Bir hüzün var yaşamak dediğin işte; Her savrulduğunda döndüğün çatı Belki sağanakta açtığın şemsiye Bazen ruhuna kadar ıslanmak Kurutamamak hiçbir zaman ıslanan yerleri Belki de kurusun istememek Bir kaybolmuşluk var şu yaşamak denen şeyde; Seni iliklerine kadar sarsan, yoran, yontan Yolunu kaybetmek, belki de kaybetmeyi istemek Bazen de; Yolun dikenli olması kadar yorucu Yürüyecek yolunun
Sinemanın, doğuşundan itibaren en çok beslendiği alanlardan biri de hiç şüphe yok ki edebiyat olmuştur. Bir kitabı okurken içine davet edildiğimiz dünya bizlere ilk başta biricik gelebilir. Sinemanın gücü ise bu eseri alıp ona bambaşka açılardan bakabilmesidir. Böylece eser katman kazanarak kendine yeni bir form yaratır. En nihayetinde elimizde yepyeni bir eser kalmıştır. Kitap uyarlaması
Herkese selam, bugün konumuz “yapay et”. Bu yazıda, artan vegan (veganlık, içerisinde hayvansal gıda bulunan maddeleri yememek, üretiminde hayvan kullanımı olan herhangi bir maddeyi kullanmamak demektir.) kurum, kişi ya da kuruluşların yürüttüğü çeşitli çalışmalarla ismini daha fazla duymaya başladığımız yapay et/sentetik et/ clean-cultured meat nedir, nasıl üretilir, yapay et üretimine neden ihtiyaç duyuyoruz gibi soruları
Bu yazımızda sizlere Antik Çağ’ın değerli filozoflarından biri olan Hypatia’dan bahsetmek istiyoruz. Yaklaşık 1600 yıl önce İskenderiye’de bir kadın filozof, matematikçi, astronom olmak nasıl bir şeydi? Dönemin toplumsal, siyasal ve dini baskılarla çevrelenmiş koşullarında son derece bilgili ve entelektüel bir kadının boyun eğmez görüşleri hayatını nasıl şekillendirdi? Bu sorulara cevap aramak için Hypatia’nın hayatına olan




