İzleyici Etkisi: Kalabalık İçerisinde Çaresizlik

/ / PSİKOLOJİ
Giriş: Kitty Genovese Olayı

13 Mart 1964 tarihinde New York’ta akıl almaz bir olay gerçekleşti1. Gece geç saatlerde evine dönmekte olan 28 yaşındaki Kitty Genovese adlı genç bir kadın, evine yalnızca birkaç adım uzaklıktayken bıçaklı bir kişinin saldırısına uğradı. Kitty, komşularının kendisine yardım etmesi umuduyla çığlık atmaya başlayınca çevredeki birkaç evin ışığı yandı ve bunu gören saldırgan hızlıca olay yerinden uzaklaştı. Ancak herhangi birinin Kitty’nin yardımına gelmediğini fark eden saldırgan, kadına ikinci kez saldırdı. Kitty, ağır yaralı bir durumda saldırgandan kurtulup evinin kapısına dayansa da hâlâ hiç kimsenin olaya müdahale etmemesi üzerine saldırgan Kitty’ye evinin önünde üçüncü kez saldırıp ona tecavüz etti ve bıçakla yaraladığı kadını orada bırakıp geri dönmemek üzere oradan ayrıldı.

Hiç de sıradan olmayan tüm bu boğuşmalar ve gürültüler tam yarım saat sürmüştü. Ancak New York Times gazetesinin haberine göre olaya tanık olmuş olan 38 kişinin içerisinden 1 kişi bile müdahalede bulunmaya kalkmadığı gibi bu süre boyunca polise de haber verilmemişti. Komşular olan bitenleri izlemekle yetinmişti. Durum böyle olunca 30 dakika boyunca yardım dilenip sonrasında da yerde can çekişen Kitty Genovese, en sonunda komşulardan birisinin ambulansı aramasına karşın hastaneye varamadan kan kaybından yaşamını yitirmişti.

Daha sonra yayımlanan bir rapor, New York Times gazetesinin olayı abarttığını, görgü tanığı sayısının 38 olduğuna ilişkin herhangi bir kanıtın bulunmadığını ve olaya tanık olmuş kişilerin tümüyle tepkisiz kaldığının da doğru olmadığını gösterdi2. Bununla birlikte yaklaşık yarım yüzyıl sonra New York Times gazetesi, kendi hazırlamış olduğu bu haberin sağlam kaynaklara dayanmadığını açıkladı3. Ancak Kitty Genovese cinayetinin anlatıldığından biraz farklı yaşanmış olması, “İzleyici Etkisi”nin varlığını yadsıyamazdı. Çünkü buna benzer yüzlerce olay kayıt altına alınmıştı. Özellikle bu olayın ardından yapılan çalışmalarla birçok kez doğrulanan bu etkiye göre, yardım isteyen kişinin bulunduğu ortamda ne kadar çok insan varsa kişinin yardım alma olasılığı o kadar azalıyor.

Bu yazıda İzleyici Etkisi’nin nasıl gerçekleştiğini ele alacağız. Bir kişinin bir diğerine böyle bir durumda yardım etmesi için hangi aşamalardan geçmesi gerektiğini inceleyip ardından İzleyici Etkisi’nin üstesinden nasıl gelinebileceğine değineceğiz.

Olay Bilimsel Araştırmalara Konu Oluyor

Kitty Genovese öldürülürken cinayete tanık olan insanların Kitty’ye yardım etmemiş olması, o dönem Amerikan kamuoyunda büyük bir travma yarattı. Medya, haftalarca “New York insanlığını kaybetti!”, “Kalpleri taşlaşmış canavar insanlar!” biçiminde haberler yaptı. Medyaya göre bütün sorun polise bile haber vermediği iddia edilen görgü tanıklarındaydı. Ancak sosyal psikologlar bu kadar insanın bu ölçüde kötü olamayacağını düşünerek “Kimler, hangi durumlarda, ne zaman birbirlerine yardım ederler?” sorusu üzerine araştırmalar yaptılar ve bu bağlamda birçok deney gerçekleştirdiler.

Sosyal psikologlar Bibb Latané ve John Darley de ortamdaki kişi sayısı ile yardım etme davranışı arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim insanları arasındaydı. İzleyici Etkisi’ni gözlemlemek için 50’ye yakın deney gerçekleştirmişlerdi. İşte, bu deneylerin en önemlilerinden biri de ünlü “duman kaplı oda deneyi” idi. Latané ve Darley, yapılan deneyden elde edilen bulgulara dayanarak yardım kararı alma sürecini adım adım inceledikleri, “karar ağacı” biçiminde bir model oluşturdular. Bu modele göre acil bir durumda yardım etme davranışının gerçekleşmesi için “fark etme”, “yorumlama” ve “sorumluluk alma” basamaklarının aşılması gerekiyordu.

Fark Etmek

İlk adımımız “durumun ayırdına varmak”. Elbette ki acil bir durum anında bir kişiye yardım etmek için öncelikle bu durumu fark etmek gerekir. Bu adımı daha iyi kavramak için Latané ve Darley’nin duman deneyine dönelim. 1968 yılında, Columbia Üniversitesi’nde öğrencilerle gerçekleştirilen bu deneyde, öğrencilerden bir anket doldurmaları istendi. Bu, deneyin amacının anlaşılmaması için kullanılmış bir yöntemdi. Anketlerin doldurulduğu odalarda bazı öğrenciler yalnız başınayken bazı öğrenciler başka katılımcılar ile birlikteydi. Tam da bu sırada odaya -sanki bir yangını bildirircesine- duvardaki delikten duman verildi. Kendilerinden isteneni yerine getirirken odaya göz gezdiren yalnız katılımcılar, dumanı ortalama 5 saniyeden kısa sürede fark ettiler. Odada grup hâlinde bulunan katılımcıların odaya dolmakta olan dumanı fark etmesiyse yaklaşık 20 saniyelerini aldı. Deney gösteriyordu ki kişi sayısının daha çok olduğu ortamlarda, “acil” olarak nitelenebilecek durumların ayırdına varılması daha güç bir biçimde gerçekleşiyordu.

Bu noktada fark etme davranışında değişkenlik yaratan bazı yan etkenlerden bahsetmek gerekir. Örneğin işten evine dönen birini düşünelim: Bu kişinin bir acil durum yaşanırken yorgun olması, durumu fark etmesini güçleştirecektir. Çünkü yorgun bir insan, dikkatini bir noktada toplama konusunda her zaman olduğundan daha az başarılı olacaktır. Bununla birlikte çevredeki uyaranların sayısı da fark etme davranışının gerçekleşmesini güçleştiren bir etkendir. Yüksek sesli müziğin ve birçok ışık kaynağının olduğu bir ortamda duman gibi bir uyaranı ayırt etmek, yine alışılagelenden daha zor bir görev olacaktır.

Yorumlamak

Latané ve Darley’nin modelindeki ikinci adım, fark edilen durumu “acil bir durum” olarak yorumlamaktır. Gün içerisinde çevremizdeki insanların gerçekleştirdiği yüzlerce eyleme tanık oluruz. Yardım davranışının gerçekleşmesi içinse bunların içerisinden dikkate değer olanları fark ettikten sonra aciliyet bildiren eylemleri uygun bir biçimde yorumlamak gerekmektedir. Bu adımın daha iyi anlaşılması için bir örnekle ilerleyelim: Yolda yürürken parkta küçük bir çocuğu kolundan çekiştirip götürmek isteyen bir adam ve kendisini çekiştiren bu adamla birlikte gitmemek için direten bir çocuk gördüğünüzü düşünün. Bu adam, çocuğunu eve götürmek isteyen bir baba mı yoksa çocuğu kaçırmak isteyen bir yabancı mı? İşte, bu noktada yorumunuz, tepkinizi etkileyeceğinden yardım etme davranışının gerçekleşebilmesi için tanık olduğunuz bu durumu çocuk kaçırma eylemi olarak yorumlamanız gerekmektedir.

Sözünü ettiğimiz deneyde, odaya duman verilirken katılımcıların harekete geçmesi için öncelikle bu dumanı fark etmesi, ardından da bunu bir yangınla ilişkilendirip olayın acil bir durum olduğunu düşünmesi gerekmektedir. Bu tarz acil durumlarda insanlar, ortamda bulunan diğer insanların sakin olduğunu görüp “Belki de acil bir durum yoktur.” biçiminde düşünebilir. Bu da tıpkı duman kaplı oda deneyinde olduğu gibi yanlış bir yorumlamaya yol açabilir: Odada yalnız çalışanların büyük bölümü dumanın ayırdına vardıktan kısa bir süre sonra sıradaki aşamaya geçip bunu bir yangınla ilişkilendirdiler ve durumu bir yetkiliye bildirmeye gittiler. Üçlü gruplar hâlinde çalışanların çok büyük bir bölümü ise odadaki diğer kişilerin harekete geçmediğini görünce bunu bir acil durum olarak yorumlamaktan kaçındılar. Deneyin ardından kendilerine başta bu dumanı ne olarak yorumladıkları sorulduğunda, bazıları bunun “havalandırmadaki bir sızıntı” olduğunu, bazılarıysa “buhar borularından kaynaklanan bir sorun” olduğunu söyledi. İçlerinden hiçbiri bu dumana neden olan etkenin bir yangın olduğunu belirtmemişti.

Sorumluluk Almak

Karar ağacındaki üçüncü ve son adım, yardım etmek üzere sorumluluk alma kararıdır. Ortamdaki izleyici sayısı ne denli fazlaysa bir kişinin sorumluluk alma olasılığı da o denli azdır. Örneğin deniz kenarında bir yürüyüşe çıktığınızı düşünün. Tam bu sırada bir çocuğun denize düştüğüne ve boğulmak üzere olduğuna tanık oldunuz. Bu gibi bazı durumlarda, olayı fark etmek ve bunu “acil bir durum” olarak yorumlamak çok zaman almayacaktır. Eğer çevrede boğulmakta olan çocuğa yardım edebilecek başka biri yoksa suya atlayıp çocuğa yardım etme eğiliminde olmanız doğaldır. Hatta yüzme bilmeseniz bile yine de yardım etmeye çalışabilirsiniz çünkü bütün sorumluluk sizdedir. Ancak çevre bir hayli kalabalık ise suya atlamak için o kadar da istekli olmayabilirsiniz. İşte, sosyal psikolojide bu duruma “Sorumluluğun Dağılımı Kuramı” adı verilir. Acil bir durum sırasında yardım etme sorumluluğu, ortamdaki her bir birey tarafından paylaşılır ve herkes bir başkasının sorumluluk almasını bekleyebilir.

Duman kaplı oda deneyine dönecek olursak, odada yalnız çalışan öğrencilerin %75’i dumanı fark ettikten ve bunun sakıncalı bir durum olabileceği yönünde bir yorum yaptıktan hemen sonra odayı terk etti ve durumu bir yetkiliye bildirmeye gitti. Ancak odada üçlü gruplar hâlinde çalışan öğrenciler, oda dumanla dolarken yerlerinden kımıldamadı. İlk 4 dakika içerisinde, 8 gruptaki 24 kişiden yalnızca 1 kişi odayı terk etti. Deneyin 6. dakikası bittiğinde odadaki duman öylesine yoğunlaşmıştı ki katılımcılar önlerindeki anket kâğıdını görmekte zorlanıyor ve bazıları gözlerini ovuşturup öksürüyordu. Yine de odayı terk edip dumanı bildirme oranında çarpıcı sonuçlar elde edildi. Üçlü gruptaki iki kişinin deneyi gerçekleştiren bilim insanlarıyla iş birlikçi olduğu, dolayısıyla da odayı bilerek terk etmediği durumlarda deneyden habersiz olup anketi dolduran 3. katılımcıların odayı terk etme oranı %10 idi. Herhangi bir iş birlikçinin olmayıp 3 adet öğrencinin bulunduğu odalarda ise dumanı bildirme oranı yalnızca %38’i buldu. Kendi yaşamları tehdit altında olsa bile katılımcılar sorumluluk almaktan kaçınmışlardı.

Yine Latané ve Darley’nin yaptığı bir başka deneyde, New York Üniversitesi öğrencilerinden özel yaşamlarıyla ilgili sorunlarını telefonda birbirleriyle paylaşmaları istendi. Deneye göre, telefonun diğer ucunda bulunan araştırmacı, bir süre sonra kriz geçiriyormuş gibi davranacak ve öğrencilerden yardım isteyecekti. Gitgide artan yardım istekleri ve konuşma güçlüğü karşısında elbette ki öğrencilerin durumu fark etmesi ve bunun acil bir durum olduğunu anlaması uzun sürmedi. Araştırmanın sonuçlarına göre, kendilerinden başka bir dinleyicinin olmadığını düşünen öğrencilerin %85’i, kriz geçiren araştırmacıya yardım aramak için odadan ayrıldı. Araştırmacıyı dinleyen 4 kişinin daha olduğunu düşünen öğrencilerdeyse yardım çağırma oranı %31’e kadar düştü. Araştırmacı, deneyi sonlandırmak için odaya girdiğinde yardım çağırmayan kişiler olayla ilgili kaygılarını belirtti. Birçoğu şok içindeydi, titriyorlardı ve elleri terlemişti. Ancak yardım edebilecek başka öğrencilerin de bulunduğunu düşündükleri için sorumluluk almaktan kaçınmışlardı.

İzleyicilerin bu gibi durumlarda sorumluluk almaktan kaçınmasının bir başka açıklaması da “izleyici ketlenmesi” adı verilen bir tepkidir. Bu kavrama göre kişi, görece kalabalık bir ortamda yardım etmek üzere sorumluluk aldığında herhangi bir hata yapmaktan korkar. Dolayısıyla çevrede bir başkası olduğunda duruma el atmaktansa geride durmayı yeğleyebilir. Örneğin kişi, kendisine bir an önce ilk yardım uygulaması yapılması gereken birini gördüğünde, küçük bir yanlışının ölümle sonuçlanabileceğini düşündüğünden, yani hata yapmaktan korktuğundan, bir başka izleyicinin yardım etmesini bekleyip sorumluluğu üzerinden atabilir. Yardım beklenen durumla ilgili sahip olunan bilgi ve yetkinlik de bu noktada önemli bir rol oynar.

Bu konuda inceleyeceğimiz son açıklama olan “sosyal etki”ye göre, sorumluluk ortamdaki kişiler arasında dağılınca, herkes yapılması gereken yardımı birbirinden bekler ve ortamdakilerin bir süre tepkisiz kalmasının ardından “tepkisizlik”, norm hâline gelir. Çünkü herkes içinde bulunduğu kalabalığa dâhil olmuş, sosyal ortama uyum sağlamış ve bireysel kimliğini bir süreliğine yitirmiştir. Bu duruma sosyal psikolojide “kimliksizleşme” adı verilir. Birey, kalabalığa dâhil olduğunda kendisi gibi davranmayı bırakıp kalabalığın davranışlarına ve düşüncelerine katılır. Buna en sık verilen örneklerden biri, günlük yaşamında küfretmeyen birinin, bir stadyuma maç izlemeye gittiğinde tribündeki kalabalığa uyum sağlayıp kalabalığın bir parçası olduğu sürece küfretmesidir. Çünkü kişinin bulunduğu ortamın normu budur.

İzleyici Etkisi’ni Yenmek

Peki, İzleyici Etkisi’nin üstesinden nasıl gelebiliriz? Bulunduğumuz ortamdaki diğer insanların acil durumlarda yardım davranışında bulunmasını nasıl sağlayabiliriz? Çalışmalar gösteriyor ki insanların bir başkasının harekete geçmesini beklediği durumlarda, yalnızca tek bir kişinin harekete geçmesi bile diğerlerinin bu etkiyi alt etmesini kolaylaştırıyor. İnsanlar suya düşen bir çocuğu kurtarmak için suya atlayan birini gördüklerinde, kendileri de yardımda bulunmak istiyorlar. Arabası yolda kalan bir kişiye yardım eden birine tanık olduklarında, kendilerinin de bir başkasına yardım etme olasılığı yükseliyor. Grup ödevlerinde sorumluluk alıp uğraş veren bir çalışma arkadaşına sahip olduklarında, yine kendilerinin de adanmışlıkları ve istekleri artıyor.

Hatta bunun mutlaka bir acil durum olması da gerekmiyor. Yapılan bir deneyde insanların, kan bağışı yapmayı kabul eden birini gördüklerinde kan vermeye daha istekli oldukları bulundu4. Yine başka bir deneyde, alışverişe çıkan insanların, yoksullar için bağış yapan birini gördüklerinde kendilerinin de bağış yapmak için motive oldukları sonucuna ulaşıldı5. Dolayısıyla bir kişinin yardım ediyor olması, yardım etme eylemi maliyetli olsun ya da olmasın, diğer insanların da yardım etme olasılığını artırır.

Sonuç

İzleyici Etkisi, farklı zamanlarda farklı kişilerce gerçekleştirilmiş sayısız çalışma ile varlığı bilinen bir sosyal psikolojik fenomendir. Kitty Genovese cinayeti gibi kamu vicdanını derinden sarsan olayların nasıl gerçekleştiği yönünde makul açıklamalar getirmektedir. Bununla birlikte, ortamda bulunan kişi sayısının artmasıyla birlikte kişilerin kendi üzerlerinde duyumsadığı sorumluluğun azalması, örneğin bir orman yangınına tanık olunduğunda, “başkası aramıştır” diye düşünmeyip durumun yetkililere bildirilmesi gerektiğini gösterir niteliktedir. Bu etkinin ayırdında olmak, bu ve bunun gibi birçok olumsuz durumun gerçekleşmesinin önüne geçebilir.

 

Metin Kaynakçası

1- Myers, David. Sosyal Psikoloji. Çev., Doç. Dr. Serap Akfırat. İstanbul: Nobel Akademik Yayıncılık, 2019.

2- Alan Manning ve diğerleri, “The Kitty Genovese Murder and The Social Psychology of Helping: The Parable of The 38 Witnesses”, American Psychologist, 62/6 (2007): 555-562.
https://psycnet.apa.org/buy/2007-13085-001

3- https://www.nytimes.com/2016/04/06/insider/1964-how-many-witnessed-the-murder-of-kitty-genovese.html

4- J. Philippe Rushton ve Anne C. Campbell, “Modeling, Vicarious Reinforcement and Extraversion On Blood Donating In Adults: Immediate and Long-term Effects”, European Journal of Social Psychology, 7/3 (1977): 297-306.
https://doi.org/10.1002/ejsp.2420070304

5- J. H. Bryan ve A. M. Test, “Models and Helping: Naturalistic Studies In Aiding Behavior”, Journal of Personality and Social Psychology, 6/4 (1967): 400-407.
https://doi.org/10.1037/h0024826

6- https://www.simplypsychology.org/bystander-effect.html

7- https://faculty.babson.edu/krollag/org_site/soc_psych/latane_bystand.html

Görsel Kaynakçası

Kapak Görseli: https://newatlas.com/bystander-effect-cctv-study-social-psychology/60330/

Birinci Görsel: https://www.nytimes.com/1964/03/27/archives/37-who-saw-murder-didnt-call-the-police-apathy-at-stabbing-of.html

İkinci Görsel: David G. Myers, Sosyal Psikoloji, çev., Doç. Dr. Serap Akfırat, İstanbul: Nobel Akademik Yayıncılık, 2019, s.461.

Üçüncü Görsel: David G. Myers, Sosyal Psikoloji, çev., Doç. Dr. Serap Akfırat, İstanbul: Nobel Akademik Yayıncılık, 2019, s.462.

 

-Halil Mertcan BOZKIR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir