Floransa’nın Taçsız Kralları: Pater Patriae

/ / TARİH

Evet doğru bildiniz, Medici ailesinden bahsediyorum. Ünleri Floransa’yı ve İtalya’yı aşıp tüm dünyaya yayılan bu aile, aktif olduğu dönemde de gücü Floransa sınırlarını aşmış ve tüm Avrupa’yı etkisi altına almıştır. Zira bu aileden birden çok papa ve monark çıkmıştır. Daha sonraları kardinal ve papa olarak göreceğimiz aile mensupları olmasına ve papanın bankerleri olacakları gerçeğine rağmen Vatikan ile araları her zaman bu kadar iyi değildi. Bunun yanı sıra aynı şekilde daha sonra Fransa kraliçesi olacak kızlar yetiştirmelerine rağmen soylu aileler ile de araları her zaman bu kadar iyi değildi. Bunun temelinde Medici’nin tehditkar gücünün yanı sıra, geçmişi ve benliğinin etkisi büyüktür. O zaman bu ailenin nasıl ortaya çıktığını, aslında kimler olduklarını, güçlerinin doğuşunu ve yükselmelerini inceleyelim.

Önce ailenin ismine bakalım. Medici kelimesi İtalyanca doktor anlamına gelen ‘’medico’’ kelimesinin çoğul halidir. Böyle baktığımızda ‘’i medici’’ , doktorlar/hekimler anlamı taşır fakat tarihsel kaynaklar incelendiğinde bu mesleğin ailenin profiliyle pek bir ilişiği bulunmaz. Sadece bir özel isim olarak kullanılmış olması olasıdır. Ailenin armasında 5 kırmızı 1 mavi top bulunur. Mavi top rengi ve üstündeki deseni itibariyle açıkça Fransız kraliyetinin sembolü olarak kullandığı fleur-de-lys dir. Bu sembolün neden Medici ailesi tarafından kullanıldığına dair kesin bir bilgi yok ancak Fransa Kralı Louis XI ‘nin bankaya borcuna karşılık bu sloganın Medici armasına konmasını kabul ettiği söyleniyor. Böylece Medici Bankası’nın prestiji artmış olacaktı.

Ailenin kökenlerinde bir soyluluk yoktur. Aksine fakir köylüler olduklarını söylemek mümkün. Önceleri yine Toskana içerisinde bulunan Mugello’da yaşayan aile, yün ticaretiyle uğraşıyordu. Yavaş yavaş zenginleşen aile Toskana’nın idare merkezi olan Floransa’ya taşındığında vizyonunu ve uğraş alanlarını genişletmeye karar vermiş gibiydi. Ailenin parlaması ve gelişmesinde babaları Giovanni di Bicci de’ Medici’nin zekâsı, emeği ve hırsı vardır. Ancak onu bu sektörde yetiştiren de amcasıydı. Amcası Vieri di Cambio de’Medici finans sektörüne girdi ve Giovanni’yi de bu alanda eğitti. Giovanni önceleri Roma’daki şubeyi yönetirken sonrasında işlerini geliştirip eşinin çeyizi olan sermaye ile Roma’daki bankayı satın aldı ve zaman içinde bankayı Floransa’ya taşıdı. Böylece tarihin en ünlü, en kurnaz bankerlerinin hikâyesi başlamış oldu.

Banka büyüdükçe Medici de büyüdü, banka güçlendikçe Medici de güçlendi ve zenginleşti. Vatikan ve önde gelen zengin ailelerle iş yaptılar. Zamanla iş adamı olmaktan çıkıp yönetici oldular. Halk üzerinde büyük bir etkileri vardı. Zaten ekonominin adeta kendisi olmuş olan bu aile siyasete, politikaya, sanata, felsefeye ve daha bir çok alana girmiş, signoria yönetimini ele geçirip Floransa’nın taçsız kralları olmuşlardır. Giovanni 20 Şubat 1429 yılında öldüğünde, yönetime oğulları Cosimo de’ Medici ve Lorenzo de’ Medici geçmiştir. Bu dönemde daha çok Cosimo’nun öne çıktığını görüyoruz. Sebebi ise Cosimo’nun karakter özellikleri ve büyük kardeş olmasının yanı sıra Lorenzo’nun hayatını erken kaybetmesidir. 1440 yılında, 45 yaşında Medici villası olarak bilinen Careggi’de ölmüştür. İki oğlu olan Lorenzo’nun torunu gelecekte I. Cosimo adı ile Medici’ler arasındaki ilk Floransa grandükü olacaktır.

Gelelim bizim bildiğimiz Cosimo il Vecchio’ya. Cosimo, babasının kurduğu ilişkileri ilerletip aileyi büyütürken diğer bir yandan tarihe yön verecek gelişmelerin fitilini ateşleyen bir lider oldu: Rönesans doğuyordu. Kendisi de bir sanatçı olan ve sanata büyük ilgi ve saygı duyan Cosimo de’ Medici, dönemin sanatçılarına büyük destekte bulundu. Bunlardan en ünlüsü şüphesiz Donatello’dur. Halkın sevgisini kazanmak için kutsal mekân olan Floransa Katedrali Santa Maria del Fiore’nin yıllardır tamamlanamamış devasa kubbesini finanse etmeye karar vermiştir. Yetenekli ve yenilikçi mimar Filippo Brunelleschi’nin kimsenin yıllardır yapmayı başaramadığı kubbe için bir fikri vardı. Çift kubbe tekniği uygulayarak projesini hayata geçirdi. Kubbe ve genel anlamıyla duomo  günümüzde de hayran kalınan yapılar arasında yerini alıyor.

İstanbul’un fethi ile ilgili popüler bir söylem vardır. Bizanslı alimlerin fetih ile İstanbul’dan kaçıp İtalya’ya gittiği ve orada Rönesans’ı başlattığı söylenir. Bu söylem kanımca, Fatih Sultan Mehmet’i sanata ve bilime karşı bir hükümdar gibi lanse etmesinin yanı sıra İtalya’daki aydınlanma temellerini ve uğraşlarını da hafife alan, aceleci bir söylemdir. Üstelik bu olay fetihten epey önce, Floransa Konseyinin toplanması ile gerçekleşir. Bu konsey için 1438 yılında Bizans’tan gelen alimler Platon’la ilgili önemli kaynakları da beraberinde getirdiler. Böylece bir akademi kurma fikri doğdu.

Cosimo Avrupa’dan, Anadolu’dan ve Arap dünyasından eski el yazmalarını toplattı. Böylece çok değerli ve büyük bir kütüphane kurdu. Klasik kültürün Doğu’da Arap-İslam felsefesi tarafından ele alınmasından sonra Batı’da yeniden keşfedilmesinde konseye katılan alimlerin katkıları büyüktür. Bu grup arasında en ön plana çıkan isim Konstantinopolisli Georgios Gemistos Plethon’dur. Rönesans’ı başlattığı iddia edilen alimler aslında antik kaynakları çevirip yeniden düzenleyen ve yorumlayan kişilerdi. Bunu ise Medici himayesi altında, Platon Akademisi’nde yapıyorlardı. Gruptaki diğer isimlerden George Amiroutzes ve George Scholarinse bir süre Platon Akademisi’nde çalışmalar yürütüp daha sonra, geçen süre içinde artık Osmanlı toprağı olan İstanbul’a dönmüşler ve Fatih Sultan Mehmet için çalışmışlardır.

Amiroutzes, Sultan için üç methiye yazmıştır. Scholarinse’nin ise Sultan Mehmet’in siparişi üzere Ortodoksluğu tanıtan bir yazı yazdığı bilinir. Kısaca varmak istediğim nokta,  Konseye davet edilme suretiyle Bizans’tan ayrılıp Şehzade Mehmet henüz 6-7 yaşlarında iken Floransa’ya giden ve ikisi haricinde diğerlerinin bir daha dönmediği Bizanslı alimlerin herhangi bir fetihten kaçmadığı veya kovulmadıkları açıktır. Üstelik geri dönenler de değer görmüşlerdir. Rönesans fikri bu alimlerden çok daha köklü olduğu gibi tabii ki Medici ailesinin desteği, çalışma alanı açması ve bu alimlerin kaynakları yenileyerek Latinceye çevirmeleri de bu fikrin hareketine asla azımsanamayacak ivme kazandırdığı bir gerçektir. Careggi Villa’sında kurulan Akademi’nin yanı sıra daha önce de bahsettiğim sanata olan büyük destek ile Floransa artık Avrupa’nın sanat, güzellik ve bilim merkezi olmaya başlamıştı. Muhteşem Lorenzo’nun altın döneminde bu şehirde adını sonsuza kadar unutamayacağımız cevherler çıkacak ve muhteşem bir sinerji yakalanacak.

Fakat Cosimo’ya dönecek olursak her şey sanat ve ilimdeki kadar başarı ve güzellikle devam etmiyordu. Medici ailesinin benimsediği politika, Aristokratlara karşın fakir halkı desteklemek ve kalkındırmaktı. Gerçekten de Medici yönetimi boyunca Floransa halkı zenginlik ve refah içinde yaşamıştır. Bu da aileye daha fazla destekçi, popülarite ve güç sağlıyordu. Fakat şehrin soylu aileleri bu durumdan hoşnut değildi. Zaten Medici’yi eski yün satıcıları olarak görüp sıradan olmaları gerektiğini düşünen bu soylular, Medici’nin Papa ile yakın ilişkileri olmasından da rahatsızdı. Bu yüzden sıkça şehir içi yönetim konusunda Medici ile rekabet halinde olan oligarklar Cosimo’dan kurtulmak istiyorlardı. Burada en ön plana çıkan Albizzi Ailesidir. Çeşitli suçlamalardan yargılanan Cosimo de’Medici, Signoria’da ölüm cezasına çarptırıldı. Ancak daha sonra diğer İtalyan devletlerinin de baskısı ile bu ceza sürgün cezasına çevrildi. 10 yıllık süre için Venedik’e sürüldü. Fakat tam bir sene sonra Floransa’da kalan Medici’lerin çalışmaları ve yeni meclisin lehine kararı üzerine Floransa’ya geri döndü.

Şehre dönüşünün aynı bir muzaffer gibi olduğu söylenir. Halk tarafından coşkuyla karşılanan Medici artık eskisinden de güçlüydü. Mecliste daha fazla yandaşları vardı ve adeta şehri egemenlikleri altına almışlardı. Diğer yandan Albizzi bertaraf edilmişti. Cosimo, devlet kurumlarını elinde tutuyor ve sessizce yönetiyordu. Böylece halkın cumhuriyet inancına olan hassasiyetini kırmıyordu. Medici ailesi estetikti, güzeldi, zengindi ve güçlüydü. Bugün belgelenenlerden çok daha fazla alanda ve konuda girişimleri, müdahaleleri olduğu tahmin edilir. Birçok entrika ve gizli anlaşmalar ile anılırlar. Onlar bir cumhuriyet içindeki kral ve kraliçelerdi.

Cosimo başka hastalıklarının yanı sıra gut hastasıydı da. Hastalık sebebiyle 1 Ağustos 1464’teki ölümünün üzerine, ona minnettar olan Floransa halkı mezarına Ülkesinin Babası anlamına gelen Pater Patriae kelimelerini yazdırdı. Cosimo’nun eşi Contessina, soylu bir aile olan Bardi Ailesinden geliyordu. Giovanni ve Pietro isimlerinde iki oğulları vardır. Cosimo’nun Venedik’te sürgün olduğu dönem tanıştığı Maddalena adında ve Çerkes olduğu tahmin edilen köle ile de bir çocuğu vardır. Carlo ismini verdikleri bu çocuk, kardeşi Pietro’nun çocukları yani yeğenleri ile hemen hemen aynı yaşlarda olup Medici evinde onlarla birlikte büyümüştür. Daha sonra dini alanda gelişerek Roma’da rahiplik yapmıştır.

Cosimo’dan sonra Floransa’yı ve bankayı Pietro de’Medici yönetmiştir. Pietro’nun çok etkili bir yönetimi yoktur ancak aileyi ayakta tutmuştur. Büyük oğlu Lorenzo, yönetimi ele alacak yaşa geldiğinde Pietro çekilmiş ya da çekilmek zorunda kalmıştır. Böylece Medici’lerin kendi tarihleri içindeki en iyi dönemi de skandalların hız kesmemesine rağmen başlamış oldu. Bu sayıda size bu çok ilgi çekici ailenin nasıl ortaya çıktığını ve yükseldiğinden bahsettim. Üç parça halinde anlatmayı planladığım Medici ailesine bir sonraki yazımda, Medici’nin ve Rönesans’ın altın çocuğu, Lorenzo il Magnifico ile devam edeceğim. Çok görkemli, güçlü ve sanatla dolu olduğu kadar kaoslarla bulutlanmış bir serüven bizi bekliyor.

Zeynep KARALİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir