Tatau: Dövme Tarihinde Antik Yolculuk

/ / TARİH

Geçmişten bu yana insan, farklı motivasyonlar ile, bedenler üzerinde belli başlı çizimler yaparak kendini ifade etmiştir. Dövme dediğimiz bu çizimlere her coğrafyada, çok yaygın bir biçimde rastlanmaktadır. Bu yazıda siz okurlar ile dövmenin geçmişten bu yana uzanan hikayesine göz atıyoruz.

Bilinen en eski dövme tabii ki bilinen en eski doğal mumya olan bronz çağında Alpler’de yaşamış buzadam Ötzi’de bulunuyor. Fakat Ötzi’nin dövmeleri herhangi bir şekil veya sanattan öte henüz hala anlamı tam olarak çözülemeyen nokta ve çizgilerden oluşuyordu. Oysaki Ötzi’nin çağdaşı olan bir diğer mumyada neredeyse resim diyebileceğimiz şekilde izler gözlemlenen bir başka mumya var. Uzun zamandır British Museum’da bulunan bir Mısır mumyasından bahsediyorum. Bizzat görme fırsatı yakaladığım bu mumyanın, radyokarbon tarihlemesine göre 5200 yıl önce yaşamış bir insan olduğu biliniyor. Bir erkek bedeni olan bu mumyanın sağ omzunda ve kolunda soluk karaltılar açıkça görülebiliyor. Yapılan kızılötesi çalışmalar sonucunda bu karaltıların yabani boğa ve keçi gibi güç simgesi olarak da yorumlanabilecek hayvan figürleri olduğu anlaşılmıştır. Yani Ötzi’den yaklaşık 100 yıl daha genç olduğu düşünülen bu mumyadaki dövmelerin daha gelişmiş bir sanat anlayışı veya vücut üzerinde belki de tılsım ya da statü göstergesi olduğunu söyleyebiliriz. Elbette, en eskisi yukarıda bahsettiğim mumyalar olsa da özellikle Antik Mısır’da M.Ö. 2000’li yıllara tarihlenen sayısız dövme örneğini cilt üzerinde görebiliyoruz. Bunun yanı sıra M.Ö. 4000’li yıllara kadar uzanan geniş bir tarih aralığında özellikle Antik Mısır’a ait kadın heykelciklerinde ve mezar rölyeflerindeki çizimler üzerinde dövmeler gördüğümüz için dövmenin bu medeniyette çok ama çok eskiden beri yaygın olduğunu anlayabiliyoruz.

 

 

Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da dövmenin çok eskiden beri olduğunu biliyoruz ve eski motiflerin günümüzde hala Mezopotamya bölgesinde yaşayan halklarda yine özellikle kadınlarda görmek mümkün. Ülkemizde Güneydoğu Anadolu kültüründe oldukça yaygın olan dövme, genellikle ‘’dek’’ diye anılır. Harran bölgesinde yapılan araştırma ve yerel halk ile gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda bölgedeki dövme kültürüne dair veriler edinilmiştir. Folklör Akademi Dergisi’nin yaptığı görüşmelerinden birinde yerli biri dövme üzerine, “Biz küçükken karaçılar köye gelir, yiyecek, içecek, giysi karşılığında dövme yaparlardı. Biz de onlardan görüp öğrendik ” ifadeleri kullanmıştır. Yine aynı çalışma kapsamında Harran eski Belediye Başkanı ile yapılan bir görüşmede; “Dedem anlatırdı. Dövme geçmişte çöl kanunlarının geçerli olduğu zamanlarda uzun göç yürüyüşlerinde kaybolma durumunda bir işaret olsun diye yapılırmış. O zaman bir adam çölde kaybolduğunda başına her şey gelebilirmiş. Bu yüzden her aşiretin bir işareti varmış. Eğer dövmesi olursa o adamın hangi aşirete bağlı olduğu belli olurmuş. Yani tehlikelerden korunmak için yapılırmış diyebiliriz ” (İ. Özyavuz, Kişisel Görüşme, 06.09.2016)

 

 

Antik Yunan ve Roma’da ise vatandaşlar arasında dövme pek de yaygın değildi anca bu medeniyetlerde de özellikle köleler üzerinde dövmeye rastlanır. Yunan tarihçi Herodotus, Canopus’taki kaçak kölelerin nasıl kendilerine dövme yaptıklarını anlatır; bu köleler, dövmeleri, hem efendileri tarafından kendilerine vurulan damgaları kapatmak hem de dini bağlılıklarından ötürü yapıyorlardı. Din bahsi geçmişken, erken dönem Hristiyanları arasında da kendi aralarında birbirlerini tanımayı sağlayacak dövmeler olabiliyordu. Kendi rızaları dışında da Roma’da İmparator Caligula döneminde madenlerde çalışan Hristiyanlara, devlete ait olduklarını gösteren dövmevari damgalar yaptırıldığı bilinir.

 

 

İngilizce’de ise “tattoo” kelimesi olarak karşımıza çıkan dövmenin bu ismi Tahiti dilindeki “Tatau”dan aldığı kabul edilir. Pek çok tarihçiye göre Britonların ve dolayısıyla batı halklarının bu kelimeyi tanıması 1760’larda gerçekleşiyor. İnanılana göre Okyanusya’ya pek çok seyir düzenleyen İngiliz denizci ve kaşif James Cook’un 1768’de Güney Pasifik’te gemisi Tahiti adasına demir attığında yerli halktan çok etkilenmişti ve konumuzu daha çok ilgilendiren yönü ile onu en çok şaşırtan şeylerden birisi yerli halkın vücudundaki şekiller, sanattı. Halk bu cilt üzerindeki desenlere tatau diyordu. Bu kelime Tahiti dilinde iz, vurma gibi anlamlara karşılık geliyordu. James Cook, keşiflerinden dönerken yanında bu kelimeyi ve sanatı da taşıdı ve kendi halkına tanıttı. Böylece dövme batı dünyasında genellikle tattoo olarak karşımıza çıkmaya devam ediyor. Fakat bu dönem batılı halkların da dövme ile ilk karşılaşmaları değildi. Onlara farklı geldi çünkü unutmuşlardı

 

 

Briton adalarının ve Galya’nın eski sahipleri Keltler arasında dövme çok yaygındı. Bu halkta ise dövme genellikle savaşçıların bedenlerinde bulunuyordu. Keltler, düşmanlarına karşı bir sindirme biçimi olarak dövmeler yapan savaşçı bir halktı. Keltler, savaşı en yüksek onur olarak görüyorlardı ve genellikle göğüsleri çıplak, zırhsız bir şekilde gururla sergilenen dövmeleriyle savaşa giriyorlardı. Dil, din kültür ve yaşam tarzı bakımından Keltlere oldukça yakın ancak kendisini ayıran, gelecekte İskoç Krallığının temellerini atacak popüler bir kavim olan Piktler’in isimleri bile dövmelerinden yola çıkarak Latince bir kelime olan ‘’Picti’’ ‘den gelmektedir. Picti, boyalı olanlar gibi bir anlama gelmektedir. Piktler gelecekte İskoç bayrağında da kullanacakları üzere vücut boylarında ve dövmelerinde genellikle mavi renk kullanmışlardır. Bu rengi çivit otundan elde ediyorlardı.

 

 

Keltler, Cermenler ve Nordlar demir çağı boyunca ve erken orta çağda Batı adalarında ve Avrupa’da belli derecede hakimiyet kurmuşlardı ve Roma ile etkileşim içindeydiler. Cermenler ve Nordların kısıtlı bir sistem de olsa runik yazı kullandıklarını biliyoruz. Fakat Keltler yazıdan haberdar olmalarına rağmen pek kullanmadıkları için haklarında geniş bilgilere sahip değiliz. Muhtemelen bu sebeple kültürlerinde semboller kendilerini ifade etmek için oldukça önemliydi. Dövmelerinde de bu sembolleri kullandılar. Bu semboller ve dolayısıyla dövmeler, genellikle düğümlerden oluşuyordu. Popüler sembollerden örnek vermek gerekirse; Triskelion (başka bir yazıda özel olarak incelebilecek kadar geniş bir coğrafyada kullanımı mevcut insanoğlunun ortak sembollerinden birisi.) , Triquetra (Keltler hakkındaki bir çok kavram gibi bu da Romalılardan dinlediğimiz için latince adlandırılıyor.), Hayat Ağacı, Carolingian haçı (Yeni Çağda’da avrupada krallıklarda sıkça kullanılacak olan bu sembolün de kökeni keltlerden geliyor.), Ailm vb…

 

 

Keltlerde olduğu gibi Nordlarda da dövme benzer sebeplerle kullanılıyordu. Savaşçılara güç ve kudret vermesi, koruduğuna inanılan tılsımlar ya da dini inançlara referanslar ve aidiyet belirtisi… Bu toplumda da genellikle karşımıza çıkan dövme çeşitlerine hızlıca bakalım. Valknut, Huşu Miğferi, Wyrd Ağı, Jörmungandr (kendi kuyruğunu yiyen yılan, yine başka kültürlerde de karşımıza çıkabilen bir sembol.), ve elbette rünler…

 

 

Anlaşıldığı üzere geç orta çağda ve özellikle yeni çağda Avrupa dövmeden uzaklaşmış ve Asya adalarında karşılaştığında farklı olduğunu düşünüp etkilenmişse bile aslında dövme o topraklara da yabancı değildi. Aslında, dövme hiçbir yere yabancı değil. Bu yazıda değinemeyeceğim kadar yaygın ve Asya’dan Amerika’ya hemen hemen her uygarlıkta karşımıza çıkıyor.

 

 

Yapılan araştırmalardan elde edilen veriler değerlendirildiğinde tarih boyunca dövmenin yapılış nedenleri arasında süslenme, nazardan (uğursuzluktan) ve hastalıktan korunmanın, sağlığa kavuşmanın, aşiretlere-klanlara özgü bir tür kimlik işareti oluşunun, doğurganlığı arttırmanın, şansın, bolluk ve bereketin, statü belirtmek, savaşlarda düşmana korku vermek, savaşçıya ise cesaret vermek için ve son olarak dini inançların ifadesi olarak ön plana çıktığı görülmüştür. Ancak ister geleneksel ister modern olsun dövme aslında kişinin kendi duygu ve düşünce dünyasının yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Kaynakça

1- Çerikan, F. U. & Alanko, M. R. (2016). “Dövme”nin Çeşitli Dillerdeki Etimolojisi ve Kısa Tarihçesi. Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (Ek1), 166-193.

2- Akalın, E. (2019). Şanlıurfa Harran’da Dövme Geleneği. Folklor Akademi Dergisi, 2(3), 422-439.

3- https://retrospectjournal.com/2022/03/27/the-origins-of-tattooing-a-brief-overview/

4- https://medium.com/@CustomTatDesign/the-painted-ones-celtic-tattoo-origins-b649742476a1

5- https://arkeofili.com/buz-adam-otzinin-dovmeleri-bize-ne-anlatiyor/

6- https://wellcomecollection.org/articles/W9m2QxcAAF8AFvE5

 

– Zeynep KARALİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir