alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
              1. Siyaha en yakın eskice. Tozlanmış parkeler arasında Adımlarımın bu boşluk haline Düşme hevesi. Ya da kefen beyazı mermerlerde Henüz ezilmemiş tren raylarına Benzettiğim tarifsiz serinlik.   Biliyorum bu caddelerde Şu çıkmaya korktuğum Yalnız yolculuklarımda Saklı köhne nefesim.   Bir kış günü meçhul gecede Asfalt kenarlarında tutan buz,
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Işıklar yanıp söndü teker teker usulca Yeşiller içinde bir ormanda kuytuda Islak ağaçlar, maviler, samanlar uçuştu Kuytudan bir yuvam vardı o ormanda Islak gövdesi ile beni koruyan soğuk meşe ağacı Dün gibiydi hepsi kovulduğu,itildiğim O orman,patika yavaş yavaş kaybolurken düşlerimden Güneş usulca doğdu birden gök’yüzüne‘ Durdum öylece bakamadım ışığından Uzun bir kayboluş gibi , köklerini
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
                Ardından nakışlayıp getirdiğin kör sevda düğümleri El ele verince en azılı düşmanıdır ak sütten boynunun Hiç beklenmedik zamanın beklenmedik talihlisi Tüm inceliklerini tek perdede tüketir Tapıp durduğun elim aşk oyununun   Titrek yüreklim, solgun meleğim Perde kapandı, oyun bitti Alkışlar dinmedi merhametsizin şatafatına Tam böyle bir zamanda
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
              Karanlıkta Parlayan Yüzler Çıkmıştım bir daha geri dönemeyeceğim evimden Kafamda sarı baretim üstümde yırtık ceketimle. Her zamanki gibi ekmek davasına gidiyordum Loş ışıkları açık, beni bekleyen karanlıklar yuvasına. Yerin altına inmeden hemen önce konuşmuştuk Son olacağını bilmeden ekmek kardeşlerimizle. Yarım kalacakmış meğer demli emek kokan çayımız. Yorgun bedenimizle,
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
              Bir güz aldı gülmelerimi benden Belki asırlardır içim kıpırdamadı Gözlerim parıldamadı Bilincine vararak gülmek neymiş bilmezdi ruhum Öğrendi Acınası bir farkındalığa erişti kendince Araya uzun zaman girince Unutmuş elbet tadını tuzunu Bir gün içten ve hazırlıksız gülünce farkına vardı Koca bir delikten sızıp duran hande açlığının Ne büyük
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
              İşte artık bütün yaşantılar tanıdıklaştı Sürpriz ziyaretçileri kalmadı ruhumuzun Daima hazırlıklı, daima beklenen her bir zaman parçası Dev dalgalarla coşkusuna coşku katan kıpırtılarımız Aynı sessizlikle terk ediyor yalayıp geçtiği ayaklarımızı Nasırdan bir sepette toplanıyor bütün duygularımız Gelip gidişlerinden habersiz misafir ediyoruz onları tüm bilgeliğimizle Olgunluğumuz içimizde kaynayıp duran
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Bir ben mi kaldım ortasında Şu düşübozuk, teokratik tevatürlerin Yoksa sen miydin düzenin en içinde Beni örseleyip duran herhangi bir kimse   Boran olmuş gitmişim, incinmişim Güneydoğuda bir tarlada unutulmuş Nadasa bırakılmış tütünle, mercimekle Savrulmuşum sinmişim, bilmem kimmişim   Tevatürleri yaratan ufuktaki haspa Gruptan uzatsa da göğsünü bir baksa Bulur mu beni avuçlarının içinden Gökyüzüne
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
              canım kızım, yüzündeki durgun yağmur   içimde taze papatyalar açtırıyor her mevsim  seni öpüp geliyor bir rüzgar   hani o umutlarımı yeşerten  gerek değilse de gülümsemek  durmadan ağlamak neden  varoluşun bile böyle güzelken    canım kızım, ellerim buruşmuş kağıtlar  yazıp da okuyamadığım mektuplar sana  geçti deyip de silemeyeceksem gözyaşını 
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Hayatımızda çoğu zaman incelediğimiz herhangi bir şeyi nicelik ve nitelik olarak karşılaştırma durumuna girişiriz. Çeşitli senaryolarda, nicelik bizim için avantajı ifade ederken, bazen de nitelik bizim için önceliktir. Bu kıyaslama ister istemez zihnimizin bir köşesinde durur. Bir filmin yönetmenini, bir kitabın yazarını ya da bir sporcuyu takdir edeceğimiz zaman ise kendi zihnimizde bu değerlendirmeleri yapar
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Sen karanlıklarda Kalabalık olurken Ben pencerenden süzülen Belli belirsiz Aydınlık. Ve biriktirirken göğüs Kafesimde gri bulutları Gözlerin seçemediğim Buğulu yıldız ışığı.  Zaman dönüşürken yönümü Anımsayamadığım yola Hayalin bitkin ama Cesur adımlarım.   Heyecanın hevesle Sesine değdiği anlar… Uçurumun kıyısına Denizin vurduğu dalgaları Uzunca süren dinginliğin karışan, Kalbimde tepinen hislere Sessizliğin meçhul şehrin Duvarlarında yankılanan çığlık Ender