alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
biraz şarap lazım biraz da özür bak gün bile yeniden doğuyor biraz konuşmak lazım biraz da susmak bak en nihayetinde gece çöküyor   gülümseyerek bakıyorum artık aynalara kendimi sevebildiğimden değil artık gülümseyecek kimsem kalmadığından korkarak kaçmıyorum artık karanlıktan korkularım geçtiği için değil artık kaybedecek bir şeyim kalmadığından   sanki yıllarca içimde biriken o toz bir
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Düzenli okumak gayesiyle kitap listeleri yapmaktan, listeleri farklı kategorilere ayırarak o kategorilerden “Tamam, bu ay bunları okuyacağım!” diye aylık planlar çıkarmaktan çok keyif almamın yanında o listelerin arasına başka kitaplar iliştirmekten de alıkoyamıyorum kendimi. Yeni duyduğum bir yazar, hevesle anlatılan bir kitap giriveriyor planlı kitaplarımın arasına. Caner Özyurtlu’nun Ezel Akay ile sohbetinde laf arasında geçen,
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Güneşin ışıltılı tenimi yakan ısısıyla kabuk bağlamış yaraları iyileştirici etkisini, edebiyatın insan ruhunu beslemesine benzetiyorum. Nasıl ki yaşamımızda bir şeyler yolunda gitmediğinde kendimizi ifade etmek, bilgilenmek, içe dönmek bizi yeniden ayağa kaldırıyorsa edebiyat da yazıp okuma sanatı da insanı yeniden canlandıran, tomurcuklarını büyüten bir güç… Edebiyat, yazı yazmak, yazmaktan başka yolu olmayanlar için birçok şeyi
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
konuşmak anlamsız artık yazmak öyle iyi, öyle güzel ki ve yaşamak öyle zor, öyle anlamsız venüs gibi, şu koca evrende, her şeyin tersine dönüyorum döne döne varıyorum içime içim öyle loş, öyle taşlık ki anlıyorum bir şekilde herkesi ve her şeyi bu his o kadar yorucu ki, anladıkça anlaşılmamak, bir mahkûmluk beraat beklerken müebbet yemişim
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Sürekli düşünce hâlindeyim. Nereye aitim, benim için doğru olan ne, bunca yüke rağmen var olmanın anlamı nedir? Tüm bu sorular ve daha fazlası… Çoğu zaman hiçbir cevap bulamıyor ve cevaplandır(a)madan geçiştiriyorum. Çünkü başka çarem olmadığını biliyorum. Şimdi sizlerle bir yolculuğa çıkacağız sevgili okuyucu. Ait ol(a)mamak, farkındalık ve sorgulamanın insan üzerinde yarattığı nahoş etkiyi konu alan
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Kapıyı kırarcasına çalmaya devam etti Doğa: “Semih! Yine mi uyuyorsun, lütfen duy artık çok yoruldum.” diye şikayetlenmeye başladı son yumruklarıyla. Kapı bir türlü açılmadı, inatla açılmayan kapının ardından sesi duyulan telefon da kapının inadına eşlik etti. Hiç bu kadar uzun süre ya da hiç bu kadar derin uyuduğuna şahit olmamışlardı Semih’in o yüzden gittikçe panikliyordu
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Bir şiire başlamadan daha sonunu bildiğimden Ürkek ellerle tutuşum kalemi Korkak satırlarım kendiliğinden yazılan Dizeler birer birer akarken başladım sonunu bildiğim dizelerime Bir tekillik içinde tüm dizelerim Issız gezegenlerin insanıyım ben Bilinmedik yörüngelerin kıyısı yuvam Savrulup gidiyorum kimsesiz yerlere Uçsuz bucaksız bir renksizlik var içimde Ruhum işgal edilmiş tonlarca milletsiz ülke Başkentlerim düşmüş birer birer
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
kalpten kalbe bir inikas bir ışık bir oyun fazlası değil, azı değil zulüm hiç değil yalnızca bir boşluk bu his biliyorum, düştüğüm bu tenakuzlar boşa vakti geldi itirafın biliyorum her şeyin meramı evvelinde gelenden bellidir boğulmakta olan bir hikâye nihayetinde boğulduğu suyun derinliğinden bilinir tıpkı evrenin yansıması gibi bir ömre de yalnız üç cemre düşer
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
“Postmodern Edebiyatın Çekik Dalisini” tanır mısınız? Ülkesinde gelenekçi yazarlardan çok büyük eleştiriler almasına sebep olan sürreal unsurlar bu ismi vermiş ona, Kaan Murat Yanık ise ondan bahsettiği yazısında1 “Postmodern Bir Samuray” diye anmış onu. Ben bu güzel isimlendirmelerden daha güzel bir isim bulamayacağımı düşündüğümden ondan isim soy ismi şeklinde bahsedeceğim ve Haruki Murakami’yi kısaca tanıttıktan
alegori
/ KATEGORİ : EDEBİYAT
Bir kuş kondu pencereme ezelden beri uçan kanadı kırık Sessiz,ürkek,mağrur çırpınışları Soluklanmak içindi tüm çabası Geçmiş sonbaharlardan kopup gelmiş Yıllar boyu yazı arayan ama hep kışta asılı kalan Kardandı tüm kanatları yorgun sessizlik üstünde hissiz bakışları Bir kuş kondu pencereme ezelden beri yaralı kanadı kırık Acılar içindeydi konuştu usulca penceremde; Ben yüzyıllardır sürüye kandım Asırlardır