Giriş Özellikle son aylarda ismini sık sık duyduğumuz bir ülke Afganistan. ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle beraber Taliban uzun yıllar sonra tekrardan ülkeye egemen oldu. Bundan sonra neler yaşanacak, dünya kamuoyu Taliban’a karşı nasıl bir tutum alacak merak konusu. Biz ise bugün, Afganistan’ın geçmişinin perdesini aralayarak günümüzde yaşananları anlamaya çalışacağız. Milat öncesiyle başlayarak 2021’e kadar uzanan Afganistan
Erich Fromm sahip olma ve olma kavramlarını birbirine alternatif varoluş biçimleri olarak tanımlar. Bu kavramlar, insanların hayata bakış açısını yansıtırken kendilerini oluşturma hususunda da büyük pay sahibidirler. İnsan, hangi kavrama daha yakınsa yaşamını ona göre şekillendirir; mutluluğu, mutsuzluğu, neler yapıp neler istediği, kendisine yakın olan tarafın yönlendirmesiyle gerçekleşir. En nihayetinde insan hayatını ya olmaya ya
Angelopoulos imzalı modern destan Sonsuzluk ve Bir Gün, Alexander’ın geçmişi ile başlar. Çocukluğunun geçtiği evin görüntüsü eşliğinde arkadaşıyla diyalogları duyulur. “Zaman nedir ki?” diye sorar birisi ve diğeri yanıtlar: “Zaman deniz kenarında çakıl taşları ile oynayan bir çocuktur.” İlk sahneden itibaren izleyicinin anlatının da etkisiyle film boyunca zaman girdabında sürükleneceği deşifre edilir. Bu silik yolculukta
“Klasikleri okumalıyım!” “Kült olmuş eserleri okumalı, bitiremezsem bile onlar hakkında fikir sahibi olmalıyım!” telaşları arasında benimle aynı dilde eserler veren, aynı yıllarda yaşayan yazarları okumayı es geçtiğimi fark ediyorum zaman zaman. Okuduğumuz eserlerin iyi olabilmesi için “Klasik” listesine girmiş ya da “kült” olarak anılması gerekir mi ki? Yanı başımızda öyküler anlatan yazarlarımızı, yıllar sonra efsaneleşmiş




