Zorunlu Aşı Uygulanabilmesinin Hukuki Yönü

/ / HUKUK
Genel Olarak

2019 yılının son günlerinde hayatımıza giren ve 2021 itibariyle halen hayatımızın bir parçası olmaya devam eden Covid-19 isimli virüs, ortaya çıkması ve pandemi halini alması ile beraber hukuki yönden de birçok soruna konu olmuş ve büyük bir tartışma yaratmıştır. Birçok aşı şirketi, virüsün ortaya çıkmasından sonra çalışmalara başlamış ve 2020 ortalarından itibaren birtakım aşı çalışmaları tescil edilmiştir. 2020’nin Şubat ayında Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 18 aydan önce herhangi bir aşının bulunamayacağını açıklamasına rağmen aşının, pandeminin ilk senesinde bulunması insanlarda aşıya karşı güvensizlik sorununa yol açmıştır. Bununla beraber yapılan çalışmalar sonucunda Covid-19’a karşı geliştirilen aşıların virüse karşı etkili olduğu ve kısa vadede herhangi bir sağlık problemine yol açmadığı belirlenmiştir.

Yaşanan bu karmaşık sürecin sonunda ülkemizde de Sinovac ve Biontech aşıları uygulanmaya başlandı. 2021 sonlarına geldiğimizde nüfusumuzun büyük çoğunluğu aşılarını yaptırdı, yaptırmaya devam ediyor. Devlet, aşıyı özendirmek adına aşı olanlara birtakım kolaylıklar sağlamakta. Bununla beraber tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aşı karşıtı olan vatandaşlar var. Bu yazımda, aşı olmak istemeyen veya olmayan kimselere zorunlu aşı uygulamasının Türk Hukuku açısından mümkün olup olmadığı konusunu incelemeye çalışacağım.

Konunun Anayasal Boyutu

Aşı, bir tıbbi müdahale olarak karşımıza çıkmaktadır. Anayasamızda, vücut bütünlüğüne yönelik bu tür müdahaleleri düzenleyen bir hüküm vardır. “Kişinin Dokunulmazlığı, Maddi ve Manevi Varlığı” başlığını taşıyan Anayasamızın 17.maddesinin 2.fıkrası, bu konuyla doğrudan bir ilişki içerisindedir. Söz konusu hükme göre, “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.”

Bu hüküm Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8.maddesiyle de uyum içindedir. Görüldüğü üzere Anayasamız, vücut bütünlüğünün önemi dolayısıyla konuya doğrudan müdahale etmiştir ve ancak tıbbi zorunluluk ve kanunda yazan hallerde kişilerin vücut bütünlüğüne müdahale edilebileceğini, aksi halde yapılan müdahalelerin hukukla bağdaşmayacağını düzenlemiştir. Anayasamız aynı zamanda kişiler üzerinde yapılacak bilimsel ve tıbbi deneylerin ancak ve ancak kişilerin rızasıyla mümkün olabileceğini düzenlemiştir. Buradaki düzenlemenin daha iyi anlaşılması için bu hükmün sınırlarıyla ilgili şu örnekleri verebiliriz:

-X kişisi trafik kazası neticesinde ağır yaralanmıştır ve bir rıza alınması mümkün değildir. Bu tür durumlarda mefruz (varsayılan) rızadan bahsedilir ve tıbbi zorunluluk taşıyan bir hal olduğundan, ağır yaralı kişiye yapılan tıbbi müdahale hukukla çatışmaz.

-Y kişisi, Türkiye’deki aşı çalışmaları kapsamında kendi rızası ile gönüllü olmuştur. Bu durumda da bilimsel ve tıbbi deneye rıza olduğundan hukuka uygun bir durum oluşur.

Anayasa Mahkemesi de vermiş olduğu kararlarda yukarıda verilen örneklere uymaktadır. Mahkeme, bir kararında, kanunda zorunlu olarak sayılmayan aşıların rıza dışında uygulanmasının Anayasaya aykırı olduğuna karar vermiştir. Yani buradaki ölçü, aşının zorunlu olmasının ancak kanuni düzenleme ile mümkün olmasıdır. Kanunda zorunlu olarak sayılmayan aşılar tamamen kişinin ve ebeveyninin takdir alanına girmektedir. Söz konusu Anayasa hükmü ve verilen Anayasa Mahkemesi kararları, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa hükmü ile de bağdaşır. Söz konusu hükümde de temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlandırılabileceği ve kanun koyucunun bu sınırlandırmayı yaparken ölçülü davranması gerektiği, sınırlamanın ancak ve ancak ilgili Anayasa hükmünde olan sebeplere dayandırılarak yapılması güvence altına alınmıştır. Burada ölçülülük ilkesinden de üç alt başlık çıkmaktadır: Elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık. Elverişli olması, aşının gerçekten amaca hizmet etmesi olarak anlaşılabilir. Yani aşı gerçekten faydalı olmalıdır. Zorunlu olmasından, kişinin hak ve hürriyetini kısıtlamaktan başkaca bir çare olmadığı anlaşılmalıdır. Yani pandeminin sona ermesinde aşının ciddi bir rolü olmalı ve başkaca bir yol bulunmamalıdır. Üçüncü alt başlık orantılılıkta ise sınırlama ile sınırlamanın amacı arasındaki bir dengenin varlığından bahsedilir. Yani sınırlandırmanın getirdiği olumsuz sonuçlar, sınırlamanın getirdiği olumlu sonuçlardan fazla ise bir orantıdan bahsedemeyiz. Şahsi görüşüm, Covid-19 aşısı için bu şartların sağlandığı yönündedir. Çünkü, hayatımızı oldukça değiştiren ve binlerce vatandaşımızın ölümüne sebep olan bu virüs halen günde yüzlerce insanı aramızdan ayırmaktadır. Bu sebeple insan hayatı için, en azından riskli grupta yer alan yaşlı ve kronik hastalar için bir zorunluluktan bahsetmek mümkün olabilecektir. Aşı sınırlaması elverişlidir de diyebiliriz. Zira yukarıda da açıklandığı üzere, yapılan faz çalışmaları neticesinde özellikle Biontech aşısı bazında ciddi derecede koruyuculuk sağladığı kanıtlanmıştır. Orantılılıktan da bahsedilir. Çünkü aşı olmazsak daha önemli temel hak ve özgürlüklerimizi kaybetme riskimiz olacaktır. Örneğin, vakaların artması durumunda seyahat kısıtlaması ve sokağa çıkma yasakları gibi. Ancak belirtmek gerekir ki aşının zorunlu olması ancak kanuni bir düzenleme ile sağlanabilir. Genelge, yönetmelik ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gibi düzenleyici işlemlerle herhangi bir kısıtlama getirilmesi Anayasa ile bağdaşmayacaktır.

Sonuç

Covid-19 pandemisi sürecinde üzerinde en çok durulan konulardan bir tanesi aşı uygulaması olmuştur. Dünya üzerinde, özellikle bazı ülkelerde aşılama çalışmaları hızla ilerlemiş ve ülkemizde de nüfusun büyük kısmı aşılarını olmuştur. Bununla beraber, aşıya güvenmeyen veya aşıdan korkan vatandaşların olması da doğal bir sonuçtur. Son dönemde, aşı olmayan kimselere bazı kısıtlamalar getirilmiştir. Merak edilen bir husus da bu kimselere zorunlu olarak aşı uygulanıp uygulanamayacağı sorunudur. Aşı uygulaması, vücuda bir tıbbi müdahale niteliği taşır. Bu konuda da Anayasamızın 17.maddesi bir düzenleme getirmektedir: “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” Buradan çıkan sonuç çerçevesinde bir aşının zorunlu olarak uygulanabilmesi kanun koyucunun iradesine bırakılmıştır. Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisi, çıkaracağı bir kanun ile ülkemizde Covid-19 aşılarının zorunlu olarak uygulanabilmesini mümkün kılabilir. Şahsi görüşüm, şimdilik böyle bir kanunun çıkartılamayacağı yönündedir. Zira aşılar henüz çok yeni ve uzun vadede nasıl bir etki bırakacağı bilinmemektedir. Ancak toplumun hızlıca aşılanması da bizi mevcut durumdan daha hızlı çıkaracaktır. Bu sebeple sosyal medyada yer alan ve bilimsel altyapısı olmayan aşı karşıtı propagandalara kulak asmamalı, bilim insanlarını ve tıp alanında uzman kişileri dinlemeli ve aşımızı olmalıyız.

Kaynakça

1- https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2709.pdf

2- https://blog.lexpera.com.tr/zorunlu-asinin-anayasalligi/

3- https://sen.av.tr/tr/makale/kovid-19a-karsi-asi-zorunlulugu-getirilebilir-mi

-Yiğitcan YİĞİT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir