Aşk ve Çile: Orpheus Felsefesi

/ / FELSEFE, MİTOLOJİ, TARİH
A. Dionysos, Dionysos Miti ve Dionysosçuluk
1. Dionysos

Orpheus ve Orpheusçu felsefeyi (Orpheusçuluk) anlamak için öncelikle Dionysos mitini incelemek, kavramak gerek.

Dionysos, Büyük Grek tanrısı Zeus ile bir ölümlü olan Semele’nin oğludur. Grek mitolojisinin en bilinen tanrılarından biri olan Dionysos, Grek Pantheon*unda Olympos Dağında yaşayan 12 büyük tanrıdan biridir. Her ne kadar Yunan tanrısı olarak bilinse de Dionysos aslında Trakya kökenli bir tanrıdır. Trakyalılar, Yunanlar tarafından barbar olarak nitelendirilir. Bunun sebebi ise muhtemelen Trakyalıların sahip olduğu savaşçı ve vahşi ruhtur. Ayrıca yaşam tarzlarının Greklere benzememesi de barbar olarak nitelendirilmelerinde etkilidir.

Bütün ilkel tarım toplumlarında olduğu gibi Trakyalıların da bereketi sağlayacağına inandıkları tanrıları vardı. İşte bu tanrı Bakkhos olarak da bilinen Dionysos’tu. Trakyalılar bira yapmayı keşfedince sarhoşluğun ilahi olduğunu düşündüler ve bu onuru Dionysos’a bahşettiler. Ardından şarap ile tanışınca Dionysos artık şarapla özdeştirilen bir tanrı haline gelmiş oldu.

2. Dionysos Miti

Dionysos kültü ve Dionysosçuluk ilerleyen satırlarda değineceğimiz Orpheusçu felsefe üzerinde oldukça etkili olmuştur. Hatta Orpheusçuluk için Dionysosçuluğun reformize edilmiş hali de denilebilir. Dionysosçuluk hikâyelerine göre; Zeus’un eşi Hera’nın Dionysos’un annesi Semele’ye kurduğu bir tuzak sonucunda Semele hayatını kaybeder. Hera’nın buyruğuyla Titanlar* Dionysos’un üzerine saldırır ve onu parçalara ayırırlar. Bunu duyan Zeus çok sinirlenir ve Titanları yıldırımlarıyla çarpıp kül eder. Zeus’un annesi büyük tanrıça Rhea da çocuk Dionysos’un tüm uzuvlarını bir araya getirerek onu tekrar yaşama döndürür. Böylece Dionysos’un yeniden yaşama dönmesi, iki kere doğmuş olması miti Dionysosçular tarafından benimsenir. Burada bir noktayı belirtmem gerek. Grek mitolojisinde Dionysos’un yeniden hayata dönüşüne dair birçok farklı anlatı vardır. Ben içlerinden en yaygın olanını seçip sizlere aktardım.

3. Dionysosçuluk

Özgün biçimiyle Dionysosçuluk ve ibadet şekilleri oldukça vahşiceydi. Taraftarları düzenlenen Dionysos törenlerinde vahşi hayvanları parçalara ayırıp çiğ çiğ yerdi. Ayrıca ilginç bir feminist yapısı bulunmaktaydı. Saygı gören bazı kadınlar dağlara, tepelere çıkarak biraz şarabın biraz da içinde bulundukları ruh halinin etkisiyle gece boyunca danslar eder, mistik bir hale bürünürlerdi. Erkekler ise Dionysos’a duydukları saygı neticesinde kadınların yaptığı bu ibadete ses çıkaramazlardı. Dionysosçuların sarhoşluklarının amacı hakikate, gerçekliğe mistik yollarla ulaşmaya çalışmaktı. İnsanın ancak sarhoşluk halinde doğayla bir bütün olabileceğine inanıyorlardı. Bu yüzden böyle vahşi ve bir hayli ilginç ibadetlerde bulunuyorlardı.

Bu haliyle oldukça yabani olarak nitelendirebileceğimiz Dionysosçuluk, Orpheusçular tarafından reforma uğramıştır. Böylece birçok filozof ve hatta günümüz dinleri üzerinde de etkisi olmuştur.

B. Orpheus, Orpheus Miti ve Tarihçesi
1. Orpheus

Orpheus Grek mitolojisinde oldukça saygı duyulan ve aynı zamanda çok popüler olan bir ozandır. Lir* ve Kithara* çalmaktaki üstün yeteneği ile ünlenmiştir. Orpheus, öyle yetenekli bir şairdi ki sanatını icra etmeye başladığı zaman etkileyemeyeceği hiçbir varlık yoktu, bunlara tanrılar bile dâhildi. Babasının sanat tanrısı Apollon olduğu rivayet edilse de ünlü ozanımızın babasının Trakya kralı Oeagrus olduğu da söylenenler arasındadır. Orpheus’un annesi ise Grek mitinde ‘‘İlham Perileri’’ olarak da adlandırılan Dokuz Mousa’lardan biri, Kalliope’diydi. Dolayısıyla babası Apollon olmasa bile Orpheus’un eşsiz ozanlık yeteneğinde annesinin de payı büyük.

Görüldüğü gibi Orpheus ne sahip olduğu üstün fiziksel özellikleriyle ne de savaşçılığıyla meşhur olmuş bir karakterdir. O, sanatıyla ve şairliğiyle sadece Yunan mitolojisinde değil uygarlık tarihinde önemli yere sahip bir şahsiyettir.

Orpheus’un da Trakya’dan geldiği kabul edilse de Orpheus’un Girit medeniyetinden gelmiş olma ihtimali de hayli yüksektir. Bunun sebebi ise Orpheusçu felsefenin içerdiği Mısır medeniyetine dair ögelerdir. Mısır medeniyetiyle ilişki halinde bulunan Giritliler üzerinden Grek kültürüne aktarılmış olması mümkündür. Orpheus mitini anlayabilmek için temellerine ve bu temelleri yaratan medeniyetlere de değinmemiz gerekiyor.

2. Orpheus Mitinin Kökenleri

MÖ 2500’den MÖ 1400’e kadar Girit’te Minos denilen ve sanatsal açıdan çağının toplumlarına göre oldukça ileri olan bir medeniyet bulunuyordu. Giritli denizcilerin Mısır ile kayda değer bir ticari ilişkisi vardı. Minos uygarlığı yıkılmadan önce MÖ 1600 civarında Yunanistan anakarasına yayıldı, orada MÖ 900’e kadar varlığını sürdürdü. Bu ana kara uygarlığına Miken uygarlığı denilmektedir.

Mikenlerin kökenine dair kesin bilgiler bulunmamaktadır. Yunan mıydılar yoksa bu topraklarda daha önceden beri yaşayan yerli bir kavim miydiler tam olarak bilinmiyor. Mikenlerin yaşadığı bölgeye Yunan toplulukları akın etmeye başladı. İyonyalılar ve Akhalılar zamanında Miken uygarlığı varlığını sürdürdü. Sonradan gelen Dorlar tarafından bu uygarlık yıkıldı. Lakin Miken kültürü ve dolayısıyla etkilendiği Girit ve Mısır uygarlığının etkileri özellikle alt tabakada tesirini sürdürdü. Böylece klasik Grek miti, bir Hint-Avrupa kavmi olan Dorların kültürü ile Miken uygarlığının ögelerinin senteziyle oluşmuş oldu. Orpheus mitini de işte bu medeniyetlerin ortak kültürü yarattı.

3. Orpheus Miti

Yunan mitinde nympha olarak adlandırılan orman perilerinden olan Eurydice ve eşsiz ozan Orpheus birbirlerine âşık oldular ve sonrasında da evlendiler. Bir gün Eurydice, çiçek topladığı bir sırada kendisine tecavüz etmek isteyen Aristaios ile karşılaştı. Aristaios’u gördüğü zaman korkuya kapılan genç kadın kaçmaya başladı. Güzel olduğu kadar talihsiz de olan Eurydice, kaçarken yerdeki otların arasında bulunan bir yılanın üzerine bastı. Yılanın kendisini sokmasıyla yaşamını yitirdi. Bunu öğrenince hüzne boğulan Orpheus, eşini tekrar geri getirebilme gayesiyle yeraltı dünyası Tartaros’a gitmek için yola çıktı. Tartaros’a ulaştığında lirinden çıkan o eşsiz güzellikteki büyülü ve hüzünlü müzik, Tartaros’un hükümdarı, yeraltı dünyasının tanrısı Hades’i bile etkiledi.

Hades, Orpheus’un eşiyle tekrar kavuşmasına izin verdi. Lakin bir şartı bulunmaktaydı: Orpheus, Eurydice Tartaros’tan yeryüzüne ulaşıp güneşe çıkana kadar ona bir kere bile dönüp bakmayacaktı. Eurydice, Orpheus’un lirinden çıkan müstesna müziği takip ederek yeryüzüne giden karanlık merdivenlerden çıkmaya başladı. Orpheus güneş ışığını görür görmez eşinin hala kendisini takip edip etmediğini merak edip arkasına baktı. Böylece Hades’in şartını ihlal eden bahtsız Orpheus, biricik eşi güzel Eurydice’i yitirmiş oldu.

Orpheus eşini kaybetmesiyle etkisiyle bu sefer lirini hüzünle çalmaya başladı. Eurydice uğruna sanatını icra ediyor, onun yasını tutuyordu. Hiçbir kadına ilgi duymuyor, tüm günlerini çile içerisinde geçiriyordu. Bir gün, kendisi için düzenlenen kutlamaları dolaşan tanrı Dionysos, Trakya’ya uğradığında kendisine saygı göstermediğini düşündüğü Orpheus’u cezalandırmak niyetiyle müritlerini Orpheus’un üzerine saldı. Bakkhalar da denilen bu kadın grubu (ilk bölümde bahsetmiştik) Orpheus kendilerine ilgi göstermeyince sinirlendiler ve zavallı Orpheus’u parçalayarak öldürdüler(Dionysos mitine benzediğini görmekteyiz.) Böylece kahramanımız Orpheus, artık sevgili eşi Eurydice’e kavuşabilecekti.

Orpheus ve Orpheus mitine dair aktarabileceklerimiz bu kadar. Görüldüğü gibi mitin Dionysos mitinden etkilendiği önemli kısımlar bulunmakta.

C. Orpheusçu Felsefe

Dionysos mitinin etkilerini içinde barındıran ve Orpheus mitinin etkisiyle oluşan Orpheusçu felsefe, Grek felsefesine ve aynı zamanda da günümüz dinlerine de etkileri bulunmuştur. Dionysosçuluğun bir nevi revize edilmiş halidir ve baş tanrıları Dionysos ve Eros’tur.

Bu felsefi düşüncenin özelliklerini inceleyecek olursak; Orpheusçular ruh göçüne inanırdı. Ruhun öbür dünyada ya huzura kavuşacağını ya da eziyet göreceğini düşünürlerdi. Onlara göre insanların ilahi ve şeytani olmak üzere iki yönü bulunuyordu. Orpheusçu geleneklere uygun bir yaşam sürerek ilahi yöne eğilmek ve şeytani kısmın eğitilmesi mümkündü.

Onlara göre insan ruhu, bedenine ve bu dünyaya bağlı değildir, ruh fani insan bedeninde sadece bir ziyaretçidir. İçinde bulunduğumuz dünyayı insanlık için bir ceza olarak görürlerdi. Gerçek huzurun ancak ölümden sonra elde edilebileceğine inanırlardı. Bu huzura erişmek içinse fani dünyada çileli bir hayatın sürülmesi şarttı. Böylece Orpheusçular için ölüm bir son değil aslında başlangıç idi.

Orpheusçular etle beslenmeyi reddederlerdi. Ayrıca ilk yetişen bakliyatlarla yaşamın başlangıcına dair benzerlikler kurdukları için bazı bakliyatların tüketilmesini yasaklamışlardı. Orpheusçuların intihar etmeleri de yasaktı. Her ne kadar bu hayatın faniliğine ve bedenin değil ruhun ölümsüzlüğüne inansalar da insanın barındırdığı ilahi öz yüzünden intiharın bu öze hakaret olduğunu düşünürlerdi. Bu sebepler de intihar, onların tasvip ettikleri bir eylem değildi.

Orpheusçu felsefe içerisinde ayrıca feminist unsurlar da bulunmaktaydı. Yukarıda değindiğimiz Dionysosçuluk üzerinde de bulunan bu mistik feminizm, filozofların düşüncelerini de etkilemişti.

Orpheusçuların çileci bir yapıya sahip olduklarından bahsettik. Onlar için şarap sadece bir simgeydi. Ulaşmaya çalıştıkları sarhoşluk tanrıyla bir olma sarhoşluğuydu. Bu mistik yollarla insanların gündelik hayatta başvurduğu yollarla elde edemeyeceği uhrevi hakikati elde edebileceklerine inanıyorlardı. Bu mistiklik ünlü filozof Pisagor üzerinde de etkiler bıraktı. Orpheus’un Dionysos dininin reformcusu olması gibi Pisagor da Orpheusçuluğun reformcusuydu. Orpheusçu ögeler Pisagor’u etkilediği gibi Pisagor’un öğretileri de Platon’u etkiledi. Platon’un görüşleriyle tanışan Hristiyan filozoflar aracılığıyla da bu din üzerinde de etkiler oluşturdu.

Genel olarak Orpheusçuluğu ve ortaya çıkışını bu şekilde ifade edebiliriz. Felsefe dünyası için oldukça önem teşkil eden Orpheusçuluğun, kültür dünyamızda büyük bir iz bıraktığı aşikâr.

Dipnotlar

*Pantheon: Bir mitoloji ya da dine özgün tüm tanrıların birliği.

*Titanlar: Yunan mitolojisine göre efsanevi Altın Çağ’da dünyayı yönetmiş olan güçlü tanrı ırkıdır. Titanların yöneticisi Zeus’un da babası olan Kronos’tur. Titanların hükümranlığı, Zeus’un önderliğindeki Olympos tanrıları tarafından sona erdirilmiştir.

*Lir: Arp ailesinden, tarihi MÖ 9. yüzyıla kadar giden telli, antik bir çalgıdır.

*Kithara: Kithara, Bu gün modern Yunancada klasik gitarı da tanımlayan telli, antik bir Yunan çalgısı. Kutlamalarda, özellikle de tanrı Apollon şerefine düzenlenen kült törenlerinde çalınmak için tercih edilen seçkin bir enstrümandı. Her ne kadar Lir ile benzer olduğu düşünülse de Lir daha küçük ve ayaksızdır.

Kaynakça

1-Bertrand Russel/Batı Felsefesi Tarihi, Cilt 1.
2-Nadin Yılmaz, Neslihan Taştan, Dilara Zeynep Özsomer, Bengü Cennet/ Orpheus’ta Yeraltı Dünyası Ve Orpheusçuluk.

Görsel: 2022. Commons.Wikimedia.Org. https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Orpheus_and_Eurydice_by_Peter_Paul_Rubens.jpg.

-Ali Fuat ÇALIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir