Karanlıkta Parlayan Yüzler

/ / EDEBİYAT

 

 

 

 

 

 

 

Karanlıkta Parlayan Yüzler

Çıkmıştım bir daha geri dönemeyeceğim evimden
Kafamda sarı baretim üstümde yırtık ceketimle.
Her zamanki gibi ekmek davasına gidiyordum
Loş ışıkları açık, beni bekleyen karanlıklar yuvasına.

Yerin altına inmeden hemen önce konuşmuştuk
Son olacağını bilmeden ekmek kardeşlerimizle.
Yarım kalacakmış meğer demli emek kokan çayımız.
Yorgun bedenimizle, üşüyen ellerimizle inmiştik son kez
Azrail’in bizi beklediğini bilmeden kuytu karanlıklar içinde.
Yine içimizde gizli duygular gelmiştik işte
Aylarca yıllarca bitmeyen saatler geçirdiğimiz yere.
Derman bulamasak da nasırlı ellerimizle
Alın terimizle çalışıyorduk ki… Kaza kaza gelmiş oysa
Duyamamışız meğer ölümün senfonisini.
Gidiş biletimiz kesilmiş bilinmez bir yerde
Artık dönemeyecekmişiz güne, geceye, sevdiklerimize…

Bilmediğimiz bir saatte, bir patlama sesiyle geldi ölüm.
Son duyacağımız sesmiş meğer sonsuz uzanan karanlıkta
Ve biz karanlıkta parlayan yüzlerimizle
Işık saçarak uçup  gidiverdik sonsuz aydınlıklara
Bakarken arkamızdan gözü yaşlı kalan hüzünlü gözlere

Benim naçiz bedenim,
Bir kayanın altında bulundu saatler sonra.
İlk kez gerçek bir tebessüm vardı
Karanlıkta parlayan yüzümde.
Acılardan, kederden sıyrılmıştı artık bu yüz
Bu yaman yalnızlıkta.
Ve ilk kez rahat uyku görecekti yüreğim, can toprağımda.

 

– Oktay Emir ÇEVİK

Görsel: https://www.diken.com.tr/bartinda-maden-ocaginda-patlama/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir