Yapay Et Teknolojileri: 20 Yıl İçerisinde Herkes Vejetaryen mı Olacak?

/ / TEKNOLOJİ

Herkese selam, bugün konumuz “yapay et”. Bu yazıda, artan vegan (veganlık, içerisinde hayvansal gıda bulunan maddeleri yememek, üretiminde hayvan kullanımı olan herhangi bir maddeyi kullanmamak demektir.) kurum, kişi ya da kuruluşların yürüttüğü çeşitli çalışmalarla ismini daha fazla duymaya başladığımız yapay et/sentetik et/ clean-cultured meat nedir, nasıl üretilir, yapay et üretimine neden ihtiyaç duyuyoruz gibi soruları yanıtlamaya çalışacağım. Yeni bilinmeyene karşı hepimizin kafasında oluşabilecek ön yargıları aslını öğrenerek ve değerlendirerek başlayalım.

Öncelikle karıştırılabileceğini düşündüğüm için in vitro etin, şu an restaurantlarda, vegan burger/beyond burger olarak gördüğümüz bitkisel bazlı et olmadığını vurgulayalım. Sentetik et, beyond meat olarak adlandırılan ot temelli etten farklı olarak bitkisel bazlı değil hayvansal bazlı üretiliyor. Aynı zamanda, yakın gelecekte hayatımızda olacağını umut etsek de henüz Singapur dışındaki ülkelerde onay almadığı için şu an beyond meat kadar hayatımızda olan bir et türü değil. Sentetik et, henüz gelişme aşamasında ve müşteriye sunulması için çalışmalara devam ediliyor.


Yapay et bir başka ismiyle “in vitro” et, biyomühendislik teknolojileri kullanılarak hayvandan alınan kas kök hücrelerinin besin serumu içerisine koyulmasıyla elde ediliyor. Üretim şekli hücreli ve fermantasyon olarak iki yola ayrılıyor. Hayvanlardan alınan kas kök hücreleri, besin serumu içine koyuluyor ve bildiğimiz haliyle lif ve kasları oluşturmaları sağlanıyor.[1] Sentetik et, görünüşte normal etle bir farklılık göstermezken et içerisindeki yağ/kas oranı gibi etin spesifik özellikleri ayarlayabilme, geleneksel etteki hormon ve ilaç uygulamalarından kaynaklı zararlar, parazit, enfeksiyon gibi bazı durumları önleme imkanı sağlıyor. Yapay etin tadının ise geleneksel etin tadına çok yakın, hatta neredeyse aynı olduğu iddia ediliyor.

Laboratuvarlarda üretilen sentetik etin hikayesi, aslında ilk kez 2013 yılında Hollanda’daki Maastrich Üniversitesi çalışmalarıyla başladı. Üretilen 140 gram etten yapılan ilk hamburger köftesi maliyeti toplamda 250 bin Euro [2] oldu. Bu girişim fazlasıyla maliyetli bir başlangıç olsa da yapay et üretimi projelerine dünyanın ilgisini çekmeyi başardı. Başarının en önemli sebebi, her geçen gün daha az sürdürülebilir hale gelen ve dünyaya zarar veren hayvancılık sektörüne gerçek ve uygulanabilir bir alternatif sunma potansiyeliydi. Şirketler ve girişimciler de aynı görüşte olmalı ki, geçtiğimiz 10 yıl içerisinde Bill Gates gibi isimler bu alana büyük yatırımlar yapmaya başladı. Sentetik et konusundaki ilk girişimlerde bulunan Maastricht Üniversitesi profesörü Dr. Mark Post’un kurduğu Mosa Meat, Berkeley’de kurulan Memphis Meats, 3D Biyobaskı teknolojilerine odaklanan İsrail start-up’ı Aleph Farms, San Diego’da kurulan ve deniz ürünleri geliştirmeyi hedefleyen BlueNalu, bu büyük girişimlerden yalnız birkaçı. Aynı zamanda bu alanda Türkiye’de bir girişim yoktur diye düşündüysek neyse ki yanılıyoruz çünkü Ankara Üniversitesi biftek.co start-up’ıyla yapay et üretim çalışmalarını yürütüyor. Bu yatırımlar ve çalışmalar sayesinde 2013’te maliyeti 250 bin Euro olan et, günümüzde sadece ama sadece 11 dolara üretilebiliyor.

Sevilen birçok yemeğin ana maddesi sayabileceğimiz geleneksel etin; Çin’den Japonya’ya, Hindistan’dan Endonezya’ya, İtalya’dan Brezilya’ya dünya mutfaklarında oldukça önemli bir konumda olduğunu söyleyebiliriz. Peki bu afiyetle anılan hatta günümüzde yemenin ödül sayılabileceği et, önümüze konulurken arka planda neler yaşanıyor?

Satın aldığımız her ürün; ham madde sağlanması, üretim, tedarik gibi belirli aşamalardan geçiyor. Bu aşamaları gerçekleştiren insan faaliyetleri sırasında dünyaya salınan toplam karbon dioksit miktarının hesaplanmasına “karbon ayak izi hesabı” diyoruz. Sera gazı emisyonunu arttırarak dünyanın daha fazla ısınmasına ve karbon ayak izine sebep olan temel başlıklar: birinci sırada ulaşım, elektrik ve fosil yakıt kullanımı, sonra sanayileşme varken, üçüncü sırada hayvancılık faaliyetleri geliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu’na (FAO) göre, geleneksel et üretimi dünya üzerindeki tarıma uygun arazi kullanımının %30’undan, sera gazı salınımlarının %18’inden, su ve enerji kullanımının %8’inden sorumlu [3]. Bu yüksek oranda enerji kaybına sebep olan bitkiden hayvana enerji aktarımı ve hayvanın insana besin olduğu döngüden çıkıp hücreden insan üretebilecek teknolojiye sahipken neden etimizi de kendimiz üretmeyelim?

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun 9,6 milyara ulaşacağını tahmin ediyor. Böylece, dünya gıda üretiminin yüzde 70 oranında artması gerekecek. Pek çok insanı geleneksel et üretimiyle beslemek, sera gazı emisyonlarını yüzde 77 oranında artıracak olan ormansızlaşma durumunu ortaya çıkaracak. Yani ileride dünyamız, kontrolsüzce artan nüfusla beslenme alışkanlıklarımızı bugün olduğu gibi yürütmemizi kaldıramayacak duruma gelecek. Bu sebeple laboratuvar ortamında dünyaya bu derece zarar vermeden -elbette yapay et üretim sektörünün de çevresel yükü olacak- et üretebilecek teknolojiye sahip olmak oldukça önemli. Aynı zamanda, sentetik et üretiminin milyonlarca hayvanın, günümüzün beslenmeye ayırdığımız vaktinde “lezzetli” bir yemek yiyip mutlu olalım ya da bitkilerden karşılayamadığımız amino asit ihtiyacımızı giderelim ve daha sağlıklı olalım(?) diye doğduğu, hemcinsleriyle birlikte dar ve küçük bir alanda bir süre sadece kesilmeyi bekleyerek yaşadığı bu düzenin değişmesine sebep olması büyük bir avantaj.

Sydney ve Curtin Üniversitesi’nin yakın zamanda yaptığı bir araştırma, 1995 ve 2002 yılları arasında doğan bireyler olarak tanımlanan Z Kuşağı’nın %72’sinin, hayvanları katletmeyi durduracak olsa da laboratuvar ortamında üretilen etleri yemeye pek de hevesli olmadığını ortaya koydu. Tüm kaynaklarını umarsızca, vazgeçmeden sömürdüğümüz dünyamız kurulu düzenin işlemesi için çırpınıyor ve kaynaklar olmasa yaşayamayacağımız gerçeği göz önüne alındığında bu durumu o kadar da ciddiye almıyoruz. Bu sebeple sera gazı emisyonunu azaltmak adına harekete geçilebilecek her alanda süratle harekete geçmeliyiz. Elbette karbon ayak izi daha yüksek olan ulaşım, elektrik sağlama gibi alanlarda değişikliklere gidilmesi belki de karbon ayak izini daha büyük oranda azaltacak bir değişim olabilir. Fakat bu durum, elimizdeki teknolojiyi kullanarak ve geliştirerek sürdürülebilir bir düzen sunan yapay et teknolojilerini desteklememek anlamına gelmiyor.

Yapay et teknolojilerinin gelişimini günden güne gözlemlemek, karbon ayak izini azaltarak hayvanların bin yıllardır ait olduğu doğal koşulları yaşayamadan varlıklarını sadece insanlara hizmet etme amaçlı sürdürdükleri, acımasız koşullarda yaşamaya mahkum edildikleri düzende meydana gelecek değişimlere tanık olmak için sabırsızlanıyorum. Aynı zamanda şahsen sentetik etin tadını da çok merak ediyorum. Umuyorum ki, in vitro et kısa sürede ülkeler bazında kabul gören ve hayatımızda olan bir besin olur ve onunla yakın zamanda tanışabiliriz.

Kaynakça

1-Evrim Ağacı. https://evrimagaci.org/sentetik-et-ve-beslenmenin-gelecegi-yapay-et-teknolojisi-etik-ve-surdurulebilir-bir-sekilde-gercek-etin-yerini-alabilir-mi-10225.

2-Evrim Ağacı. https://evrimagaci.org/laboratuvarda-uretilen-yapay-etin-maliyeti-sadece-2-yilda-325000-dolardan-11-dolara-dustu-3476.

3-DW.COM. https://www.dw.com/tr/laboratuvarda-et-%C3%BCretildi/a-16999809.

4-Idtechex. https://www.idtechex.com/en/research-article/five-companies-at-the-forefront-of-the-cultured-meat-revolution/21677.

5-FAO. Livestock’s Long Shadow. (08 Mart 2006)

6-LIVEKINDLY. https://www.livekindly.co/2040-all-meat-will-be-vegan/.

7-Foodprocessing.Com. https://www.foodprocessing.com/articles/2021/cultured-meat/.

Sude BAYRAKTEPE

1 Comment to “ Yapay Et Teknolojileri: 20 Yıl İçerisinde Herkes Vejetaryen mı Olacak?”

  1. Avatar avleen says :Cevapla

    Hi! I love how informative and great your articles are. Can you recommend any other blogs that share blogs that share information on Vegan Salmon or vegan recipes in general? Thanks a lot!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir