetmen koltuğunda ise David Lowery’i görüyoruz. Green Knight filminden haberdar olduğumda oldukça heyecanlandım çünkü isminden çok rahat anlıyoruz ki
alegori
/ KATEGORİ : SİNEMA
Sinema camiasının hatırı sayılır yönetmenlerinden Paul Thomas Anderson’ın son filmi Licorice Pizza yeni yılın ilk günlerinde ülkemizde de vizyona girdi. Film Anderson’ın da çocukluğunu geçirdiği San Fernando Valley’de 1970’lere uzanıyor ve nostaljik olmaya çabalamadan nostaljik bir büyüme ve hatta yer yer büyüyememe hikayesi anlatıyor. Film ayrıca oyuncu kadrosunda gelecekte isimlerini muhtemelen pek çok kez işiteceğimiz
alegori
/ KATEGORİ : SİNEMA
Afterlife dizisi yakın bir tarihte final sezonu ile seyircisiyle tekrar buluştu. Final sezonunun Netflix’e daha yeni gelmesi nedeni ile bu sezon hakkında yorum yapmadan, dizinin genel anlamda kalitesini ve ilk iki sezonunun başardıklarını anlatacağız. Bir yandan da hem Ricky Gervais’e hem de bu yapımda emeği geçen insanlara, sektörün bu kadar açık bir şekilde yozlaşmaya doğru
alegori
/ KATEGORİ : SİNEMA
Eric Rohmer, ‘’French New Wave’’ denilen unsurun kendisi çıkarılınca geriye çok az şey kaldığını düşündüğüm utangaç bir sinemacı olarak geçenlerde hayatıma girdi. Kendi aşkın hayal gücü ve insanın kolektif bilinci hakkında realist bir çığırtkan kendisi. Filmlerine ve yarattığı natürel ve kendini çabucak sevdiren sinemasına bakıldığında edebiyat unsuru, karakterizasyon, ahlaküstü olgular Yeni Dalga’nın tamamına tesir etse