Özelleştirme Üzerine

/ / SİYASET BİLİMİ

1980’lerden önce kamu politikaları Keynesyen yaklaşım içeriyordu. 1929 yılında başlayan Büyük Buhran sonrasında liberal ekonominin işleyişinde sorunlar göze çarpmış ve bu ekonomik çıkmaz, klasik iktisadi düşünce ile çözümlenememişti. Dünya genelinde etkisini hissettiren bu ekonomik krize Britanyalı iktisatçı Keynes’in görüşlerini temel alan Keynesyen İktisadi Düşünce sistemi ile çözümler üretilmiştir. Keynesyen İktisadi Düşünceye göre, piyasaya müdahaleci sosyal refah devleti anlayışı hâkim olmalıdır. Ayrıca devletin hem ekonomik rolü hem de işlevi artırılarak; kaynak dağılımının etkinliğinde, ekonomik kalkınmada, fiyat istikrarında, istihdamın oluşturulmasında ve gelir dağılımının adil hale getirilmesinde sorumluluk alması beklenmektedir. Keynesyen yaklaşım uzun süre devletlerin ekonomik politikalarını etkilese de 20. yüzyılın son çeyreğine girmeden bu düşünce de sorgulanmaya başlamıştır. Zira her zaman ekonomik sistemi etkileyen önemli gelişmeler, hâlihazırda geçerli olan ekonomik düşüncelerin sorgulanmasına neden olmuştur. Sanayileşmiş Batı ülkeleri başta olmak üzere dünya genelinde 1970’li yıllardan itibaren artan işsizlik ve enflasyon oranlarının beraberinde getirdiği ekonomik krizler neticesinde, yeni iktisadi çözümler arayışına girilmiştir. Bunun sonucu olarak 1980’lerden sonra kamu politikalarında piyasa ekonomisine dayalı bir yaklaşıma geçilmeye başlanmıştır.

20. yüzyılın son yılları birçok ülkenin devletçi ekonomik anlayıştan veya sosyalizmden piyasa ekonomisine geçiş yılları olmuştur. Ülkeler, kamu ekonomisini küçültme ve piyasa ekonomisini güçlendirmeyi hedeflemiştir. Bu hedefler doğrultusunda özelleştirme, son yıllarda önemli bir kavram haline gelmiştir. Özelleştirme esasen piyasa ekonomisine geçiş aracıdır. Ekonomi, yönetim ve işletme bilimlerinin ilgilendiği bu kavramla ilgili çeşitli tanımlar vardır. Özelleştirmeyi ortaya çıkaran etkenler ve bu politikanın uygulanış çeşitleri göz önünde bulundurulduğunda özelleştirme kavramının soyut bir tanım ile anlaşılması kolay değildir. Bu sebeple özelleştirmenin iktisadi hayattaki uygulanışını incelemenin bu kavramı anlamada çok daha yararlı olacağı kanaatindeyim.

Özelleştirmenin amaçlarından biri devletin rolünü küçültmektir. Devletten mal ve hizmet sağlayıcısı olmaktan çıkıp asli rolü olan denetleme ve düzenlemeyi yapması beklenir. Özelleştirme, bu amacıyla siyasi bir boyut kazanarak siyasal liberalizmin sağlayıcısı olmaktadır. Ayrıca özelleştirme, demokrasiyi geliştirmeyi hedefler. Özelleştirme ile mülkiyet devletten fertlere geçer ve devletin gücü azalırken fertlerin ve özel teşebbüslerin gücü artar. Liberal düşünceye göre devlet karşısında güçlenen toplum demokratikleşmeyi artırır. Devletten alınan mülkiyetin tabana dengeli bir şekilde yayılması demokrasiye yansıdığı gibi başka olumlu sonuçlar da doğurur. Örneğin bu yöntem tekel oluşumunu mümkün olduğunca engelleyecektir. Tekeller, rekabetçi piyasa koşullarının oluşmasını engeller. Öte yandan özelleştirme hisseler ile yapılırsa bu hisselerin dengeli dağılması fiyatlardaki dalgalanmayı azaltır. Geniş bir kitlenin özelleştirmelerde paydaş olması ekonomik etkinliği artırır ve tabana yayılan sermaye, sermaye piyasasını da geliştirir.

Özelleştirmeler, Kamu İktisadi Teşebbüslerinin olumsuzluklarını gidermeyi hedeflemektedir. Aslında bu olumsuzlukların giderilmesi ile daha genel iktisadi amaçlar sağlanır. KİT’lerin hissedarları yoktur. Elde edilecek gelirle kimse doğrudan ilgilenmez ve bu yüzden kârın maksimize edilmesine gerekli hassasiyet gösterilmeyebilir. Zarar olursa bu zarar vergilerle karşılanmaktadır. Karar mekanizması yasalarla sağlandığından dolayı birçok yenilik, karar alma sürecinin uzun sürmesinden kaynaklı olarak geç gelmektedir. KİT’lerde verimliliğin düşük olması devlet bütçesinde açıklar oluşmasına neden olur ve devlet, işletmeciliğini yaptığı bu teşebbüslerin zarar etmesinden olumsuz etkilenir. KİT’lerin özelleştirilmesi ile verimliliğin artırılması, bu teşebbüslerin devlete yük olmasının önüne geçilmesi ve satıştan gelir sağlanması amaçlanmaktadır. Satıştan elde edilen gelir tek seferliktir ve KİT’lerin özelleştirilmesi ile artık devlet gelecekteki gelirini kaybeder.

KİT’lerin özelleştirilmesi iktisadi açıdan birçok gelişmeyi hedeflemektedir. Özelleştirmeye şartlar gereği ihtiyaç duyulabilir ancak özelleştirme politikasının çözüm olabilmesi için uygulanış biçimi çok önemlidir. Yani özelleştirme, bazı kıstasları yerine getirmelidir. Örneğin hizmet veya ürün özelleştirmeden sonra fiyat açısından uygun olur mu? Veya üretimde artış meydana gelir mi? Kaynak kullanımı daha etkin olur mu? Kâr maksimizasyonu hedeflenirken tüketici mağdur edilir mi? Buna benzer sorularla özelleştirmenin ne derecede faydalı olacağını sorgulamak gerekir.

Özelleştirme, piyasa ekonomisinin bir aracıdır ve piyasa ekonomisine işlerlik kazandırmaktadır. Bir ülkede iktisadi örgütlenme şekli piyasa ekonomisine göre tasarlanıyorsa özelleştirmeler kaçınılmazdır. Böylece siyasal iktidar, ekonomik iktidardan ayrılabilir. Ayrıca özelleştirmeler, rekabeti de artırarak piyasa ekonomisine katkıda bulunur. KİT’lere tanınan bazı ayrıcalıklar ve imkânlar, rekabeti düşürdüğü gibi tekelleşmenin önünü açabilir. Hükümetin rekabeti güçlendirmek için bazı müdahaleleri söz konusu olabilir. Özelleştirme de esasen bu hedefte bir düzenleme olarak kabul edilebilir. Hükümetin denetleyici ve düzenleyici olarak rekabet ortamını güçlendirmesi beklenir. Yapısı gereği doğal tekel olma ihtimali olan alanların özellikle denetlenmesi gerekir. Bu alanlarda da gerekli teknolojik gelişmelerle veya keşiflerle rekabeti artırmak mümkün hale gelebilir. Bu sebeple rekabet ortamı er geç güçlendirilebilir.

70’li yıllardan sonra kamu politikalarının serbest piyasa ekonomisine uygun bir hüviyete bürünmesiyle özelleştirmeler de kamu politikaları haline gelmişti. Hükümetler hem ekonomik faydasını hem de piyasa ekonomisinin şartlarını düşünerek özelleştirme politikalarına başlamıştı. 1980’li yıllarda farklı iktisadi unsurlara sahip ülkelerde özelleştirme politikaları yaygınlaşmaktaydı. Gelişmiş, gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkeler farklı sebeplerle de olsa piyasa ekonomisine geçişte özelleştirme politikaları uygulamıştı. Hem kamu sektörü güçlü olan hem de olmayan ülkelerde de bu politika izlenmişti. Hatta sosyalist hükümetlerin bile özelleştirme yaptığı olmuştu. Özelleştirmelerin genelde ulaşım, enerji, telekomünikasyon ve bazı endüstriyel alanlarda gerçekleştiği gözlemlenebilir. 1990’lardan itibaren özelleştirmelerin dünya çapında daha da arttığına şahit oluyoruz. Bugüne kadar çeşitli hükümetler, çeşitli gerekçelerle bu politikaları sürdürmüş ve sürdürmektedir.

Türkiye’de 1980 darbesi sonrası ANAP iktidarı özelleştirmeyi bir program olarak benimsemiştir. Ancak bu programın yaygınlaşması 1990 sonrasında gerçekleşmiştir. İktidarın piyasa ekonomisinin şartlarını sağlama çabasıyla özelleştirme politikaları, çeşitli savlarla temellendirilerek yapılmaya başlanmıştı. 2000’li yıllarda özelleştirilen kurum sayısı ve özelleştirme gelirleri iyice arttı. Türkiye’de yapılan özelleştirmelerin gerekçeleri ve amaçları yukarıda bahsettiğimiz gerekçe ve amaçlarla benzerlik göstermektedir. Buna rağmen izlenen politikalarla ilgili çeşitli eleştiriler vardır. Genel olarak özelleştirmeden beklenilen devletin ve halkın menfaatini gözeterek yapılmasıdır. Bu nedenle özelleştirme politikaları, hayata geçirilirken ve sonrasında düzenleme ve denetleme yapılırken hassasiyet gerektirmektedir.

Kaynakça

1- Boratav, Korkut. Türkiye İktisat Tarihi. İmge. Ankara. 2004.

2- Denis-Judicis, Xavier ve Petit, Jean-Pierre. Les Privatisations. Montchrestien. Paris. 1998.

3- Yaşar, Süleyman. Özelleştirme. Creative. 1997

4- Sezgin, Ş. (2010). Piyasa Ekonomisinin Şartları ve Özelleştirme. Akademik İncelemeler Dergisi. Cilt.5 sa.5 ss.154-171. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/17804.

5- Genç, S. Y. (2009). Keynesyen İktisadi Düşünce. https://www.academia.edu/43145746/KEYNESYEN_%C4%B0KT%C4%B0SAD%C4%B0_D%C3%9C%C5%9E%C3%9CNCE

Görsel Kaynakçası: https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Frankfurt_Stock_Exchange_(Ank_Kumar,_Infosys)_05.jpg

 

-Mücahit Çalık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir