Lola Rennt: Bir Karakter İncelemesi

/ / SİNEMA

Sevgilisi Manni’nin hayatını kurtarabilmek için 100.000 Markı 20 dakika içerisinde bulmak zorunda olan bir Alman genci olan Lola’nın hikayesini anlatan Lola Rennt (Koş Lola Koş) hakkında, film içerisinde de doğal bir biçimle oluşan bölümlere ayırarak incelemek ve nihayetinde de elde edilen bulguları açıklamak amacıyla bu metin yazılmıştır.

Giriş

Daha önce hiç kelebek etkisini duymuş muydunuz? Ya da hayatınızda yanlış giden bir şeyleri değiştirmek için hikâyeyi en başa sarabilme yeteneğine sahip olmak ister miydiniz? Peki yaptığımız en ufak davranışların dahi bir çığ gibi büyüyüp her şeyi değiştirebileceğini… Tom Tykwer tam da bunu gösteriyor bize Lola Rennt (Koş Lola Koş) içerisinde.

1998 yılında çekilen Lola Rennt adeta çağın öncüsü oluyor. Pek çok insanı, yönetmeni, seyirciyi etkilemeyi başarıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde dahi gösterime giriyor ve Das Boot’tan sonra rekoru tekrar kırarak en çok izlenen Alman filmi olmayı başarıyor.

Filmde Lola karakteriyle Franka Potente, Manni karakteriyle de Moritz Bleibtreu karşımıza çıkıyor. Açılıştan önce T.S. Elliot’tan bir alıntı yapıyor yönetmen Tykwer, “Arayışlardan asla vazgeçmeyiz ama tüm arayışlarımızın sonunda başladığımız yere geri dönmüş oluruz. Ve orayı yeniden keşfetmeye başlarız.”. Aslında tüm film boyunca anlatmak istediği bir alıntı yaparak özet geçmeye çalışırız Tykwer.

Kısa Özet

Film, içerisinde tekrar başa saran üç hikâyeyi barındırıyor. Lola ve sevgilisi Manni üzerinde geçen hikâyede, esas olan Lola’nın 20 dakika içerisinde Manni’ye 100.000 mark bulması üzerinedir. İlk hikâyede Lola başarısız olur ve Lola ölür. İkinci hikâyede ise Lola yine başarısız olur ve Manni ölür. Son hikâyede ise mutlu aşk hikayesi tamamlanır. Para bulunmuş, patrona teslim edilmiş, mutlu çift bir aradadır. Hikayeler arasında ise bir geçiş taşıması adına yataktaki muhabbetlerine şahit oluruz.

Başlangıç

Adeta bir korku filmi havasında bir açılış tercih edilmiştir. Filmin en önemli vurgusu olan zamansallık burada başlamıştır. Şeytan figürüyle işlenmiş bir duvar saatinin sallanması ile başlarız. Yönetmenin de adını geçirdikten sonra, kamera yükselir ve şeytanın içerisinden geçerek kalabalığa karışır. Tam bu noktada insanların arasından bekçi çıkar ve önce Elliot’tan alıntı yapılarak geçilen özetin farklı bir varyasyonunu yapar ve topu havaya dikerek maçı, yani hayatın akışını, yani filmi başlatır. Jenerik ise olay örgüsünden farklı olarak sanki bir polis sorgusunda çekilmiş edasıyla yapılmıştır. Poloraid fotoğraflar ile karakterlerimiz birer birer tanıtılır.

Birinci Bölüm

Ardından her şeyin başlangıcı olan telefon çalar ve Manni durumu anlatır. Patronunun, Ronnie’nin verdiği işi tamamlayan Manni, Lola’nın geç kalması ile metroya binmek zorunda kalır. Ancak burada işler istediği gibi gitmez. Bir evsize yardım ederken, dalgınlıkla içinde 100.000 mark bulunan para çantasını metroda unutmuştur ve 20 dakika içerisinde o 100.000 markı tekrar yerine koymalı, patronuna vermelidir. Bu sahnelerde ise ikili arasında konuşmalar devam ederken dışsal, kısmi “flashback”ler ile geçmişe dönülür ve olayların nasıl yaşandığı seyirciye gösterilir. Manni çantayı evsizin aldığından emindir ve bu konuda konuşurken de parayı alıp çoktan farklı ülkelere gitmiştir derken o farklı ülkelerden polaraidler yine hızlıca karşımıza çıkar. Bu fotoğraflar hızlıca geçerken arada Ronnie’nin de fotoğrafı es geçilmez. Lola’nın gerçeği söyleme fikri ise Manni’nin anlattığı eski bir güven problemi hikayesi ile suya düşmektedir. Yine bu sahneyi de “flashback” ile yönetmen seyirciye izletir. Lola’nın parayı bulacağını söylemesi üzerine telefon kapatılır ve 20 dakika başlar.

Lola burada kimlerden para isteyebileceğini düşünürken de tüm bu insanların portreleri gösterilir. Bu noktaya ayrı bir parantez açmak gerekirse gerek Lola’nın saçları gerek telefon gerekse bu portrelerin olduğu sahnelerde sürekli baskın bir kırmızı kullanılmıştır ki bu da bize daimî bir tehlikenin olduğu göstermektedir. Lola, banka müdürü olan babasına gitmeye karar vermiştir. Evden çıkarken kapıya kadar takip kamerası ona eşlik etmektedir. Kapıya geldiğinde ise kamera önce annesine, ardından açık olan televizyona döner. Bu sahne tüm film boyunca birebir aynı olan tek sahne olma özelliği de taşımaktadır. Burada da bir video oyunu havasında Lola’nın merdivenlerden inişini, o esnada karşılaştığı komşusu ve köpeğini görürüz. Ana kapıdan çıkar çıkmaz ise gerçekliğe döneriz. Lola koşarken biz de onunla koşarız. Müzik ise sürekli eşlik eder, tempoya ayak uydurur. Köşeyi döner dönmez bir bebek arabalı kadın çıkar karşımıza. Lola buradan sonra sadece kendi hayatına değil, başkalarının da hayatına değinmeye başlamıştır. Bu kadın ve bebeğiyle çarpışmaktan son anda kurtulur. Bu noktada ise kadın döner, bağırır, küfreder. Yönetmen ise tüm bunlar bitip kadın yoluna döndüğünde “flash forward” ile kadının geleceğini seyirciye gösterir. Poloraidler ile kadının alkol sorunlarını, bebeğini kaybetmesini, ardından bebek hırsızlığına giden hayat öyküsünü görürüz.

Lola ve Manni olmadığı sahnelerin ise altını çizmek amacıyla yönetmen bir video kamerayla çekmiştir. Bu sahnelerin başında ise babası ve sonradan metresi olarak gördüğümüz iş arkadaşıyla olan konuşma sahnesi vardır. Ardından kamera tekrar Lola’ya döner. Bu noktada hayatında bir şeyleri değiştirdiği bir insan daha vardır. Koşarken ilk önce rahibelerin arasından geçer, daha sonra bir bisikletli genç, çalıntı olan bisikleti 50 marka Lola’ya satmayı teklif eder. Lola’nın hayır demesiyle de gencin hayatındaki değişiklikleri tekrar kare kare flash forward olarak görürüz. Lola, babasına doğru kızıl çekici saçlarıyla tam güç koşmaya devam ediyordur. Garajdan çıkan bir arabanın önünden geçen Lola, şoförün dalgınlığına sebep olmuş ve dolaylı yoldan bu arabanın diğer beyaz araba ile çarpışmasının nedeni haline gelir. Bu hayatında değişikliğe neden olduğu üçüncü insandır. Lola, babasına doğru devam ederken Manni’nin çantasını ve parasını alan evsiz ile karşılaşır ancak yanından geçer gider.

Lola sonunda bankaya vardığında, açılışta bizimle konuşan bekçinin aslında banka güvenliği olduğunu anlarız. İçeriye aceleyle giren Lola, yine birine az daha çarpacak iken toparlar. Bu da dördüncü insandır. Onun hayatındaki değişimi de aynı teknik ile görürüz. Babasıyla konuşur, para ister ancak alamaz. Burada attığı çığlık ile de Lola üç insanın daha hayatına dokunur. Babası evi, annesini  terk eder, kendisinin aslında öz babası olmadığını öğrenir, babasının iş arkadaşı ile evlenmesine de neden olur. Ancak bunları sadece izleriz. Yönetmen burada herhangi bir flash forward kullanmamıştır.

Lola bankadan çıkarılır ve Manni’ye doğru koşmaya başlar. Yolda yine kırmızı bir ambulans ile karşılaşır ve binmek ister. Binemez ancak ileride cam taşıyan işçiler yüzünden araç durmak zorunda kalır. Lola yine de araca binemez. Manni, eğer Lola saat 12’de yanına gelmezse orada bulunan bir marketi soyacağını söylemiştir. Nitekim de öyle olur. Lola saat 12’de oraya varamaz. Ancak seyirciye de varma imkânı vermemiştir yönetmen. Bölünmüş ekran kullanarak hem Lola’yı hem de markete giren Manni’yi izleriz. Biz de yetişemeyiz soyguna, akışa. Manni, marketi soymaya başlar ve ardından Lola da mecburen ona katılır. Paraları alıp çıkmışken, polis tarafından etrafları çevrilir. Manni, yine kırmızı renkte olan, para dolu poşeti polislere doğru fırlatır. Bu esnada, bir polisin yanlışlıkla silahını ateşlemesi sonucu Lola göğsünden vurulur ve ölür.

Burada da kamera Lola’nın yüzüne ve gözlerine döner. Geçmişte Manni ile yatakta yaptıkları sohbeti hatırlar ve biz de izleriz. Bu sahne de yine kırmızı renkle kaplanmıştır. Gerek tehlikeyi gerekse aşkı anlatabilmek için harika bir seçimdir kırmızı renk. Bu bölümü ise havaya atılan kırmızı para poşetini ve açılıştaki kırmızı telefon ahizesini eş zamanlı ve seri değişimler halinde izleyerek kapatırız. Bir bakıma yönetmen, açılış da kapanış da aynı demek istemektedir.

İkinci Bölüm

Yine ilk bölüm ile aynı açılış ile karşılaşırız. Burada Lola merdivenden inerken, komşusu çelme takar ve düşer. Ardından yine yolda karşılaştıklarının hayatına etki etmeye devam eder. Bu sefer çocuklu kadına çarpar ve kadın Lola’dan sonra loto oynamış kazanmış ve zengin olmuştur. Yine ilk bölüm ile aynı teknikle bu hikâye bize hızlıca gösterilir. Rahibelerin arasından geçerken ise birisinin güneş gözlüğü taktığını ise fark ederiz. Bisikletli çocuk gelir ardından, bu sefer sadece hayır demekle yetinmez Lola, çalıntı olduğunu belirtir. Bu da çocuğun hayatını değiştirir ve madde bağımlısı olarak sokakta ölür. Garajdan çıkan arabanın ise önünden geçecek kadar ona yetişememiştir. Merdivenden inerken düştüğü için hızı ilk bölüm ile aynı olmasa gerek ki bu sefer önünden değil aracın üstünden geçer. Kader yine odur ki araba yine beyaz arabaya çarpmıştır. Ardından Lola yine “o” evsizin yanından geçmiştir. Burada da bazı şeylerin kaderimiz olduğunu, istesek de değiştiremeyeceğimizi usul usul işlemeye başlar yönetmen.  Lola bu sefer de babasından parayı alamaz ancak çıkarken bankayı soymaya karar verir ve parayı alır. Yine koridorda karşılaştığını kadına “Ne?” diye bağırır ve kadının hayatı yeniden değişir. Lola’nın parayla bankadan çıkıp çıkmaması onun kaderidir. Kader, parayı babasından alamamasıdır ancak zorla da olsa parayı bankadan alabilmesi kaderi değiştirebilme gücümüzdür. Çıktığında ise etrafının polisle çevrili olduğunu görür ancak polis onun hırsız olduğunu düşünmez ve bırakır. Kırmızı ambulans yine geçerken Lola yanındadır ve binmek ister, şoför yine almaz ancak bu sefer dalgınlıkla öndeki cama çarpar. Bu sefer Lola, Manni’ye yetişmiştir. Yönetmen, nasıl ki Lola’nın yetişemediğini bölünmüş ekran ile gösterdi ise, yetiştiğini de yine aynı teknikle gösterir. Ancak yine kelebek kanatlarını çırpar. Lola, ambulans şoförü ile konuşup kazaya neden olmuş, dolaylı olarak da aracın gecikmesine neden olmuştur. Hayatta her yaptığımız davranışın bir etkisi olduğu gibi bunun da bir karşılığı vardır.  Manni, Lola’ya doğru koşarken geciken ambulans Manni’ye hızla çarpar ve Manni orada ölür. İlk bölüm ile aynı teknik kullanılır, kamera yüzüne yaklaşır ve yatak sohbetlerine geri döneriz.

Yine kırmızı renk ağırlıktadır yatak sahnelerinde. Ancak diğer bölümden farklı olarak bu sefer havaya atılan poşet yeşil renktedir. Benim buradan çıkarımım ise amaç, bir sonraki bölüm hakkında seyirciye tüyo vermektir.

Üçüncü Bölüm

Aynı açılış sahnesi devam eder, Lola merdivenden inerken bu sefer komşusuna da köpeğe de aldırmaz ve üstlerinden atlar. Yolda karşılaştığı kadına çarpmaz yanından geçer ancak bu bile kadının hayatını değiştirmekte etkili olmuştur. Lola, rahibelerin arasından değil yanından, yoldan geçer. Güneş gözlüğü takan rahibelerden birisi dereceli gözlüğe geçmiştir bu sefer. Lola yola geçtiği sırada da bisikletli gence çarpmak üzeredir. Bu sefer genç bisikletin satılmasını teklif etmez. Bir büfeye gider ve o sırada da o evsiz adamla karşılaşır. Ona yemek ısmarlayan evsize bisikletini satar. Bu yüzden de Lola evsizle karşılaşmaz çünkü artık o bisikletlidir, zamanda hızlanmış, öne geçmiştir. Lola ise garajdaki arabanın üstünden de geçemez artık. Direkt olarak araca çarpar, kaputa çıkar. Bu sahnede ise Lola’nın sürücüyü tanıdığını anlarız. Selamlaşırlar ve beyaz arabaya çarpmaktan kurtulmuştur artık. Ancak bu sefer de Lola zamanın gerisine düşmüştür. Babasının çıkış saati gelmiştir. Odasından çıkar ve Lola ne metresiyle onu yakalayabilir ne de para isteyebilir. Yönetmen yine bu bağlamı anlatabilmek için bölünmüş ekrana yer vermektedir. Lola geç kalmış, arkasından her ne kadar bağırsa da üstüne çıkıp selamlaştığı araçtaki Bay Meyer ile birlikte babası uzaklaşmıştır. Bu noktada da güvenlik “Sonunda gelebildin hayatım.” cümlesini kurmuş ve aslında hepimiz aklındaki o geç kalmaya olan tepkiyi verebilmiştir. Bu esnada ise telefon kulübesinden çıkan Manni, bisikletiyle birlikte evsizi görmüş ve yol boyu kovalamaya başlamıştır. Bir anda yola atlayan ikili, son anda Bay Meyer’in aracın direksiyonunu kırması ile ölümden dönse de Bay Meyer makus talihini değiştirememiş ve o beyaz araca çarpmıştır. Hayat da bazen böyledir. Bazı şeyler kaderdir, değiştirebilir, yeniden yazabiliriz. Ancak bazıları ise kaderin de ötesinde yazgıdır. Bu bağlamda da aklımıza T.S Elliot’a ait o vecize geliyor, “tüm arayışlarımızın sonunda başladığımız yere geri dönmüş oluruz.”. 

Tüm bunlardan sonra Manni’ye doğru “Ne yapmalıyım?” diyerek koşan Lola, yolda bir tır tarafından ezilmekten son anda kurtulur. O esnada kafasını çevirir ve bir kumarhane görür. İçeriye girer ve 99 mark 20 fenig parası olmasına rağmen veznedar kadını ikna eder ve yüzlük banknot alır. Kıyafeti uygun olmamasına rağmen oyuna başlayan Lola, rulette üst üste kazanır. Son kez mutat çığlını atar ve son kez kazanır. Parası legal yollarla tamamlanmış, babasıyla arası bozulmamıştır. Ancak bunun bedeli de babasının ve Bay Meyer’in kaza yapıp yaralanmış olmasıdır. Bu esnada biz görmesek dahi kovalamaca evsiz ve Manni arasında devam etmiştir. Manni en sonunda evsizi yakalamış, parasını geri almıştır. Son bir rica olarak da elindeki silahı isteyen evsize de silahını vermiştir Manni. Burada göremesek de düşünceli yüz ifadesinden evsizin bir soygun yapacağını tahmin edebiliyoruz ancak bu da bir varsayım.

Ambulans bu sefer vaktinde durabilmiş ve cama çarpmamıştır. Tam arkasında olan Lola ise sorunsuz araca binmiştir. Araçtaki hasta ise bankanın güvenliğidir. Kalbi durmuş hastaya müdahale eden pratisyene bakar Lola ve son gücüyle ona elini uzatan güvenliğin elini tutarak onu hayata döndürür. Ambulans, Lola’nın ineceği yerde durur, Lola iner. Kafasını çevirdiğinde ise lüks araçtan inen Manni’yi görür. Manni, parayı patronuna teslim etmiş, rahatlamıştır. Hatta Lola’ya bakıp “Ne oldu sana böyle?” diyebilecek kadar rahattır. Bu bölüm de film de çantada ne olduğu sorularak bitirilir.

Bulgular

Film boyunca Lola ile birlikte biz de koşar, Manni’ye yetişmeye çalışırız. Kırmızı saçları, herkesten farklı giyim tarzı ve eşsiz çığlığı ile apayrı bir karakterdir Lola. Soundtrackler ise bizim sabit kalmamızı engeller. Sürekli ağzımız yüreğimizde takip ederiz filmi. Yönetmen Tykwer da bunu güçlendirmek amaçlı yer yer hareketli kamera kullanmıştır. Yine tüm film boyunca Lola aynı yerlerden her zaman farklı kamera açısıyla geçer ki bu da bize aslında bahsettiği o kelebek etkisini ve hiçbir olay örgüsünün asla diğeriyle birebir aynı olamayacağını ve seçimlerimizin küçük veya büyük bir etkisi olduğunu gösterir. Yine Tykwer, yer yer bilişsel olarak bizi Lola’dan üstün tutmuştur. Manni’nin markete girmesi, Manni’nin evsizi kovalaması gibi. Müzikleri de seyirciye özel olarak dinletmiştir Tykwer. Non-diégese olarak müzikleri, film evrenine ait olarak da Lola’nın çığlıklarını örnek verebiliriz. Bölüm bazında inceleyecek olursak da Lola’nın telefonu kapattığı andan itibaren 20 dakikası vardır ve aslında gerçek hayatta geçen süre de 20 dakikadır. Yani hız bakımından “metin zamanı = hikâye zamanı” demek, yanlış olmayacaktır.

 

Kaynakça

1- Ebert, R. (1999) Run Lola Run. https://www.rogerebert.com/reviews/run-lola-run-1999

2- Göral, B. (2012) KOŞ LOLA KOŞ. http://birfilmsevdim.blogspot.com/2012/02/kos-lola-kos.html

3- Letterboxd. https://letterboxd.com/film/run-lola-run/

4- IMDB. https://www.imdb.com/title/tt0130827/plotsummary?ref_=tt_stry_pl

Lola Rennt Künye 

Yönetmen, Senarist: Tom Tykwer

Yapımcı: Stefan Arndt

Yapımcı Şirketler: X-Filme Creative Pool, WDR, Arte

Dağıtıcı Şirket: Prokino Filmverleih

Oyuncular: Franka Potente, Moritz Bleibtreu, Herbert Knaup, Nina Petri, Joachim Król, Armin Rohde, Heino Ferch, Suzanne von Borsody, Sebastian Schipper

Sinematografi: Frank Griebe

Müzikler: Tom Tykwer, Johnny Klimek, Reinhold Heil

Çıkış Tarihi: 20 Ağustos 1998

Süresi: 80 dakika

Ülke: Almanya

Dili: Almanca

Bütçesi ve kazancı: 1.75$ m. ; 22.9$ m.

 

– Kerem Özyurt 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir