Bazı Şeyler Ölmeye Değer: FC Start

/ / SPOR
Giriş

Bu yazıda anlatılacak öykü, dünya genelinde sahip olduğu 4 milyarı aşkın izleyicisiyle uzak ara en popüler spor olan futbola ait. Birçok kişinin futbola, futbolun hak ettiğinden çok daha fazla önem atfettiği rahatlıkla söylenebilir. Portekiz’i 36 yıl boyunca yöneten ünlü diktatör António de Oliveira Salazar, sıkça atıfta bulunulan bir anlatıya göre iktidarını bunca süre korumayı “3 F” sayesinde başarmıştır. Bunların ilki olan “Fado” müziği, ikincisi olan “Fiesta” eğlenceyi temsil etmektedir. Takdir edersiniz ki üçüncü F, futbolu simgelemektedir. Söylenene göre Salazar, halkının futbola gerekenden fazla önem vermesini kullanmış ve onları futbol ile uyuşturarak uzun yıllar yönetmiştir. Ancak her şeye rağmen futbolun kitleleri harekete geçirebilecek nitelikte hatta bazen belki de ulusların kaderini belirleyip tarihin seyrini değiştirebilecek nitelikte bir oyun olduğunu da unutmamak gerekir. Futbolun ne ölçüde önemli olduğu şöyle dursun, tarihi ve sosyolojik boyutu düşünüldüğünde bu yazıya konu olan olayın yalnızca bir futbol olayı olarak görülemeyeceği, futboldan çok daha fazla anlam taşıdığı açıktır. Öykümüz, bir Ukrayna futbol takımının işgalci Nazi askerlerine karşı göstermiş olduğu direnişi konu alacak.

Dönemin Dünyasına Kısa Bir Bakış: Naziler Ukrayna’da

Yıl 1941, İkinci Dünya Savaşı sürmekte. Batıda Fransa’yı saf dışı bırakan Adolf Hitler önderliğindeki Nazi Almanyası gözünü doğudaki komşusuna, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne dikmiş durumda. Bu amaçla 22 Haziran 1941 tarihinde başlattığı Barbarossa Harekatı ile doğuya hücum eden Alman birlikleri, Temmuz ayına gelindiğinde Ukrayna’ya girmiş, Kiev kapılarına dayanmıştı. İkinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli muharebelerinden biri burada gerçekleşecekti. Aylarca süren yoğun çatışmalar sonucunda son SSCB birliği de 26 Eylül 1941 tarihinde teslim oldu. Almanların 600 bin Sovyet askerini teslim aldığı bu savaş Hitler tarafından “tarihin en büyük savaşı” olarak nitelendirilecekti.

Savaş uzun ve son derece şiddetli geçmişti. Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biri olan Kiev, yoğun bombardıman sonucunda neredeyse tümüyle yıkılmış durumdaydı. İşin kötüsü, çok soğuk ve uzun geçecek olan 1941 kışı kapıdaydı ve harabe hâldeki şehirde ne iş vardı ne de aş. Bu nedenle Almanlar şehri yeniden inşa etmeye giriştiler. Bu süreçte de ilk olarak açılmasına izin verilen yerler eczaneler ve fırınlar oldu. İşte, bu açılan fırınlardan biri, bu öyküde önemli bir rol oynayacaktı.

 

(Kiev Muharebesi’nde kentin uğradığı yıkımın görüntüsü, 1941)


FC Start Kuruluyor

İşgal altındaki Ukrayna’da, başta Almanya olmak üzere Almanya’nın müttefiki olan Romanya ve Macaristan’dan çok sayıda asker bulunuyordu. İşgal kuvvetleri, askerlerin moral ve motivasyonunu yüksek tutmak amacıyla Kiev’de yarı amatör bir futbol ligi oluşturmaya karar vermişti. Alman, Rumen ve Macar askeri birlikleri kendi aralarında kurmuş oldukları futbol takımlarıyla bu ligde boy gösteriyordu.

Kiev’de fırın açmasına izin verilen Çek asıllı Alman vatandaşı Joseph Kordich de bu ligde mücadele etmek üzere bir takım kurmak istiyordu. Kordich, savaştan önce Ukrayna’nın en büyük futbol takımı olan Dinamo Kiev’in çok sıkı bir taraftarıydı. Kordich, Dinamo Kiev’in ünlü oyuncusu olan Truseviç (Mykola Trusevych)’in savaşta Nazilere tutsak düştükten sonra kurtulduğunu ve Kiev sokaklarında işsiz bir biçimde dolaştığını öğrenmişti. Bu haberin ardından onu bulup fırınında kendisine iş vermişti. Kordich yıldız oyuncuya bu hayâlinden bahsedince takımın tohumları atılmış oldu. Kendisi gerekli izinleri almak için çalışırken Truseviç de eski takım arkadaşlarının içinde sağ olanları aramaya başlamıştı.

Truseviç’in ilk ulaştığı kişi Dinamo Kiev’in sağbeki Ivan Kuzmenko oldu. Sonrasında Kuzmenko’nun yardımıyla 6 Dinamo Kievli oyuncuya daha ulaşılmıştı. Yeni bir futbol takımının kurulacağı haberini alan 3 eski Lokomotif Kievli oyuncu da diğerlerinin arasına katılmıştı. Böylelikle takım tamamlanmıştı. Dinamo Kiev oyuncuları Kiev Muharebesi’nde Nazilerin karşısında savaştıkları için savaş sonrasında Almanlar bu kulübün kapatılmasını kararlaştırmıştı. Dolayısıyla yeni kurulan bu takımın adı Dinamo Kiev olamazdı. Takım, yeni bir başlangıcın simgelenmesi umuduyla “FC Start” adıyla kuruldu.

 

(FC Start takımının fotoğrafı)


FC Start Lige Katılıyor

Takım kurulmuştu kurulmasına ancak lige katılma hayâlinin önünde büyük bir engel vardı. İşgalci Nazi yönetimi, arkasında yoğun halk desteği olan bir futbol takımının kurulmasına izin veremezdi. Böyle bir durum kentteki düzeni bozabilir, halkın Almanlara karşı direnişinin fitilini ateşleyebilirdi. Kurulan futbol liginden sorumlu olan işgalci Nazi Albayı, bu gerekçelerden ötürü başta FC Start’a temkinli yaklaştı. Ancak takımın antrenmanını izlemeye gittiğinde karşılaştığı manzara Albay’ın içini epey rahatlattı. Oyuncuların formalarından ayakkabılarına kadar her türlü donanımları son derece kötü durumdaydı. Bununla birlikte oyuncular açlığın da etkisiyle zayıf düşmüştü, oldukça güçsüz görünüyorlardı. Bu acınası görüntüler, Albay’a FC Start’ın kolay lokma olacağını düşündürmüş olacak ki Albay, fırıncı Kordich’in başvurusunu kabul etti ve FC Start lige katıldı.

FC Start’ın ilk rakibi, işgalci yönetimle iş birliği hâlinde olan Georgi Şvetsov’un kurmuş olduğu Rukh takımı olmuştu. 7 Haziran 1942 tarihinde oynanan maçta FC Start, rakibini 7-2 yenmeyi başarmıştı. Ardından sırasıyla Macar Garnizonu’nun takımını 6-2, Alman topçu birliklerinin takımını 7-1, Ukrayna Spor Derneği’ni 8-2, Alman demiryolu işçilerininin takımını 6-0, Alman ordusundaki bir Macar karması takımını 5-1 ve son olarak Alman ordusundaki bir başka Macar karması takımını 3-2’lik skorlarla mağlup etmiş, bir anlamda yenilmez olduğunu göstermişti. Rakip takımların oyuncuları oldukça iyi koşullar altına yaşıyor ve tüm gereksinimlerini karşılıyor olabilirlerdi, fiziksel anlamda FC Start oyuncularına karşı büyük bir üstünlük taşıyor olabilirlerdi ancak FC Start oyuncuları her şeye rağmen profesyonel birer futbolcuydu. Durum böyle olunca amatör oyunculara karşı kazanmak onlar için pek de güç olmuyordu.

Almanlar bu durum karşısında oldukça öfkeliydiler. Halk, FC Start’ın karşılaşmalarını büyük bir ilgiyle takip ediyordu ve FC Start, karşısına çıkan tüm işgal kuvvetleri takımlarını hem halkın hem de işgalci komutanların gözleri önünde olağanüstü oyunuyla adeta rezil ediyordu. Öyle görünüyordu ki Almanların “üstün ırk” olma iddiası Kiev’de gerçekleşen futbol liginde pek de karşılık bulmuyordu.

Bu durum daha fazla devam edemezdi. FC Start’ı yenecek bir takım kurmak gereklilik olmuştu. Almanlar hemen çalışmalara başladılar. Çoğu hava kuvvetlerinden oluşan “Flakelf” adında çok iyi bir takım kurdular. Tarih 6 Ağustos 1942’yi gösterdiğinde Ukraynalı FC Start ve Alman Flakelf takımlarıyla birlikte bütün kent Zenith Stadyumu’na akın etmişti. Start’ın oyununa ve yerel halkın takıma olan desteğine bakıldığında Almanların karşılaşmaya seyirci almaması beklenebilirdi. Ancak Almanlar kurmuş olduğu bu yeni takımla galibiyetten son derece emindiler. Bu yüzden tribünde maçı izleyenler arasında yalnızca Ukraynalı seyirciler değil aynı zamanda pek çok Nazi komutanı da vardı. Ancak maç hiç de Almanların beklediği gibi geçmedi. FC Start Almanları adeta sahadan sildi ve karşılaşmayı 5-1’lik skorla üstün tamamladı. O gün hem stadyumda hem de Kiev’in genelinde büyük bir coşku vardı. Ukraynalı 11 futbol oyuncusu, savaşta yenik düşmüş bir ulusun onurunu kurtarmış, onlara bu sefalet içerisinde sevinecek, kutlayacak bir zafer armağan etmişti.

Ölüm Maçı

Maç sonucu Ukraynalılar için bir bayram havası yaratmışken Almanlar öfkeden deliye dönmüştü. Bu sonucun halk üzerinde yarattığı etki, işgalci yönetim için sakıncalı boyutlara varabilirdi. Almanlar yerlerinde oturup insanların alaycı söylem ve bakışlarına maruz kalamazdı. Yaşanan hezimetten 3 gün sonra, 9 Ağustos 1942 tarihinde oynanmak üzere, derhâl yeni bir maç ayarladılar. Ancak bu, ilk maçtan farklı olacaktı. Ligde oynanan diğer karşılaşmalarda, oyun “adil” olsun diye hakem, maçı oynayan takımların temsil ettiği ülkelerin bir vatandaşı olmazdı. Ancak bu maçta hakem olarak bir Nazi askeri olan Teğmen Erwin atanmıştı. FC Start’ı sahada oyun kuralları ile yenemeyeceğini anlayan Almanlar, her türlü düzenbazlığa başvuruyordu. Bizzat Nazilerin Doğu Ordusu Komutanı, bir rövanş maçının yapılmasını ve FC Start’ın bu maçı kaybetmesini emretmişti.

 

(Daha sonraları “Ölüm Maçı” olarak adlandırılacak maçın gazete haberi)

Maç günü gelip çatmıştı. Oyuncular soyunma odalarında son hazırlıklarını yaparken FC Start’ın soyunma odasına giren Nazi komutanı, Ukraynalı oyunculara maçtan önce yapılacak olan seremonide Nazi selamı vermelerini ve maçın başında bir iki gol atıp seyirciler anlamadan maçı Almanların kazanmasına izin vermelerini söylemişti. Takdir edersiniz ki bu bir rica değil, bir emirdi. Tam soyunma odasından çıkarken de kuşkuya yer bırakmayacak biçimde niyetini belli etmişti. Ukraynalı oyunculara maçı kazanmaları durumunda “kurşuna dizileceklerini” söylemişti. Bu söz FC Start soyunma odasında buz gibi bir hava yarattı. Ölüm sessizliğini bozansa takım kaptanı Truseviç oldu. Arkadaşlarına, “Kazanırsak canımızı, yenilirsek ruhumuzu kaybedeceğiz, seçim sizin.” dedi. Bunun ardından oyuncular galibiyet yemini ederek sahaya çıktılar.

Almanların 3 gün önce yaşanan hezimete rağmen maça yine seyirci kabul etmesinin tek nedeni, yenilmez olarak görülen FC Start’ın Flakelf tarafından nasıl yenildiğini bütün Kiev halkına göstermek ve halk içinde filizlenebilecek bir direniş hareketini tümüyle sindirmekti. Maç öncesi seremonide Flakelf takımı oyuncuları tribündeki Alman komutanlara Nazi selamı verirken FC Startlı oyuncular Nazi selamı vermeyi reddederek iki ellerini havaya kaldırıp seyircileri selamladılar.

 

(Maç önü seremonisinde yapılan “Nazi Selamı”)

Maç, Flakelf takımının kural dışı hareketleriyle başladı. FC Startlı oyuncular Almanların tekmelerine maruz kalıyor, itiliyor, yaka paça düşürülüyor ama Alman hakem bütün bu sert müdahaleleri görmezden gelip oyunu devam ettiriyordu. Maçın ilk golü de bu şekilde gelmişti. Yere düştükten sonra kafasına tekme gelen FC Start kaptanı Truseviç sakatlanmış ve takım arkadaşları onun yanına koşmuştu, Flakelf takımı ise topu boş kaleye yollayıp 1-0 öne geçmişti. Bir yanda her yeri yara bere içinde olan Ukryanalı oyuncular, diğer yandaysa hakem desteğiyle oynayan ve sertlikten asla kaçınmayan Almanlar vardı. Tüm bunlara rağmen FC Start’ın pes etmeye niyeti yoktu. Önce Kuzmenko uzaklardan enfes bir şutla skora dengeyi getirmiş, ardından da FC Start 3-1’lik üstünlüğü sağlayıp ilk yarıyı önde kapatmıştı. Burada, soyunma odasında gerçekleşen olaylarla ilgili birçok farklı kaynağın pek çok farklı anlatısı mevcuttur. Sık anlatılanlardan birinde bir Alman komutanın FC Start soyunma odasına inip oyuncuları bir kez daha tehdit ettiği belirtilmektedir. Yine sık anlatılan bir olaya göreyse FC Start kaptanı Truseviç, ikinci yarıya çıkmadan hemen önce soyunma odasında arkadaşlarına “Bazı şeyler ölmeye değer.” demiştir.

İkinci yarıya hızlı başlayan Almanlar 2 gol bulup skoru 3-3’e taşıdılarsa da Ukrayna ekibi maçı bırakmamış ve 5-3’lük üstünlüğü ele geçirmişti. Dakikalar 70’i gösterdiğinde ise o unutulmaz olay yaşanmıştı. Skor 5-3 iken FC Start takımı oyuncusu Klimenko kaleci dâhil 4 kişiyi çalımlamış ve kale çizgisine geldiğinde topu boş kaleye göndermek yerine geri dönüp orta sahaya vurmuştu. Takımın en genci olan Klimenko’nun yaptığı bu hareket Almanları öylesine aşağılamıştı ki bu pozisyon sonrasında Alman hakem, tribündeki komutanından gelen emir üzerine maçın süresinin dolmasını beklemeden son düdüğü çalmış ve maçı bitirmişti. FC Start, tüm tehditlere rağmen, tüm adaletsizliklere rağmen maçı 5-3’lük skorla galip tamamlamıştı.

Maçın Ardından Gerçekleşen Olaylar

Bazı kaynaklara göre FC Startlı oyuncular maç biter bitmez Naziler tarafından kurşuna dizilmiştir. Ancak maç sonunda oyuncuların birlikte çekilmiş bir fotoğrafının olması bu iddiayı zayıflatmaktadır. Bununla birlikte günümüzde de tanık olduğumuz üzere var oluşunu Nazileri yenilgiye uğratmasıyla öyküleştiren SSCB’nin bu olayı bir propaganda malzemesi olarak kullanmak üzere abartmış olması oldukça muhtemeldir. Zaten halkın gözünde adeta birer kahramana dönüşmüş olan oyuncuları bir de maçtan hemen sonra oracıkta infaz etmek, halkın tümüyle galeyana gelmesine ve kent genelinde büyük olayların yaşanmasına neden olacağı için Almanların böyle bir karar alması hiç de mantıklı değildir. Tüm bunlara ek olarak FC Startlı oyunculara maçın ardından neler olduğuyla ilgili çok sağlam kaynaklar da vardır.

Maçtan 9 gün sonra Almanlar sahada alınan yenilginin intikamı için harekete geçtiler. FC Start takımı oyuncuları farklı nedenlerden dolayı birer birer göz altına alınıyor, her birine işlemedikleri suçlarla iftira atılıyordu. İlk kurban Mykola Korotkykh olmuştu. Gizli bir örgüte üye olduğu iddiasıyla tutuklanan oyuncu, karakoldan sağ çıkamamıştı. Polis tutanakları yıldız oyuncunun sorgulama sırasında kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiğini söylüyordu. Yine Chachenko, öldürülen bir diğer FC Start oyuncusuydu. Polis, Chachenko’nun kaçmaya çalışırken vurulmak zorunda kalındığını ve öldürüldüğünü söylemişti. Balakin, Melnik ve Suharec dışındaki oyuncular, ünlü “Babi Yar Katliamı”nın gerçekleştiği “Syrets Toplama Kampı”na gönderildi. Almanların cephede almaya başladığı yenilgilerin acısını tutsaklardan çıkarmaya başlamasıyla birlikte de buradaki birçok futbolcu keyfi yere infaz edildi. “Ölüm Maçı”nda sahada olup savaş sonrasında hayatta kalan 3 oyuncu vardı: Tyutchev, Svyridovskiy ve Honcharenko. Hepsine madalya verildi ve her biri halk kahramanı ilan edilidi.

 

(FC Start takımının anısına Kiev’de dikilen bir anıt)

Sonuç

Yazının başında da belirtildiği üzere, futbolun ne ölçüde önemli olduğu çok ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte özünde bu konu, tümüyle kişiye özgü açıklamalara ve anlamlandırmalara bağlıdır. Ancak kişisel görüşten bağımsız olarak bu öyküyü okuyan herkes şu konuda düşünce birliğine varabilir ki FC Start’ın öyküsü asla yalnızca bir futbol öyküsü değildir. Savaşta alınan yenilginin getirdiği kıtlık, ölüm, yıkım ve sayısız sorunun altında ezilmiş olan bir ulus, bir futbol takımının çevresinde kenetlenmiş, ortak bir amaç uğrunda birleşmiş, toplumsal bir devinim oluşturmuş ve ulus olma bilincini koruyarak işgal altında varlığını sürdürebilmiştir.

 

Metin Kaynakçası

1- Lee, Johnny K. “Playing For Life: Survival Soccer In 1942”. Soccer & Society. 7/4 (2006): 486-493.
https://doi.org/10.1080/14660970600905760 

2- https://www.malumatfurus.org/dinamo-kievli-futbolcularin-nazilere-karsi-kazandiklari-mac-sonrasi-olduruldukleri-iddiasi/

Görsel Kaynakçası

https://donetskway.wordpress.com/2012/06/07/fc-start-and-the-infamous-death-match/ 

 

-Halil Mertcan BOZKIR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir