Petrol Devleri Sanık Sandalyesinde

/ / ÇEVİRİ

Geçtiğimiz hafta, Lahey’deki yerel bir mahkemede tarih yazıldı. Yargıç Larisa Alwin, dünyanın en büyük petrol şirketlerinden birisi olan Shell’in, 2030’a kadar karbon emisyonunu 2019 seviyesinin %45’ine indirmesi kararına hükmetti. Çarşamba gününe kadar Hollanda, Fransa ve Almanya’daki mahkemeler, hükûmetlerin 2015 yılında yaptıkları Paris İklim Anlaşması kapsamında verilen taahhütlerin yerine getirilmesine odaklanmıştı. Devletler, gelecekteki vatandaşların temel haklarını dikkate almamaktan ve muhteris iklim planlarını tetiklemekten suçlu bulundu. Dönüm noktası olarak nitelendirilen Lahey kararı gösteriyor ki; şirketlere, Paris İklim Anlaşması’nın hedeflerine uymaları dikte edilebilir.

Hükûmetler, şirketlerin ve hanelerin karbon emisyonlarını azaltmak üzere düzenleyici çerçeveleri belirlemeli ve bu doğrultuda kanun koymakla yükümlüdür. Ancak bu, özel kuruluşların kendi paylarına düşeni yapmalarına bağlıdır. Eğer yapmazlar ve kurnazca yapılmış PR’ların arkasına saklanırlarsa, kanun devreye girer. Yargıç, Shell’in küresel ısınmayı kontrol altına almak için kendi payına düşeni yapmayarak insan haklarına saygı göstermekte başarısız olduğu argümanını haklı buldu. Mahkeme, Shell’in iklim krizi üzerindeki etkisini azaltmak için koyduğu hedefleri “büyük ölçüde uzun vadeli, soyut ve kapsayıcı olmayan planlar” olarak nitelendirdi.

Shell’e sadece kendi emisyonu için değil, aynı zamanda müşterilerinin emisyonu için de sorumluluk yükleyen karar, dikkate değerdi. Bütün bunlarla beraber 1.7 milyar tona ulaşan miktarı, dünyanın dördüncü en büyük kirleticisi olan Rusya ile hemen hemen aynı seviyeye geldi. Hollanda’dan yönetilen şirket ise temyize gidecek.

Birçok yargı sistemi, Hollanda’daki “bakım görevi” gibi yasalar içerir. Stirling Üniversitesinden Annalisa Savaresi ve London School of Economics’ten Joana Setzer, yakında çıkacak bir yazıda, küresel olarak devam eden bir düzine davayla beraber, iklim özelinde insan hakları hukukuna etki eden kurumsal aktörleri takip etmenin trend haline geleceğini işaret ediyor.

Bazıları bu aksiyonu çok önemli görürken, bazıları da yeterince büyük bir adım olmadığını söylüyor. Fakat şüpheciler bilmelidir ki dünya, karbon emisyonu için belirlediği hedeflerinden gün geçtikçe uzaklaşıyor. Lahey mahkemesi, her zamanki “işletmeci” zihniyetin ötesinde bir vizyon istemekte haklıydı. Gezegende bir iklim krizi heyulası dolaşıyor. Kasım ayındaki COP26 BM iklim zirvesi öncesinde, ülkelerden, emisyonu azaltmak için yeni ve istekli sözler verilmesi bekleniyor. İklim modellemeleri, küresel ısınmayı sanayi öncesi dönemin 2 derece üzerine sabitlemek için 2030 yılına kadar mevcut emisyonlarda %25 azalma olması gerektiğini gösteriyor. Fakat şu an, verilen sözlerin çok gerisindeyiz. Mahkeme, enerji sektöründe de %45’ten daha sert düşüşler olması gerektiğini belirtti.

Gezegenin geleceğinin tehlikede olduğunu göz önüne alırsak, toplumun elindeki her aracı kullanması sebepsiz değildir. Shell’in mahkemeyi kaybettiği gün, ABD’nin petrol devi ExxonMobil, 12 kişilik yönetim kurullarına seçilecek 2 kişinin belirlenmesinde aktivist hissedarlar tarafından mağlup edildi ve Chevron’un hissedarlarının büyük çoğunluğu, firmanın emisyon azaltması lehinde oy kullandı. Bunlar çok dikkat çekici yenilgilerdi.

Ne var ki, hidrokarbon sektörü bu duruma cevap vermekte gecikmiyor. Alman şirketleri RWE ve Uniper, Hollanda’ya, uluslararası bir sermayedar anlaşması gereğince 1990’larda ülkenin kademeli olarak kullanımını azalttığı kömür yakıtlarına ilişkin tazminat davası açmaya hazırlanıyor. CCSI’dan (Columbia Center on Sustaniable Investment) Martin Dietrich Brauch, son on yılların, temiz yakıtlara küresel bir dönüş ve bloğun net sıfır hedeflerine ulaşım için çok kritik olduğu bilindiği halde Avrupa Birliği’nin bu tarz aktivitelere izin vermesinin absürtlüğünü işaret ediyor. Cevap ise, tarihe karışmış enerji sözleşmelerini yırtmak olmalıdır. Yüzleşilmesi gereken şey; petrol, gaz ve kömür yakıldıkça havaya saçılan miktarıdır. Bu ekonomik model değiştirilmedikçe, mahkemede ve mahkeme dışında yürütülen kavga mutlaka devam edecektir.

Kapak Görseli:2019. Well+Good. https://www.wellandgood.com/climate-anxiety/.

28 Mayıs 2021 tarihinde The Guardian’da yayınlanan “The Guardian view on climate change lawsuits: Big Oil is in the dock” başlığı ile yayınlanan yazının mümkün olduğunca ana metne sadık kalınarak yapılmış çevirisidir. Yazının orijinal hâline buradan ulaşabilirsiniz.

-Fatih ATAY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir