50’ler başında Amerika’nın endüstriyel hükmüyle tanışan ve onlara çorak, işlenmemiş bir koca vatan vaadiyle yaklaşan Türkiye’mizin aynı zamanda sinemayla tanışması ve denk düşmesi de bu yıllara denk gelir. Marshall Planı’nın devreye sokulması, ülkeye ithal ticari ürünlerin girişi, politik çalkantılar, tarımda makineleşme, verilen imtiyazlar doğrultusunda petrol arama ve çıkarma izinleri… Ülke bütün bu karmaşanın ve devinimin
Bu yazıyı şu an okurken anlıyor musunuz? Anlama direkt işleve geçti mi? Yazılan her bir kelime, zihninizde bir karşılık buluyor ve size bir bilgi sunuyor. Her kelimede o kelimenin bilgisi zihninizde tezahür ediyor. Bilmek belki de elinizde olmadan gerçekleşiyor. Gariptir ki bazen de ne kadar istesek de bazı şeyleri anlamakta zorlanıyoruz. Bilmek, isteği çoğu zaman
Aylardan kasım… Sararmış yaprakların etrafımızı sardığı, sıcakların azalmaya başladığı, etrafımızı hüzünlü bir huzur dalgasının kapladığı, artık yazın neşesinden tamamen çıktığımız ay kasım… Kuşkusuz sonbahar denince aklımıza dışarıda ince ince yağmur yağarken sıcak içeceğimizle pencere kenarında kitap okuduğumuz anlar geliyor. İşte bu yazıda sizin için sonbahar temasına uygun, okurken sonbaharın kasvetli havasını hissedebileceğiniz kitapları derledik. 1)Gurur
Tarım devriminden önce insanlar, kendi kendilerine yeten bir aile ekonomisi sistemiyle hayatlarını idame ettiriyor, iş bölümü ile ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Ne zaman ki toprak işlendi, yerleşik hayata geçildi, işte o zaman bir arada yaşayan insan sayısı arttı. Böylece para arayışı da başlamış oldu. Çünkü kalabalık topluluklarda birbirine yabancılaşan insanlar, ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yapmak zorundaydı. Bunun




