Balonların İpleri

/ / EDEBİYAT

Can, daima bileğine ipleri bağlı balonları olan bir çocuktu. Rengarenk balonları Can’ın her anında onunla birliktelerdi ve çok ama çok yükseklerde uçuyorlardı. Bazı anlarda bu balonlardan biri diğerlerinden daha yükseğe çıkıyor ve Can’ın hisleri tamamen o renge bürünüyordu. Büyük insanlar bu duyguya sinestezi derlerdi, ama kendisi bu isimlendirme yerine yukarı bakıp balonlarını görmeyi tercih ediyordu. Tuttuğu takım maçı kazanınca sarı, kopya çekerken gözetmen tarafından yakalandığında siyah, rahmetli dedesinin eşyalarına dokunduğunda gri hissederdi. Arkadaşlarıyla sokakta koşu yarışı yaptıklarında kırmızı, kedisi Pamuk’u severken de pembe renkli balonu yükselirdi.

Can bugüne kadar birçok renkle tanıştı. Her rengin balonu yükseldiğinde sanki o renk Can’ın damarlarına karışıyor ve vücudu tamamen o rengi hissetmeye başlıyordu. Bu sayede her duyguyu zirvesine kadar yaşıyordu. Doruklarda gezmek onu bazen yorsa da kendine bahşedilmiş bu yeteneği ve rengarenklik özelliğini bir ayrıcalık olarak görüyordu. Hayatındaki her insanın onda uyandırdığı bir renk vardı. Babasını lacivert hissederdi, annesini ise mor. En yakın arkadaşı sarıydı, öğretmeni ise yeşil. Her kişiyle en ufak iletişimde bile onların rengini hissediyordu. Hatta bazı zamanlar, bileğine bağlı olan balonların sayısını hayatındaki insan sayısı sanırdı.

Günlerden bir gün, Can’ın balonlarının arasına bir balon daha eklendi. Hayatının capcanlı ve bazen de pastel renklerinin duygularla his bulması, çoktandır alışkın olduğu bir şeydi. Fakat bu sefer olaylar her zamankinden farklı gelişti. Yeni eklenen balonun ipi bileğini çok acıtıyordu. Üstelik başını yukarı kaldırıp baktığında, diğerlerinin arasında bu balonun renginin ne olduğunu göremiyordu.

Can ve yeni balonu, yani Pelin, bir gün şans taşları onlar için dizildiğinde tanışmışlardı. Pamuk, kapısı açık unutulan evden kaçmış ve sokaktan uzaklaşamadan iki kol tarafından kucaklanmıştı. Bu kollar Pelin’indi. Evden kaçtığı anlaşılan kediyi kucağından indirmeden, okşayarak o sokakta dolaşmış ve birkaç saat sahibinin denk gelmesini beklemişti. Nihayet karşı yoldan kendi yaşlarında, kıvırcık saçlı bir çocuk koşarak onlara doğru gelmiş ve yüzündeki endişe ifadesi Pamuk’u ellerine almasıyla rahatlamıştı. O gün Pelin için saf bir sevginin doğuşuydu, Can içinse bileğine rengini göremediği balonun bağlandığı gündü. O gün tanışmalarından birkaç ay geçtikten sonra Can, Pelin için sevginin sembolüne dönüşmüştü fakat kendisi hala balonun rengini göremiyordu. Pelin’i gördüğünde, diğer insanları gördüğünde olduğu gibi vücudunu renkler kaplamıyordu. Sadece kalbinin içinde sımsıcak bir yuva hissediyordu. Bu yuvanın içindeki huzur ona tüm renkleri hissettiriyordu.

Bir gün Pelin, kendi balonunun neden renksiz olduğunu sordu. Bu durum onun içinde çok büyük bir üzüntüye sebep oluyordu. Can tüm insanları bir renk olarak hissederken Pelin’in rengini görememesi onun hislerinin canını acıtıyordu.

Can bu soru karşısında önce duraksadı. Ardından gözünü bile kırptırmayan bir eminlikle cevap verdi:

“Sen gözlerimin göremeyeceği bir renksin. Seni ancak ruhumun damladığı o özel anlarda kalbimle görebiliyorum. Senin rengini ancak kalbim algılıyor ve o anlarda içimde dolaşan kanın rengi de sana dönüşüyor. Seni gözümle, etinle ve kemiğinle göremem. Tutunduğun elde görebilirim ve söylediğin şarkıda. Baktığın gökyüzünde görebilirim seni; mavi değil, turuncu veya kızıl da değil. Ve kirpiklerini kırpıştıran, yüzünü ısıtan güneş ışıklarında; onlar da sarı değil. Pigmentin bu dünyanın ötesinde yazılmış ve ben de seni öte bir hisle görüyorum.”

Yanıt, Pelin’in ruhundaki tüm şüphe çatlaklarını parıltılarla kapattı. Renksiz olmanın ayrıcalığı daha güzel aktarılamazdı. Birlikte renksiz kalarak tüm renkleri yaşayacaklarına kendi içinden sessizce söz verdi ve Can’a, tüm inancıyla iç içe geçmiş güveniyle sarıldı. Artık renklerin büyüsünü o da hissediyordu. Dününde, bugününde ve ötesinde…

 

Kaynakça

Kapak Görseli: https://tr.pinterest.com/pin/birthday-boy-art-print-little-boy-balloons-one-son-etsy–277604764501000755/

 

– Emine Kamalı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir