Martin Luther King Jr, bir sözünde “Evrensel ahlakın arkı uzundur, ama hep adalete doğru akar.” der. Fakat evrensel ahlakın arkı kendi kendine akmaz. Başkan Obama bu sözü sever ve sık sık kullanırdı fakat bu sözün devamı olabilirdi. Suyu doğru yola yönlendirenler protestocular, eylemciler ve muhaliflerdir. Geçen hafta, George Floyd’un ikinci dereceden cinayetiyle yargılanan polis memuru
Savaş insanlık tarihi boyunca var olmuş bir olgu. Yüzyıllardır savaşa dair pek çok şey gelişse de savaşın kendisi aslında hiç değişmiyor. Kimi zaman büyük devletlerin köklü politikalarını vücuda getirmek için, kimi zaman da milletlerin hayatta kalması için yapılmış; sonunda hep bir amaca, bir kazanca ulaşılmaya çalışılmış. İşin bu kısmı bizi ilgilendirmiyor. Bugüne değin tarih kitaplarında
Genel Olarak İfade özgürlüğü konusu, devletlerin oluşum aşamasından itibaren hep önem arz etmiş, bu konu üzerine hep tartışılmıştır. İfade özgürlüğü kavramının hukuki bir metinde ilk ortaya çıkışı, 1689 Bill Of Rights (Haklar Bildirgesi) ile İngiltere’de olmuştur. İngiltere’de kitap yazmanın bile devletin gözetiminde olduğu 16. yüzyıldan sonra kısa sürede böyle bir aşama kaydedilmesi, ifade özgürlüğü adına
biraz şarap lazım biraz da özür bak gün bile yeniden doğuyor biraz konuşmak lazım biraz da susmak bak en nihayetinde gece çöküyor gülümseyerek bakıyorum artık aynalara kendimi sevebildiğimden değil artık gülümseyecek kimsem kalmadığından korkarak kaçmıyorum artık karanlıktan korkularım geçtiği için değil artık kaybedecek bir şeyim kalmadığından sanki yıllarca içimde biriken o toz bir
Güneş Sistemi’ndeki her gezegen farklı karakteristikleriyle bilinir. Jüpiter büyüklüğüyle, Satürn halkalarıyla ve Mars canlı yaşamına elverişliliği ile. Lakin Güneş Sistemi’nde öyle bir cüce gezegen var ki yıllardır Güneş Sistemi’nin bir parçası olup olmadığı tartışılıyor. Bugün Güneş Sistemi’nden ve Yunan Pantheonu’ndan sürekli dışlanan Plüton’u inceleyeceğiz. Kuiper Kuşağı’nda bulunan ve büyük bir cüce gezegen olan Plüton, benzerleri





