Virüsler de Sınıfsaldır: Pandemi Siyasetinin Kirli Yüzü

/ / SİYASET BİLİMİ

COVID-19, 1,5 yılı aşkın süredir dünyayı esir tutuyor. Bu süreçte 6 milyonu aşkın ölüm, 200 milyondan fazla vaka oldu. Onlarca ülkede binlerce yasak kondu. Sağlık sektörüne vurduğu darbenin yanı sıra ekonomik ve siyasi anlamda da büyük krizlere sebep oldu. Pandeminin başlangıcından bu yana gelişen ekonomik uygulamalarla beraber üretim durgunlaştı, milyonlarca yoksul insan daha da yoksullaştı. Birleşmiş Milletler raporuna göre dünya genelinde yetersiz beslenenlerin sayısı 2020 yılında bir önceki yıla göre 161 milyon artarak 720 milyonun üzerine çıktı (UN Food and Agriculture Organization, 2021). Küresel ticaret zincirinin ciddi manada aksadığı bu süreçte binlerce fabrika ve şirket; imalat, lojistik alanında sıkıntılar yaşıyor ve kadrolarından binlerce çalışan eksiltiliyor. Üretimin daha önce görülmemiş seviyelerde durgunlaştığı, pandemi gerekçesiyle insanların teker teker işlerinden atıldığı bu noktada; dünyanın yakından tanıdığı “ayrıcalıklı” birkaç insanın servetlerindeki artışlar ise hız kesmeden devam ediyor. Bu gelişmeler de salgının başlarında “sınıf ayrımı yapmaz” diye nitelendirilen COVID-19’un diğer her şey gibi sınıfsal olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Pandemi boyunca koronavirüsün yayılmasını engellemek için alınan tedbirlere ve yasaklara rağmen sermayedarların hiç aksatmadan yaşadığı şatafatlı lüks hayatlar, insanların aklını gittikçe daha çok kurcalamaya başladı. Salgın gerekçesiyle bütçe sorunları yaşandığı öne sürülerek insanların bir bir işten atıldığı bir zamanda bazı iş adamlarının gezmek için uzaya çıkması, ardından bu yolculuk için işçilerine dalga geçer gibi teşekkür etmesi, insanları iyiden iyiye düşünmeye itiyor. Geçtiğimiz temmuz ayında kişisel merakından dolayı 10 dakikalığına uzay yolculuğu yapan Amazon CEO’su Jeff Bezos, pandemi dönemindeki yoğun tempodan dolayı tuvalete gitmeye bile vakit bulamayan işçilerine bu uzay yolculuğu için pişkin bir şekilde teşekkür etti. Bu olaydan sadece birkaç ay önce ise Alabama’da pandemi sürecinde yıpranan ve sendika kurmak için seçim yapan işçilerini engelleyebilmek için önemli ölçüde kaynak harcamıştı. Aynı şirket, yoğun tempodan yorulan işçilerin içine girip zihinlerini boşaltabilmeleri için tabut boyutlarında dinlenme kulübeleri tasarladığı için dünyanın dört bir yanından tepki gördü (Vice, 2021). Pandemi sürecinde servetini nerdeyse ikiye katlayarak 200 milyar dolara ulaşan sermayedar, bu yolda sömürdüğü işçilerinin çalışma koşullarını iyileştirmeyi de unutmayarak pet şişe ve dinlenme tabutu gibi yenilikçi çözümler üretmeye devam ediyor.

Bu koşullarda zorlanarak çalışan Amazon işçilerinin gösterdiği sabrı maalesef her işçi gösteremiyor. Dünyanın birçok yerinde benzer çalışma koşullarına sahip işçiler greve çıkmaya devam ediyor. Örneğin: Almanya’da yoğun bir şekilde çalışmaya zorlanan demiryolu işçileri, pandemi gerekçesiyle 40 ay boyunca zam alamadıkları için 10 Ağustos’ta, 2 günlük genel greve gitti. Grevleri dolayısıyla bütün tren yollarında ulaşım iki günlüğüne felç oldu fakat Alman demiryolu şirketi Deutsche Bann geri adım atmayınca 23 Ağustos’ta tekrar greve çıkıldı (BirGün, 2021). İki gün süren bu grevden de sonuç alamayan sendikalı işçilerin toplu sözleşmelerin imzalanması için 1 Eylül’de başlattıkları üçüncü grev hâlâ sürüyor. Öte yandan İspanya’nın Malaga Havalimanı’nda sözleşmeleri ikramiyelerinin ödenmeyerek ihlal edilen 300 sendikalı da Bolivya’daki havalimanı işçileri gibi haklarını alabilmek için greve çıktı (BirGün, 2021).

Grevler, işten çıkarmalarla beraber azalan üretim ve artan işsizlik G20 ülkeleri de dahil olmak üzere dünya geneline hakim oldu. Türkiye’deki durum ise diğer ülkelerden nerdeyse farksız. Pandemi sürecinde, iktidarın sermaye kaynağı olan büyük ölçekli bazı holdingler ve konsorsiyumların ayakta kalması adına birçok adım atıldı. Mart ayında başlayan ve yaza kadar devam eden kısıtlamaların bir sonucu olarak hizmet ve sanayii sektöründeki değer kaybı Türkiye’yi 2020’nin ikinci çeyreğinde %10,4 daralmaya götürdü, bir başka veriye göre Nisan 2020 itibari ile -daralmadan kaynaklı- elektrik tüketiminin bir önceki yılın aynı dönemine göre %5,64 azaldığı izlendi (TÜİK, 2020). Üretim tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de durgunlaştı. Sosyal devletin aldığı kararlar, ülke ekonomisinin daralmadan alacağı payı azaltmak için sadece patronları gözetir biçimde uygulandı. Bunun en büyük örneği ise patronlara “mağdur” olmamaları adına işçileri günlük 47 lira gibi komik bir ücretle izne çıkarabilme opsiyonu oldu. Bu gelişmelerle beraber DİSK-AR’ın verilerine göre geniş tanımlı işsizlik 2021 Mayıs ayında 2 yıl öncesine göre 3 milyon 283 bin kişi artarak 9 milyon 671 bine yükseldi (VOA, 2021). Ücretsiz izinin yanı sıra Kod 29 gibi bir seçenekleri bulunan işverenler, artık kanıt veya gerekçe göstermeden işçileri ahlâksızlıkla suçlayarak tazminatsız bir şekilde işten kovabiliyor. Tazminat ödememek adına kullanılan bu yöntem, pandemiyle beraber patronların bir numaralı işten çıkarma sebebi hâline geldi. Sadece Kod 29 ile işten atılan işçilerin sayısı bile 2020 yılında 170 bini aştı (Cumhuriyet, 2021). Bu durum her ne kadar şu anda patronların lehine görünse de, post pandemi sürecinde büyük bir sorun teşkil edecek bir işsiz kitlesini şekillendirmeye başladı bile. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’na göre hâlihazırda 14 milyon civarındaki kayıtlı işçinin 6,2 milyonu Covid-19 döneminde iş ve gelir kaybına uğradı (Sözcü, 2021). Performans nedeniyle baskı gören ve sendikalı oldukları için Kod 29 ile haksız yere işten atılan Tekirdağ AdkoTurk İşçileri, toplu sözleşme talebiyle grev yolunu deneyip kanuna aykırı bir şekilde işten atılan Bel Karper İşçileri, sendikanın yeterli çoğunluğu elde etmesine rağmen patronları toplu sözleşme yapmak üzere masaya bile oturmayan Baldur İşçileri ve 30 yıl çalıştıkları fabrikada 100 lira bayram ikramiyesi alan Mastaş İşçileri ise bu 6,2 milyonun sadece küçük bir kısmını oluşturuyor.

Ülke sınırları içerisine ne zaman girecek diye endişeyle beklerken “açıklanan” ilk vakanın üzerinden aylar geçti. Bu süreçte “pandeminin yayılmaması” ana neden gösterilerek vatandaşlara birçok kısıtlama kondu. Hafta sonu sokağa çıkma yasağı, içki yasağı, müzik yasağı gibi birçok anlamsız ve hastalıkla bağdaştırılması güç uygulamalar yapıldı. 17 Nisan 2020 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu’nda yapılan işçi düşmanı değişiklikler, pandeminin patronlar lehine fırsata çevrildiğinin en bariz göstergelerinden biri oldu. İşverene işçisini 3 aya kadar ücretsiz izne çıkarma hakkı tanıyan bu kanun değişikliği, her ne kadar tepki alsa da 30 Haziran 2021’e kadar devam etti. Öte yandan, 27 Ekim 2020’de yayınlanan genelgeyle beraber, 19 Mayıs’ta balkonlarda sırf gösteri olsun diye halka alkışlattırılan sağlık çalışanlarına, istifa ve izin yasağı geldi (GazeteDuvar, 2021). Bu süreçte aralıksız çalışarak tükendiklerini belirten sağlık çalışanlarımıza komik miktarlarda ek ödemeler yapıldı.  Maddi destek konusunda da diğer ülkelere kıyasla sınıfta kalan Türkiye’nin pandemi boyunca vatandaşlarına yaptığı yardım, gayrisafi yurt içi hasılasının yalnızca %2,5’ine tekabül ediyor. IMF’in verilerine göre: ABD, Kanada, Birleşik Krallık, Almanya gibi ülkeler 2020 yılında elde ettikleri GSYİH’nin %10’undan fazlasını pandemi sürecinde vatandaşlarına maddi destek olarak sunarken, Türkiye ise bu kapsamda Libya, Tunus, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Moritanya gibi ülkelerin gerisinde kaldı (Doğruluk Payı, 2021).

Bulunduğumuz noktadan geriye doğru baktığımızda bir kez daha görmekteyiz: patronlar, hiçbir krizden işçiler kadar etkilenmiyor. Pandemi öncesinde de durum farklı değildi ama sınıflar arası uçurum pandemi ile çok daha net bir şekilde görünür hâle geldi. Sosyal devlet mefhumunun kritik değer taşıdığı bu süreçte birçok sosyal devlet, asli görevi olan sosyal güvenlik alanında sınıfta kaldı. Kitlelerin giderek sınıfsal bilinç kazandığı bu konjonktürde, yöneticilere karşı biriken öfkenin nereye varacağı ise büyük bir merak konusu.

Metin Kaynakçası

1- BirGün (2021). “İnsanca yaşam için dört bir yanda grev”. Erişim Tarihi 2 Eylül 2021:
https://www.birgun.net/haber/insanca-yasam-icin-dort-bir-yanda-grev-354885.

2- Cumhuriyet (2021). “Kod-29 ile işçi kıyımının bilançosu açıklandı”. Erişim Tarihi 2 Eylül 2021:
https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/kod-29-ile-isci-kiyimi-aciklandi-gunde-500-kisi-1826009.

3- Doğruluk Payı (2021) “Türkiye’nin Pandemi Döneminde Milli Gelirine Oranla Vatandaşlarına En Az Yardım Yapan Ülkeler Kategorisinde Olduğu İddiası”. Erişim Tarihi 3 Eylül 2021:
https://www.dogrulukpayi.com/dogrulama/turkiye-nin-milli-gelirinin-2-5-i-ile-vatandaslarina-en-az-yardim-yapan-ulkeler-kategorisinde-oldugu-iddiasi .

4- Food and Agriculture Organization (2021). “THE STATE OF FOOD SECURITY AND NUTRITION IN THE WORLD 2021”. Erişim Tarihi 2 Eylül 2021:
http://www.fao.org/3/cb4474en/online/cb4474en.html#chapter-5_1.

5- Gazete Duvar (2021). “Sağlıkçılara istifa yasağı: Genelgeyle kanunun verdiği hak kaldırılamaz”. Erişim Tarihi 3 Eylül 2021:
https://www.gazeteduvar.com.tr/saglikcilara-istifa-yasagi-genelgeyle-kanunun-verdigi-hak-kaldirilamaz-haber-1515263.

6- Matthew Gault – Vice (2021). “Amazon Introduces Tiny ‘Zenbooths’ for Stressed-Out Warehouse Workers”. Erişim Tarihi 2 Eylül 2021:
https://www.vice.com/en/article/wx5nmw/amazon-introduces-tiny-zenbooths-for-stressed-out-warehouse-workers.

7- Sözcü (2021). “DİSK: Ücretsiz izin dayatmasına son”. Erişim Tarihi 2 Eylül 2021:
https://www.sozcu.com.tr/2021/ekonomi/disk-ucretsiz-izin-dayatmasina-son-6319204/.

8- Türkiye İstatistik Kurumu (2020). “Elektrik Tüketim İstatistikleri”. Erişim Tarihi 3 Eylül 2021:
http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1029.

9- VOA (2021). “DİSK-AR: ‘Geniş Tanımlı İşsizlik Yüzde 27,2”. Erişim Tarihi 2 Eylül 2021:
https://www.amerikaninsesi.com/a/disk-ar-genis-tanimli-issizlik/5962650.html.

Görsel Kaynakçası

Kapak Görseli: https://cartoonmovement.com/cartoon/year-inequality

-Fatih ATAY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir