Paranın Kısa Tarihi

/ / SİYASET BİLİMİ

Tarım devriminden önce insanlar, kendi kendilerine yeten bir aile ekonomisi sistemiyle hayatlarını idame ettiriyor, iş bölümü ile ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Ne zaman ki toprak işlendi, yerleşik hayata geçildi, işte o zaman bir arada yaşayan insan sayısı arttı. Böylece para arayışı da başlamış oldu. Çünkü kalabalık topluluklarda birbirine yabancılaşan insanlar, ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yapmak zorundaydı. Bunun için kullanılan ilk yöntem takas ve trampa denilen alışveriş yöntemleri oldu. Takas, borcun aynı cinsten ödenmesiyle; trampa, borcun karşılığının farklı cinsten karşılanması ile gerçekleşen değiş-tokuş türüne verilen isimlerdir. Bu yöntemlerde mal ve hizmet karşılıklı ihtiyaçlara göre el değiştirdiğinden ortak bir ölçü değeri yoktu. Bu sebeple yeni bir sisteme ihtiyaç vardı ve ürün çeşitliliğin artması da bu sistemi karmaşık bir hale getiriyordu.

Ortak bir ödeme aracı belirleyip uygulanan ilk yöntem mal para sistemi oldu. Her bölgede kıymetli ürünler para yerine kullanılıyordu. Örneğin normal şartlarda öncelikli ihtiyaçlardan olduğu için kıymetli olan ve kıtlık zamanlarında değeri iyice artan arpa, Mezopotamya başta olmak üzere birçok tarım toplumunda ortak ödeme aracı konumundaydı. Bira, Mısır’da; çay ise Çin toplumunda popüler bir içecek türü olduğu için ödemelerde sıkça kullanılıyordu. Bu sistemdeki ürünler bölgelere göre çeşitlilik gösterse de ortak bir ürünün varlığı en azından bölgeler içinde işleri daha kolay hale getiriyordu. Öyle ki Sümerlerde arpa satış fiyatını belirleyen temel ürün haline gelmişti.

Bu sistemin kalıcı olmasının önündeki engel ise bolluk ve kıtlık anlarında ürünlerde oluşan arz-talep dengesinin değişimi oldu. Neyse ki yerine geçecek yeni bir sistem bulmak zor olmadı. Artan üretim sayesinde açlık sorunun giderek azalmasıyla Mısır’da değerli madenler, değişim aracı konumuna geldi. Başta çok farklı madenler kullanıldı ancak altın, gümüş ve bakır uzun dönem kalıcı oldu. Altın az bulunduğu için devletlerarasında işlem görürken daha kolay bulunan bakır, halk arasında kabul görüyordu. Bu madenler, küresel anlamda kabul gören değerleri sayesinde ortak bir ölçüt olarak kullanılabiliyordu. Değerli madenlerin başrolde olduğu tartı para sistemindeki sorun ise hassas tartılara ihtiyaç duyulmasıydı. Her ihtiyacın yeni icatlara kapı araladığı gibi bu soruna karşı da arpa, buğday gibi tarım ürünlerinin ağırlık birimi olarak kullanılması ilk çözüm olarak denendi. Hiç şüphesiz bu ürünler arasında en net sonucu veren harnup adı verilen keçiboynuzu çekirdeğiydi. Her yerde aynı olan 0,8 gramlık ağırlığıyla hassas ölçümler yapılabiliyordu. 4 çekirdeğin ağırlığı olan 3,2 gram, dirhem adı verilen paranın ölçüsü olmuş ve Mısır çevresinde kullanılmıştı. Bunun gibi pek çok medeniyette farklı ölçüler ve farklı tartı paralar kullanıldı.

Piyasadaki paranın devlet garantili bir hüviyet kazanması, parayı devletin varlığını ispatlayan bir nesne haline getirdi. Üzerindeki egemenlik imzası ile biçimi, ağırlığı ve ayarı bilinen standart paralar doğmuş oldu. Lidyalıların madenî para keşfinden sonra uzun yıllar bu yeni nesil para, dünya ekonomisinin merkezinde oldu. Para basmak iktidarların otoritesini artırıyordu. Bu yüzden kalpazanlar ve parayı kırpanlar, bu paraların arkasındaki otoriteler için çok büyük tehditti. Bu tür suçlar devletin itibarını zedelediği için büyük yaptırımlarla engellenmeye çalışılıyordu. Tabii ki madenî paraların karşısındaki tek tehdit sahtecilik değildi. Ülke ekonomileri zorlandıkça paranın ayarı ve gramajını düşürerek paranın da değerini düşürürlerdi. Zira parayı basan devletti ve ekonomi kötüyken para basacak değerli maden bulmak kolay olmuyordu. Ancak bu durumda da para değer kaybına uğruyordu. Yani enflasyon yaşanıyordu. Tağşiş adı verilen bu uygulama, Osmanlı’nın son yıllarında ekonomi kötü giderken sıkça başvurulan bir yöntem olsa da piyasaya olumlu bir etkisi olmamıştır.

Günümüze yaklaştıkça kâğıt paranın yayılması sonucunda madenî paraların kullanımı azaldı. İlk olarak 7. yüzyılda Çin’de kullanılan kâğıt paranın Batı’ya ulaşması, diğer Çin kaynaklı icatlarda olduğu gibi kolay olmadı elbette. Aslında Çin’deki kâğıt paralar, madenî paraların karşılığı olarak doğmuştu. Emanet edilen madenî paralar karşılığında senet alınırdı ve bu senetler, karşılığı olan para kadar değer ifade ederdi. Çin devleti kâğıttan paranın üstünlüğünü anladıktan sonra para basım işinde tekel oldu. Artık para devlet eliyle basılıyordu. Çin’e gelen Venedikli tüccarlar bu sistemi beğenerek kendi coğrafyalarına da taşıdılar. Bu sistemden ilham alan İtalyan bankaları, madenî para karşılığı banknot düzenlemeye başladı ve banknotlar kâğıt para olarak kullanıldıkça Kuzey İtalya’da yayıldı. Kâğıt para yaygınlaşmak için uygun iklimi İtalyan şehir devletlerinde bulmuştu. Ticaret merkezi olan kent merkezlerinde doğudan gelen yenilikler harmanlanarak modern banknot oluşturuldu. Kâğıt paranın gücünü diğerlerinden önce fark eden Floransalı Medici ailesi 400 yıl Avrupa’da bankacılık sektöründe en büyük güç oldular. Bu süreç boyunca bir devlet gibi davranıp güven kazanan aile, paranın basım maliyeti ile nominal değeri arasında bulunan fark sayesinde senyoraj geliri elde edip gücüne güç katıyordu. Para basmak mesele değil asıl mesele paranın insanlarca kabul edilmesidir. Bu da verilen güvenle olur. Medici ailesi işte bunu başarmıştı. Aynı zamanda birçok yeniliğe ve keşfe fon sağlayarak önayak olmuştu. Büyük devletler de kâğıt para basmanın sağladığı avantajların farkına vardı ve onlar da yavaş yavaş bu sisteme ayak uydurdu. Ancak ilk para basma tecrübeleri halkın kabul etmedeki isteksizliği nedeniyle başarısız oldu.

Sanayi devrimi ve Fransız ihtilali gibi toplumun dinamiklerini değiştiren olaylardan sonra halkın kâğıt paraya bakışı değişti ve kâğıt paralar tüm dünyaya yayılmaya başladı. Para basma yetkisini elde ederek ve bankacılık sistemini denetleyerek merkezi otoriteler güçlendi. Altın karşılığı üretilen paralar piyasaya sürüldü. Merkez bankaları piyasadaki paralar kadar altın rezerve ediyorlardı. Bu sistem çok uzun süre yaşamadı. 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında sekteye uğrayan sistem 1971 yılında ise fiilen sona ermişti.  1944’te yapılan Bretton Woods anlaşması ile Amerikan doları kilit bir role sahip olmuş bu anlaşma, doları rezerv konumuna taşımıştı. Dolar ise altına sabitlenmişti. İlk başlarda sorunsuz ilerleyen bu sistem, Amerikan ekonomisinin bilhassa savaşlar nedeniyle zora girmesi sonucu spekülasyonlara açık hale geldi. Neticede Bretton Woods sistemi kalıcı olmadı ve 1976 yılında alınan kararla bu sistemden resmi olarak vazgeçildi. Yeni sistem dalgalı kur sistemi oldu. Artık piyasa kendi haline bırakıldı, müdahaleci anlayış terk edildi. Paranın karşılığı ne altın ne de altına sabitlenmiş dolardı. Yeni paralar devletlerin senedi gibiydi. Madenî bir karşılığı olmayan paralar devletin gücü ve itibarı kadar değere sahipti. Günümüzde kağıt para basan devletler, bu paranın değerini koruyabilmek için ülkenin ekonomik, siyasi ve askeri gücünü korumakla mükelleftir. Aksi takdirde milli paralarının enflasyon ya da devalüasyon ile karşılaşması kaçınılmaz olur.

Bugünlerde gündemde olan bir diğer husus da sanal paraya geçiştir. Paranın yüzyıllardır yaşadığı değişimlerin bizi getirdiği son nokta da paraların sanal boyuta taşınması oldu. İnternet aracılılığıyla yapılan çevrimiçi ödemeler ve hatta son yıllarda Bitcoin’in öncülük etmesi ve başka sanal coin’lerin de piyasaya sürülmesi ile sanal ödeme teknolojisinin çok farklı düzeylere taşınması, bu alanın önemini bize gösteriyor. Hatta kripto paralar milli paraları tahtından edebilir mi diye tartışıyoruz. Ancak devletler, ellerindeki para basma ayrıcalığını kaybetmek istemiyor gibi görünüyor. Bu amaçla da hâlihazırda kâğıt para basan bazı merkez bankalarının sanal para çalışmalarına başladığı biliniyor. Kısaca ifade etmek gerekirse devletler, para basmanın avantajlarının farkındalar. Bunu devletlerin bir güç kaynağı olarak görebiliriz. Ancak paranın değerinin parayı basan devletin itibarına bağlı olduğunu ve bu değeri korumanın hiç kolay olmadığını unutmamak gerekir.

Kaynakça

1-YAZ, Dursun ALİ. Antik Çağdan Geleceğe Para. Timaş Yayınları. İstanbul. 2020.

2- EĞİLMEZ, Mahfi. (2012, 23 Şubat) Kağıt Paranın Karşılığı Var mı? Kendime Yazılar. (ET: 08.10.2021) https://www.mahfiegilmez.com/2012/02/kagt-parann-karslg-var-m.html

3- AKBAY, Oktay Salih. (2011)  Küresel Finansal Krizin Kökenleri Üzerine Bir Değerlendirme. Namık Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sosyal Bilimler Metinleri. No:6. ss.1-16.

Kapak Görseli: https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Money-2180330_1920.jpg

-Mücahit ÇALIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir