Ahtapotlar Bizi Şaşırtmaya Devam Ediyor- İşte Bununla İlgili 8 Örnek

/ / ÇEVİRİ

Ahtapotlar mavi kana, üç kalbe ve halka şeklinde bir beyne sahip. Ancak bunlar, ahtapotlar hakkındaki en sıra dışı şeyler değil!

Başka bir dünyadanmış gibi görünümleri ve dikkat çekici zekaları ile tanınan ahtapotlar, hayret verici özelliklerini, yeteneklerini ve davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.

1-Birden Fazla Beyin

Ahtapotların sekiz kolu olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Ama her bir kolun kendi ”mini beynine” sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Müzenin kafadanbacaklılar koleksiyonunun (ahtapotlar dahil) küratörü Jon Ablett bize daha fazlasını aktarıyor:

Bu düzen, ahtapotların kollarıyla daha hızlı ve etkili bir şekilde görevleri tamamlamasını sağlar.

Daha da fazlası, her bir kol bağımsız olarak hareket etme yeteneğine sahipken – tat alma, dokunma ve yön olmadan hareket etme – merkezi beyin yukarıdan aşağıya bir kontrol sistemine sahip.

Bu sistem 2011 yılında, araştırmacılar bir ahtapotun labirentin içindeki besine yalnızca bir koluyla ulaşmayı öğrenip öğrenemeyeceği deneyi yaptıklarında kanıtlandı.Labirent, kolun sudan çıkmak zorunda kalacağı ve bu sayede besini bulmak için kimyasal sensörlerini kullanamayacağı şekilde tasarlandı. Deneyin sonunda ahtapotların çoğu, kollarını yiyeceğe yönlendirmede – görsel bilgiyi işleyen merkezi beynin kolu kontrol edebileceğini kanıtlayarak- başarılı oldu.

Görünüşe göre, dokuz beyinleri sayesinde, ahtapotlar eylemlerinin gerçekleştirirken hem yerelleştirilmiş hem de merkezi kontrolün avantajına sahipler.

İlgili video: https://youtu.be/2x1dxoNA3k0?list=TLGGIDDeugoxOnkwODA1MjAyMQ

2-Ciddi Anlamda Zekiler

Bilim insanları, hayvanın beynine ne kadar ”yatırım yaptığına” dair bir gösterge olarak, hayvanın beyninin vücuduna göre boyutunu, zekası için bir kılavuz olarak kullanıyorlar.

Beyin kıvrımlarının derecesi gibi diğer faktörler de rol oynadığından, bu mükemmel bir ölçü değildir, ancak daha akıllı hayvanlar daha yüksek beyin-vücut oranına sahip olma eğilimindedir.

Bir ahtapot beyin-vücut oranı olarak tüm omurgasız canlılar içinde en yüksek değere sahiptir. Ayrıca beyin-vücut oranı memeliler kadar olmasa da çoğu omurgalı canlıdan daha büyüktür.

Ahtapotlar bir köpek kadar çok nöronlara yani sinir hücrelerine sahiptir. Sıradan ahtapot (Octopus vulgaris) yaklaşık 500 milyon nörona sahiptir. Yaklaşık üçte ikisi kollarında bulunur. Geri kalan nöronlar ise yemek borusu etrafına sarılan ve ahtapotun kafasında bulunan halka şeklindeki beyinde bulunur.

Jon, ahtapotların zekalarını çeşitli şekillerde kanıtladığını söylüyor: ”Deneylerde labirentleri çözdüler ve yiyecek ödüllerini almak için zorlu görevleri tamamladılar. Ayrıca kendilerini konteynerlere girip çıkarmada da ustalaştırmışlardır.”

Ahtapotların yetenekleri ve yaramaz davranışları hakkında ilginç anekdotlar da var.

Jon, “Bir laboratuvarda bulunan tüm balıkların bulundukları tanklarından kaybolmaları hakkında bir tane okuduğumu hatırlıyorum.” diyor. “Personeller küçük bir video kamera kurdu ve ahtapotlardan birinin kendi tankından çıktığı, diğer tanka gittiği, tankı açtığı, balığı yediği, tankın kapağını kapattığı, kendi tankına geri dönüp saklandığı ve kanıtı gizlediği ortaya çıktı.”

Doğal yaşamda da benzer sinsi davranışların ve ustaca problem çözme olaylarının görüntüleri var. Örneğin, bu BBC videosu, bir balıkçının kafesinden kaçak yengeç avlayan dev bir Pasifik ahtapotunu (Enteroctopus dofleini) gösteriyor.

İlgili video: https://youtu.be/abRPaXgJGQg?list=TLGGokfymCnqDY0wODA1MjAyMQ

Bu arada daha büyük sinsi bir Pasifik çizgili ahtapotu, akşam yemeği için avlanırken korkutma taktikleri kullanır.

Örneğin ahtapot, bir karides gibi avına kadar sokulur ve omzuna dokunur. Çoğu zaman, ürkmüş karides, kendisine dokunan koldan uzağa fırlar ve onu bekleyen ahtapotun pençelerine düşmüş olur. Ekstradan yedi kola sahip olmak kullanışlı bir şey.

Bu benzersiz av stratejisini görmek için California Üniversitesi, Berkeley’den bu videoyu izleyin.

İlgili video: https://www.youtube.com/watch?v=mc6fIuNTNEQ

3-Onlar Araç Kullanabiliyorlar

Araç kullanımı hayvanlar aleminde nispeten nadirdir ve maymunlar, yunuslar ve bazı kuşlarla (özellikle kargalar ve papağanlar) ilişkilendirdiğimiz özelliklerdir. Bu öğrenme yeteneğinin iyi bir göstergesidir. Omurgasızlar arasında sadece ahtapotlar ve birkaç böceğin araç kullandığı bilinmektedir.

Jon, “Laboratuvarda yiyecek ödülleri almak için görevleri gerçekleştirmenin yanı sıra, doğal yaşamda ahtapotların araçları yuvalar yapmak ve yuvanın girişini korumak için taşları kullanarak bir çeşit koruma kalkanı inşa etmek için kullandıkları görülmüştür.” diyor.

Onlar bulabildikleri her şeyi kayalar, kırık kabuklar, hatta kırık camları ve şişe kapaklarını yığarlar.

Sıradan battaniye ahtapot türünün (Tremoctopus violaceus) küçük bireyleri, fizalya denizanasının dokunaçlarını bir silah olarak taşır. Bu dokunaçlar güçlü ve acı verici bir zehir taşır. Yaygın battaniye ahtapotu bağışıktır ancak bu dokunaçların sahip olduğu zehirli etkiyi durumdan haberi olmayan avlarına ve avcılarına karşı kullanır.

Ahtapotların araç kullanımının en etkileyici ve ikna edici örneği, Endonezya’da birkaç damarlı ahtapot türünün (Amphioctopus marginatus) atılmış hindistan cevizi kabuklarını topladıkları gözlemlendiğinde, 2009 yılında geldi.

İlgili link: https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0960982209019149?via%3Dihub4

Ahtapotlar kabukları kazıp çıkardıktan sonra onları su jetleri ile iyice temizlediler. Sonrasında onları yeni bir yere taşıdılar ve bir sığınak inşa ettiler. Gövdelerinin altındaki kabuklarla deniz tabanında seyahat etmek, yavaş akrobatik bir yürüyüşle sonuçlandı.

Bu, ahtapotları avcılara karşı daha savunmasız hale getirir ancak ahtapotlar gelecekteki korunmalarını kısa süreli risklere tercih ediyor gibiler. Davranışı keşfeden bilim insanlarına göre bu durum kabukların ihtiyaç duyulduğunda kullanılmak üzere etrafa taşınmasının yani gerçek araç kullanımının kesin kanıtıdır.

Bu davranışı eylem halinde izleyin ve dahil olan ekipten daha fazlasını öğrenin:

İlgili link: https://youtu.be/Bz1G49er0bo?list=TLGGf-vjEozk2XoxMDA1MjAyMQ

4-İnsanları Tanıyabilme ve Onları Seçebilme Yeteneği

Ahtapotlar beynin görmeye odaklanmış alanları olan büyük optik loblara sahiplerdir ve biz bunun onların yaşam işleyişi açısından önemli olduğunu biliyoruz.

Jon ekliyor: “Ahtapotlar, insan yüzleri de dahil olmak üzere kendi türlerinin dışındaki diğer canlıları tanıyabiliyor gibi görünüyor. Bu benzersiz bir davranış değil – bazı memeliler ve kargalar da yapabiliyor – ancak bu oldukça sıra dışı.”

Scientific American, Yeni Zelanda’daki Otago Üniversitesi’nde tutulan bir ahtapotun çalışanlardan birini sevmediğine dair bir bilgiyi aktarıyor. Ahtapotun sevmediği çalışan tankın yanından her geçtiğinde, ahtapot ona doğru su fışkırtıyordu.

Seattle Akvaryumu’ndaki biyologlar, dev Pasifik ahtapotunun tanıma yeteneklerini test etmek için bir deney tasarladılar.

İki haftalık deney süresi boyunca, bir grup ahtapotu düzenli olarak beslerken başka bir grup fırçalı bir sopayla ahtapota dokundu. Deneyin sonunda, ahtapotlar, kendilerine düzenli yemek veren “iyi” bakıcıya farklı düzenli fırçalı sopayla dokunan bakıcıya farklı davrandılar ki bu da ahtapotların aynı üniformaları giymelerine rağmen iki kişiyi ayırt edebildiklerini doğruladı.

5-Sıra dışı Cinsel Zamanlar

Çoğu erkek ahtapot, dış cinsel organlarına sahip değildir ve bunun yerine spermlerini dişilere geçirmek için hektokotil adı verilen değiştirilmiş bir kol kullanırlar.

Jon, ”Hektokotilin görünümü türler arasında değişiklik gösterir. Bazıları şırıngaya benziyor, bazıları daha çok bir kaşık gibi ve bir tanesi – Kuzey Atlantik ahtapotuna (Bathypolypus).” diyor. ”Ahtapot türlerinin her birinin az çok farklı yöntemleri var.” diyor ve ekliyor Jon: ”Kağıt notilus olarak da bilinen argonatlarda erkek ahtapot üreme girişimlerinde bir adım daha ileri gider. Kendisi kaçarken cinsel uzantısını dişi ahtapotta bırakır.”

Erkek ahtapot, spermlerini dişiye bıraktığında oyun biter. Erkek ahtapotların çoğunluğu, çiftleşmeden sonraki birkaç ay içinde ölür.

6-Özverili Anne Ahtapotlar

Anne ahtapotlar için de hayat kolay değil. Kelimenin tam anlamıyla çocukları için canlarını feda ediyorlar.

Jon, ”Bazı ahtapot türlerinde, dişiler anne gibi bakım gösterirler.” diyor. “Yumurtalarını koruyarak onları avcılardan korurlar ve yavrularına oksijen sağlamak için su taşıyorlar.” diyor.

Anne ahtapotlar yavrular yumurtadan çıkana dek bu davranışı sürdürürler. Sığ su türlerinde bu durum yaklaşık üç aya kadar sürebilir ancak bazı ahtapotlar bakım sürelerini en üst seviyeye çıkarır.

”Yılın annesi” unvanı Graneledone boreopacifica’ya gidiyor. Bu derin deniz ahtapotunun yumurtalarını 53 ay boyunca kuluçkaya yatırdığı gözlemlendi. Bu yaklaşık dört buçuk yıl eder. Bu herhangi bir hayvan için bilinen en uzun kuluçka dönemidir.

Kaliforniya, Monterey Kanyonu’nun derinliklerine yapılan 18 dalış sırasında araştırmacılar, dişi ahtapotun yumurtalarını bırakıp yuvasını terk ettiğini ya da yakınlarda dolaşan yengeç ya da karides dahil herhangi bir besin yediğini görmediler. Bunun yerine, araştırmacılar dişi ahtapotun günden güne yok olduğunu gördü. Kilo verdiğini, derisinin gevşediğini ve solduğunu ve gözlerinin bulanıklaşarak büyüdüğünü belirttiler.

Anne ahtapotun şaşırtıcı fedakarlığı, yavrularına gelişiminin ileri bir aşamaya ulaşması için zaman verdi. G. boreopacifica yavruları, ortaya çıktıklarında minyatür yetişkinleri gibidir ve bu da onlara hayatta kalmak için iyi bir şans verir.

Dalışçıların son ziyaretinde yumurtalar çatlamış ve dişi ahtapot ölmüştü.

Başka hiçbir ahtapotun yumurtalarına bu kadar uzun süre baktığı bilinmiyor da olsa, hemen hemen tüm anne ahtapotlar aynı kaderi paylaşıyor: Kaçınılmaz ölüm.

Erkek ahtapotlar çiftleşmeden sonra uzun süre hayatta kalamadıkları için deniz küçük, öksüz, bir aileye sahip olmayan ahtapotlarla doludur.

İlgili video: https://youtu.be/lFCQltYMLQk?list=TLGG0KYw8WOYzbsxMTA1MjAyMQ

7-Kurnaz Kılık Değiştirme ve Kaçış Taktikleri

Ahtapotlar muhtemelen dünyanın en yetenekli kamuflaj sanatçılarıdır.

Jon, açıklıyor: ”Ahtapotların ciltlerinin altında kromatofor adı verilen binlerce özelleşmiş hücre, bir anda renk değiştirmelerine yardımcı oluyor. Ayrıca cilt dokularını çevrelerine uyacak şekilde hızla değiştirmek için genişletebilecekleri yada geri çekebilecekleri papilli adı verilen küçük cilt bölgelerine sahiptirler.”

Ahtapotların (ve mürekkep balığının) olağanüstü kamuflaj yeteneğinden esinlenen araştırmacılar, yakın zamanda papillaların işlevini ve tasarımını taklit eden sentetik bir deri tasarladılar ve 3 boyutlu şekillere dönüştürmek için programlanabilen esnek bir malzeme yarattılar.

İlgili link: http://science.sciencemag.org/content/358/6360/210

Belki de tüm türler içinde kendini en iyi gizleyebilen tür taklitçi ahtapotlar olabilir.

1998’de Endonezya’da keşfedilen bu ahtapot, çevredeki kayaları, resifleri ve deniz yosunlarını taklit eden diğer ahtapotlar gibi yapmıyor, bunun yerine yırtıcı hayvanların kaçma eğiliminde olduğu diğer hayvanları taklit ediyor.

Bu tür ahtapotlar, gövdelerini bükerek, kollarını ayarlayarak ve davranışlarını değiştirerek çok çeşitli zehirli hayvanlara dönüşmüş gibi görünebiliyorlar. Aslan balığı, şeritli dil balığı ve deniz yılanları, taklit edebildikleri canlılar içindedir.

”Birçok canlı öteki hayvanları taklit edebiliyor, ancak mimik ahtapot türü bu kadar çok farklı türü taklit edebilen tek bildiğimiz hayvan. ”Gerçek bir kamufle olma ustası.”diyor Jon ve ekliyor: “Kendinizi bir kaya gibi kamufle etmek, avcı etrafınızdayken hareketsiz ve olduğunuz yerde kalmanız gerektiği anlamına gelirken, kendinizi başka bir hayvan kılığına sokmak, aynı zamanda tehlikeli bölgeden çıkabileceğiniz anlamına gelir.”

Hatta bilim insanları taklitçi ahtapotların, bölgede yaşayan canlılara dayanarak taklit etmek için özel bir canlıyı seçtiğinden şüpheleniyor: Ahtapotlar, kendisi için tehdidi en fazla olan hayvanı avlama ihtimali olan canlıyı taklit etmek için seçiyor. Örneğin bir taklitçi ahtapot eğer ki papaz balıklarının saldırısına uğradıysa, papaz balıklarını avlayan bantlı deniz yılanı şeklinde görünüyor.

2005 yılında araştırmacılar, ahtapotların kamuflaj illüzyonunu bozmadan tehlikeden uzaklaşmak için başka bir kurnaz çözüm ürettiğini bildirdi: İki ayak üzerinde yürümek (yani kolların üzerinde yürüyorlar.)

Deniz altında iki ayaklı hareketin ilk örneğinde, iki tropikal ahtapotun altı kolunu kaldırdığı ve diğer ikisinin üzerinde geriye doğru yürüdüğü bulundu.

Su altındaki iki ayak üzerindeki hareketin ilk örneğinde, iki tropikal ahtapotun altı kolunu kaldırarak diğer ikisinin üzerinde geriye doğru yürüdüğü bulundu.

Bu, alg ahtapotunun (Abdopus aculeatus) diğer kollarını genişletmesini ve hareket ederken bile yosun görünümünü korumasını sağladı. Bu sırada, damarlı ahtapot (Amphioctopus marginatus) muhtemelen deniz tabanı boyunca yuvarlanan bir hindistan cevizi gibi görünmek üzere altı kolu vücuduna doğru kıvrılmış şekilde yürüdü. Her ikisi de her zamanki çok kollu sürünmelerinden daha hızlı hareket edebilmeyi başardılar.

Araştırmacı Dr Christine Huffard’ın yer aldığı bu SciFri videosundaki sıra dışı hareketlere göz atmak için:

İlgili video: https://youtu.be/23qzi88k3aM?list=TLGGGiV_Pw0nKHcxMzA1MjAyMQ

8-Şehir Kurucuları

Bilinen çok az istisna dışında, ahtapotlar genellikle antisosyal canlılardır.

Ancak 2012’de bilim adamları Avustralya’nın Jervis Körfezi’nde şaşırtıcı bir keşif yaptılar: Sözde yalnız yaşayan ahtapot (Octopus tetricus) aslında su altı şehirleri inşa ediyor. Kaya çıkıntılarından ve ahtapotların beslendikleri kabuklu yumuşakçalar ve deniz taraklarından atılan kabuk yığınlarından yuva toplulukları oluşur.

Nüfus büyüklükleri elbette ki Londra standartlarına uymasa da, Octopolis’te ve eski zamanlardaki adıyla Oclantis’de sadece yaklaşık 15 ahtapot yaşıyor. Ancak bu bile bilim adamlarının beklentilerinin hayli üzerinde.

Hepimizin bildiği gibi, şehir yaşamının kendine has avantajları ve dezavantajları vardır. Octlantis’te yaşayan ahtapotlar arasında sık sık saldırganlık, kovalamaca ve hatta yuvalardan atılma gözlemlendi.

Araştırmacılar, yoğun yerleşik popülasyonlarda yaşamanın ahtapotlar için faydalarının ne olduğundan emin olmadıklarını belirtiyorlar ancak bu düz ve özelliği olmayan bir yerde yaşamak yerine yuva alanının sınırlı olduğu bir yerde yaşamak gerekliği de olabilir.

Son Olarak Ahtapotlar Neden Mavi Kana Sahipler?

Hala ahtapotların kanının neden mavi olduğunu ve sahip oldukları üç kalbin ne yaptığını merak ediyor musunuz?

Mavi kan, ahtapotun vücudunda oksijen taşıyan hemosiyenin isimli proteininin insan hemoglobinlerinin aksine demir yerine bakır içermesinden kaynaklanıyor.

Bakır bazlı protein, oksijen moleküllerini soğuk ve düşük oksijen koşullarına sahip okyanustaki yaşam için uygun görülen oksijen moleküllerinin taşınmasında çok daha fazla etkilidir.

Eğer kan (omurgasızlarda kana hemolenf denir) oksijensiz hale gelirse – örneğin hayvan öldüğünde – mavi rengini kaybeder ve şeffaflaşır.

Bir ahtapotun üç kalbinin birbirinden az çok farklı rollere sahiptir. Bir kalp vücutta kan dolaşımı sağlarken diğer iki kalp ise oksijeni sağlamak için solungaçlara kan pompalar.

Görsel Kaynakçası: https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQzZn9ONH7qncocr7dNh3RfXp8B2QtPXp2isg&usqp=

Natural History Museum’da Lisa Hendry tarafından “Octopuses keep surprising us – here are eight examples how” başlığı ile yayınlanan yazının mümkün olduğunca ana metne sadık kalınarak yapılmış çevirisidir. Yazının orijinal haline buradan ulaşabilirsiniz.

-Sena BOSTAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir