Plüton: Gezegen Mi Değil Mi?

/ / POZİTİF BİLİMLER

Güneş Sistemi’ndeki her gezegen farklı karakteristikleriyle bilinir. Jüpiter büyüklüğüyle, Satürn halkalarıyla ve Mars canlı yaşamına elverişliliği ile. Lakin Güneş Sistemi’nde öyle bir cüce gezegen var ki yıllardır Güneş Sistemi’nin bir parçası olup olmadığı tartışılıyor. Bugün Güneş Sistemi’nden ve Yunan Pantheonu’ndan sürekli dışlanan Plüton’u inceleyeceğiz.

Kuiper Kuşağı’nda bulunan ve büyük bir cüce gezegen olan Plüton, benzerleri gibi taş ve buzdan oluşur. Plüton Yunan mitolojisinde ölüm ve yeraltı tanrısı olarak karşımıza çıkar. Roma İmparatorluğuna olan geçişte diğer Yunan tanrıları gibi farklı isimler alarak Plüton olmuştur. Tanrıların evi olan Pantheon’dan dışlanan Plüton ismi bir gezegene verildiğinde de o sistemden dışlanmıştır. 1930 yılında Clyde W. Tombaugh tarafından keşfedildiğinden bu yana Güneş etrafında tam bir turunu tamamlayamamıştır. Plüton, 23 Mart 2178 yılında keşfedildiği andaki konumuna ulaşacaktır. Kütlesi Dünya’nın ancak yüzde 0.2’ si kadar olan Plüton’un bu kadar küçük olmasının sebebi etraflarında daha büyük gök cisimlerinin oluşması ve kütle çekimi yardımıyla materyalleri kendilerine çekmeleridir.

1978 yılında Plüton’un bir uydusu olduğu keşfedildi. Uyduya ölüleri Yunan tanrısı Hades (Plüton)’ e taşıyan kayıkçının adı verildi. Yapılan çalışmalara rağmen uzun yıllar boyunca keşfedilemeyen bu uydu, aslında bize çok daha önemli bilgiler veriyordu. Çünkü Plüton ve uydusu Charon’un kütle merkezi bu iki gök cisminden birisinin içinde değil ikisinin arasında ki uzay boşluğunda bulunuyordu. Güneş’in de sahip olduklarıyla birlikte 1.730.000’lere varan uydu sayısıyla bu daha önce güneş sisteminde görülmemiş bir vakıadır.

Güneş’e uzak olması sebebiyle Plüton -229 derecedir. Küçüklüğüne rağmen Plüton’un atmosfer hacmi kendi hacminin 350 katına tekabül eder. Bunun sebebiyse Güneş’e uzak olmasından dolayı. Güneş’e uzak olduğu için Güneş rüzgarı daha yavaş esiyor ve bu sayede Plüton kütle çekimi ile etrafına atmosfer toplayabiliyor. Plüton’un diğer bir ilgi çekici özelliği ise yüzeyinde donmuş su buzu bulunması. Su buzu katmanının altındaysa dev bir global buz altı okyanusu var. Bilim insanları tarafından kraterlerle dolu olması beklenen Plüton’un yüzeyinde ise göze çarpan bir krater bulunmuyor. Bunu sebebiyle gezegenin jeolojik olarak hala aktif olması. Buz volkanları ve gayzerler sayesinde eski krater izlerinin üstü örtülüyor.

Uzun bir süre kataloglarda gezegen olarak kabul edilen Plüton, 2006 yılında gezegenlikten çıkarıldı. Tam olarak gezegenlikten çıkarılmamakla birlikte cüce gezegen sınıfına dahil edildi. Yani normal bir gezegen kadar büyük olmamakla birlikte bir uydu kadar da küçük değildi. Tartışmaların doğmasının sebebi aslında başka bir keşif. Daha öncede bahsettiğimiz gibi Plüton Kuiper Kuşağı denen bir bölgede bulunuyor. Bu bölge Güneş Sistemi’nin sınırı kabul edilmekle birlikte yüz binlerce irili ufaklı gök cismini barındırıyor. 2005 yılında yine Kuiper Kuşağı bölgesinde bulunan Eris adlı bir gök cismi keşfedildi. Eğer Plüton bir gezegen ise Plüton’dan daha büyük olan Eris’in de bir gezegen olarak kabul edilmesi gerekirdi. Tüm tartışmalar bu noktada başladı. Uluslararası Astronomi Birliği duruma el koydu ve Prag’da bir toplantı yaptı. Toplantıdan önceyse kurulan bir komite  gök cisimlerinin 3 sınıfa ayrılabileceğini ve bu sınıflandırmanın kurallarını yazdı. Bu kurallara göre;

Gezegen: Güneş etrafında bir yörüngede bulunan, denge halinde ve yörüngesinin yakın komşuluğunu temizlemiş gök cismi.

Cüce gezegen: Güneş etrafında yörüngede dolanan, denge halinde, yörüngesinin yakın komşuluğunu temizlememiş ve de bir gezegenin uydusu olmayan cisim.

Yukarıdaki tanıma uymayan geride kalan tüm cisimler küçük cisim sınıfına giriyor ve herhangi bir önem sarf etmiyorlar.

Yapılan oylama sonucu büyük bir farkla Plüton gezegenlikten düşürüldü ve cüce gezegenlerin ilki olarak kabul edildi. Yapılan tanımlama bilim camiasının büyük bir çoğunluğu tarafından kabul edildi. Bu şekilde bir süre boyunca bilim camiasında gök bilimciler için büyük bir çalışma alanı olan Plüton, bir alt kümeye inerek önemini kaybetti. Aynı zamanda Plüton Amerikalılar tarafından keşfedilmiş ilk gezegendir. Tartışmaların geçtiğimiz yıllarda tekrardan alevlenmesinin sebebiyse 2019 yılında NASA yöneticilerinden Jim Bridenstine’ nin konuyla ilgili yaptığı bir açıklamadır. Bridenstine:

Bilginiz olsun, benim görüşüme göre Plüton bir gezegen. ‘NASA yöneticisi Plüton’u bir kez daha gezegen ilan etti’ diye yazabilirsiniz. Ben bu sözün arkasındayım, bu şekilde öğrendim ve bu bilginin doğruluğunun arkasındayım.”

Tartışmaları halk arasında kısa süreli olarak hareketlendirse de astronomi alanında bilimsel olarak tek otorite Uluslararası Astronomi Birliği konuya damgayı çoktan vurdu diyebiliriz. Çünkü eğer Plüton bir gezegen olarak kabul edilirse yani astronomide gezegen tanımı daha da genişletilirse gezegen sayısı 25-30’a çıkacak ve de gün geçtikçe başka gezegenler eklenecek. Bu şekilde ipin ucu tutulamaz hale gelecek.

Bu konudaki tartışmalar aslında bilimde bir tanımın yada bir nüansın tüm literatüre ne kadar da çok etki edeceğini gösteriyor. Bunu söylemekle birlikte Plüton’un ve diğer gezegenlerin yaşanan tartışmalardan haberleri olmadığını belirtmekte fayda var. Çünkü tüm yaptığımız tanımlamalar, araştırmalar insan merakının bir sonucu ve biz bazen haddimiz olmayarak gözlem yapma özgürlüğüne sahibiz.

Kapak Görseli:”F For Pluto | Pluto Meme On ME.ME”. 2021. Me.Me. https://me.me/i/f-for-pluto-e47ec4e7b45b42d2935b04ab6532a891

Alparslan ÖZTÜRK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir