Ruhr bölgesi bir zamanlar Almanlar için kömür ve çelik üretiminden ötürü hayati bir önem taşımaktaydı. Bugünlerde teknolojik yatırımların odak noktası hale gelen Ruhr, kendini Birinci Dünya Savaşından sonra yaşanan “savaş tazminatı” krizinin tam ortasında bulmuş ve bahsi geçen krizin çok önemli bir aktörü olmuştur. Fakat biz sizlere bugün sadece bir krizi veya işgali değil belki
Rönesans’ın kelime anlamı nedir? Rönesans’ı birçok farklı alanda (edebiyat, müzik, mimari vs.) etkileri ve yansımaları olan çağ olarak tanımlarsak yanlış olmaz ama eksik olabilir. Rönesans’ı daha iyi anlamak için kelime anlamına bakalım. Rönesans, Fransızca ‘renaissance’ kelimesinden türemiştir. Sözcük Fransızca naissance “doğuş” sözcüğünden re+ ekiyle birleşerek ortaya çıkmıştır. Latince yorumunda da aynı anlama gelen ‘nascentia’ sözcüğünden
Sen dut kadar acı ve Şarap kadar tatlısın. Zıtlıklarından medet ummam Belki de bu yüzden güzel. Yolunun kesiştiği her Dar sokak geniş caddelere açılır. Derin bir nefes alırsın Belki de adımların bu yüzden güzel. Sen şu kış günü Dilinde eriyen kar tanesi kadar soğuk, Ve yüreğinin içi kadar sıcaksın. Belki de genzin
Yaşam süremizin neredeyse %30’u uykuda geçiyor. Uyku, hayatımızı sürdürebilmemiz için beslenmemiz ve nefes almamız kadar önemli. Peki ya, uyku kalitemizin beslenmemiz ile doğrudan ilişkisi olduğunu biliyor muydunuz? Gelin bu ilişkiyi beraber inceleyelim. Uyku süremizin özellikle bazı gıda bileşenleriyle etkilendiği yapılan kesitsel ve epidemiyolojik çalışmalarda gözlemlenmiş. Örneğin; düşük uyku süresi hem metabolik bozukluklar hem de obezite
Çalışmamıza, “Matrix 4: Resurrections” filminin Birincil Kahramanı Neo, kullanıcı adlı Thomas A. Anderson’ın kurduğu “Sadece rüya olmayan rüyalar görüyorum.” cümlesi ile başlayacağız. Bu bağlamda, Alice Harikalar Diyarında adlı çocuk masalının odak noktasını oluşturan ve aynı zamanda Carl Gustav Jung isimli İsviçreli psikiyatrın da özellikle üstünde durduğu rüya kavramı üzerinden çözümleyeceğiz. Bu noktada Jung, rüyaların bilinçten
Milan Kundera belki de insan ilişkileri üzerine bitirme tezi yazdığını iddia edebileceğimiz nadir insanlardan biri. Gençliğinde partiden de atılmış bir Komünist Parti üyesi, sonraki yaşlarında Paris’te yaşayan ve basınla konuşmayan, muhtemelen iç huzuru yakalamış bir edebiyat efsanesi kendisi. Zaten Louis Aragon bir kitabınız için “yüzyılın en iyilerinden” demişse size sadece şapka çıkartılır. Yine Louis Aragon’un
Ağlamıyor artık sarı menekşeler Solgun gözleri ne de hülyalı bakar oysa Dalıp gider yazdan kalma akşamlara Rüzgarda savrulup dağınık yaşar daima Aldanmıyor artık sarı menekşeler Uçup giden yılların mağrur simasına Tutup gidiyor ellerinden gökyüzünün Kendi sonunu arıyor yalnızca Bir sarı menekşe Koşarak geri dönüyor rüzgardan yuvasına Sonlar
Giriş Bu yazıda anlatılacak öykü, dünya genelinde sahip olduğu 4 milyarı aşkın izleyicisiyle uzak ara en popüler spor olan futbola ait. Birçok kişinin futbola, futbolun hak ettiğinden çok daha fazla önem atfettiği rahatlıkla söylenebilir. Portekiz’i 36 yıl boyunca yöneten ünlü diktatör António de Oliveira Salazar, sıkça atıfta bulunulan bir anlatıya göre iktidarını bunca süre korumayı
Gözlerim gözlerine değip geçmişti bir sonbahar akşamı hatırlarsın Benim gözlerim en büyük anlatıcısıydı yine hüzünlü anların Sen yine gülüyordun gözlerinle beraber İkimizde küçük kağıt kesiklerini taşıyorduk yaşıyorduk içimizde Sen yaralarından ağaç yapmayı öğrenmiştin Büyütmüştün onları Koskoca bi ormanı taşıyordun içinde Ben senin gibi değildim Neşeli bir enkaz vardı ruhumun derinlerinde Ağaç büyütmemiştim ben hiç Gittim
Bir tarafta dünyanın her köşesinde oynanan ve en çok takip edilen sporu, diğer tarafta ise gündelik hayatın bir parçası haline gelmiş, insanlığın yaşayış biçiminden ülkelerin birbirleriyle olan ilişkisine kadar sayısız alanda etkisi bulunan bir disiplin. Futbol ve siyaset her ne kadar birbirinden ayrı iki alanmış gibi gelse de kulağa bu ikili arasında göründüğünden daha derin










