Can, daima bileğine ipleri bağlı balonları olan bir çocuktu. Rengarenk balonları Can’ın her anında onunla birliktelerdi ve çok ama çok yükseklerde uçuyorlardı. Bazı anlarda bu balonlardan biri diğerlerinden daha yükseğe çıkıyor ve Can’ın hisleri tamamen o renge bürünüyordu. Büyük insanlar bu duyguya sinestezi derlerdi, ama kendisi bu isimlendirme yerine yukarı bakıp balonlarını görmeyi tercih ediyordu.
“Her şey benim için alegoriye dönüşüyor.” Charles Baudelaire Giriş Sanat, insanın dünyayı ve yaşamı bir tür kavrayış ve ifade biçimi olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla bir yeniden üretim süreci olarak sanat, bugün meydana gelmekte olan dönüşümü anlamanın zeminini de sunmaktadır. Bu bağlamda, metinde peşine düşülen ister akış ister süreç ister dönüşüm olarak adlandırılsın, bugün söz konusu
Giriş Cadı, cadılık birtakım gizil kuvvetlerin, doğaüstü varlıklar ve güçlerden miras yoluyla elde edildiği inancına dayanan pratiklere ilişkin bir kavramlaştırmadır. (Emiroğlu ve Aydın, 2003:174) Cadılara herkes aşinadır; masallarda, filmlerde vb. her dönem ayakta tutulmuş evrensel bir figürdür. Ancak kültürlere, dillere yerleşmesi çok kısa bir süreç değildir. İlk Cadılar “Cadı”nın tanımı Avrupa’da 14. yüzyılda başlayan yasaklar
“Kavimler üzerinde ibtidaen saltanat tesis ettiğimiz vakitlerde Gordianus Sezar tekmil Rum eyaletlerinde mukim Gotlardan ve Germenlerden büyük bir kuvvet oluşturdu ve Asuristan’ı işgal ederek bize ve küllî İran kavimlerine saldırmış bulundu. Asuristan hududundaki Meşik’te büyük bir muharebe vuku buldu, vuruşmada Rum ordusunu tarumar eyledik ve Gordianus Sezar katlolundu. Rumlar Filippos’u Sezar ilan ettiler, ve Filippos




