Evet doğru bildiniz, Medici ailesinden bahsediyorum. Ünleri Floransa’yı ve İtalya’yı aşıp tüm dünyaya yayılan bu aile, aktif olduğu dönemde de gücü Floransa sınırlarını aşmış ve tüm Avrupa’yı etkisi altına almıştır. Zira bu aileden birden çok papa ve monark çıkmıştır. Daha sonraları kardinal ve papa olarak göreceğimiz aile mensupları olmasına ve papanın bankerleri olacakları gerçeğine rağmen
Temsil “representation” kavramı, bir şeyi tasvir, tanımlama yoluyla zihinde canlandırmak anlamlarına gelen temsil etmek “represent” fiilinden gelmektedir. Fransızca’da sunmak, göstermek, anlamına gelen representer fiilinin de türemiş olduğu Latince repraesentare kökünden türetilmiştir (Pitkin, 2014). Temsil kavramının siyasi bağlamda kullanılmasına ilk kez Antik Yunan döneminde rastlamaktayız. Demokrasinin beşiği Atina’da temsiliyet sistemine dayalı bir meclis bulunsa da o
Sürekli düşünce hâlindeyim. Nereye aitim, benim için doğru olan ne, bunca yüke rağmen var olmanın anlamı nedir? Tüm bu sorular ve daha fazlası… Çoğu zaman hiçbir cevap bulamıyor ve cevaplandır(a)madan geçiştiriyorum. Çünkü başka çarem olmadığını biliyorum. Şimdi sizlerle bir yolculuğa çıkacağız sevgili okuyucu. Ait ol(a)mamak, farkındalık ve sorgulamanın insan üzerinde yarattığı nahoş etkiyi konu alan
Türkiye’de gündem çok değişken, her gün yeni bir habere uyanıyoruz ama hiçbir zaman değişmeyen bir gündem var: Kadına şiddet. Türk yapımları da bu konuyu oldukça fazla ele alıyor. Her seferinde ”Biz kadına olan şiddete dikkat çekmek için yola çıktık.” misyonunu benimsediklerini iddia edip bunun tam aksine daha da özendirici sahnelerin yer aldığı eserleri görüyorum, görüyoruz.
Boks ve savunma sanatları gerek ülkemizde gerekse dünya çapında son derece rağbet gören alanlar. Bu sporlarla çeşitli seviyelerde çeşitli amaçlarla uğraşan milyonlarca sporcu var. Kimi kilo vermek ve daha sağlıklı bir vücuda sahip olmak için kum torbalarını yumruklarken kimileri de gerektiğinde kendini koruyabilmek için bu sporları yapıyorlar. Tüm bu dalların pek tabii bir de profesyonel
Pandemi sürecinde çoğumuz (özellikle öğrenciler olarak) evde daha çok vakit geçirdikçe yeni uğraşlar aramaya başladık. Bunlardan biri de spor yapmak oldu bazılarımız için (kimilerimizin de hâlâ aklının köşesinde olan bir konu). Sağlıklı olmak, fiziksel görünüşümüzü değiştirmek gibi birçok farklı amaçla spor yapıyoruz ya da yapmayı düşünüyoruz. Spor yapma amaçları çeşitlilik gösterse de hepsinde etkilenen ortak
Klasik anayasa anlayışının temelini oluşturan kuvvetler ayrılığı teorisi, daha önce farklı düşünürler tarafından dile getirilmiş olsa da, gerçek kurucusunun Montesquieu olduğu kabul edilir. Montesquieu’ye göre bu teori: ‘‘Devlet iktidarını sınırlandırarak vatandaşların temel hak ve hürriyetlerini korumak amacıyla, devlet iktidarını yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üçe bölüp bunlardan her birinin birbirinden bağımsız olan üç ayrı
Kapıyı kırarcasına çalmaya devam etti Doğa: “Semih! Yine mi uyuyorsun, lütfen duy artık çok yoruldum.” diye şikayetlenmeye başladı son yumruklarıyla. Kapı bir türlü açılmadı, inatla açılmayan kapının ardından sesi duyulan telefon da kapının inadına eşlik etti. Hiç bu kadar uzun süre ya da hiç bu kadar derin uyuduğuna şahit olmamışlardı Semih’in o yüzden gittikçe panikliyordu
Herhangi bir konuda bir şeyin doğruluğuna veya bir şeyi yapmaya ‘objektif olarak’ karar vermek, sanıldığından daha zor bir süreçtir. Özellikle de hata yapmanın iyi olmayan sonuçlar doğurduğu durumlarda. Bu durum bilgisayarlar için her zaman geçerlidir. Bir bilgisayarın hesaplamada hata yapması asla beklenmez, dolayısıyla bilgisayar ve bu bilgisayarı tasarlayanların bilgisayarın karar verme mekanizmasında, ‘diğer insanların aksine’
Entelektüel, entelektüel olma günümüzde halen toplumda kendi çevresi içinde değer verilen kavramlar olmanın yanı sıra halk arasında fazla kasıntı, bazen boş işlerle uğraşma -deyim yerindeyse entel dantel işler oluyor bunlar- olarak algılanılan kavramlardır. Aslında halk arasında algılanılan olumsuz düşünceler, entelektüel kavramının ilk ortaya çıkış zamanlarındaki değerlendirilişten çok da farklı değildir. İlk olarak Dreyfus Olayı ile








