2021’in Sonunda Starlink Projesi Hayatımızı Nasıl Değiştirecek?

/ / TEKNOLOJİ

Herkese merhabalar, umarım hepimizin keyfi yerindedir. Geçtiğimiz sayıdaki yazımda, insanlığın uzay serüvenine bebek adımlarıyla başlayıp seneler içerisinde nasıl yol aldığını anlatmıştım. Bir de Mars kolonizasyonu hakkında atılan adımlara dair ufak bilgiler vermiştim. Bu yazımın konusu ise uzay teknolojileri denildiğinde akla ilk gelen şirketlerden biri olan SpaceX’in çılgın projesi STARLINK! Bu projenin ne olduğundan, amacından ve öneminden bahsedeceğiz. Bu şekilde, gelecek sayılarda da uzay teknolojileri alanındaki farklı gelişmeleri ve yenilikleri konu alan bir uzay serisi oluşturmaya karar verdim. Keyifli okumalar!

Uzay teknolojileri denince akla gelen ilk isim, adını mutlaka bir yerlerde duyduğumuz, geçtiğimiz günlerde daha çok kripto para borsasında sebep olduğu değişimlerle anılan, sansasyonel fikirleri ve sarsılmaz vizyonuyla ön plana çıkan, aynı zamanda yakın geçmişte Amazon CEO’su Jeff Bezos’u geride bırakarak dünyanın en zengin insanı unvanını alan kişi. Kimdir bu Elon Musk? Mühendis, aynı zamanda bir endüstriyel tasarımcı, iyi bir yönetici, girişimci, Kanada ve Birleşik Devletler vatandaşı. Kendisi aslında bir Afrikalı. Eğitiminin bir kısmını ve büyük girişimlerini Amerika’da gerçekleştirse de Güney Afrika’da doğdu ve çocukluğunu orada geçirdi. İlkokul ve ergenlik günlerini orada dış karmaşadan uzak ve kelimenin tam anlamıyla okuyarak geçiren Elon, ortaokul yıllarında kodlamayı ve programlamayı öğrendi. Hatta 12 yaşındayken kendisinin yazdığı Blastar isimli uzay oyununu satarak ilk yazılım satışını yaptı.

Görsel 1: “Blastar” isimli uzay oyunu

Pennsylvania Üniversitesinde ekonomi okurken fizik yan dal yaptı. Stanford Üniversitesinde de uygulamalı fizik ve malzeme bilimleri alanında yüksek lisans yapan Elon, akademik kariyer üzerinden devam etmek yerine iş hayatına atılmaya karar verdi. İlham aldığı isimlerin (Nikola Tesla, Steve Jobs…) etkisiyle geleceği en çok etkileyeceğini düşündüğü 3 temel soruna yöneldi: İnternet, temiz enerji ve uzay. Birkaç sene yazılım ve çevrim içi bankacılık işleriyle ilgilendi. Devamında, internet üzerinden çalışan bir online ödeme sistemi olan ve günümüzde pek çok ülkede kullanılan (maalesef Türkiye’de kaldırıldı) Paypal ödeme sistemlerini hayata geçirdi. Paypal’i farklı bir şirkete sattığında çoğu insanın ömrü boyunca dilediğince yaşayabileceği, başka hiçbir gelir aramayacağı bir kazanç sağladı. Ama Elon, bu “çoğu insandan” biri değildi. Elde ettiği kar ile artık başından beri hedeflediği alanlara yönelebilirdi.  Kazancına birkaç milyon dolar da kendi birikimini ekleyerek tamamını getirisinin ne olacağını kesin olarak bilmediği alanlara yatırarak insanlık tarihinde çığır aşan işler yapmayı seçti.

Görsel 2: Elon Musk

165 milyon dolarlık kazancını başlangıçta bahsettiğim üç ayrı endüstrideki üç ayrı şirkete yani 10 milyon doları enerji sektöründeki SolarCity’e, 70 milyon doları otomotiv sektöründeki Tesla’ya, 100 milyon doları da uzay endüstrisindeki SpaceX’e yatırdı. Uzay endüstrisinin devletlerin elinde olmasının süreci oldukça hantallaştırdığını düşünen Elon, bu endüstriye özel sektörün katılımıyla sürecin çok daha rekabetçi ve hızlı ilerleyeceği görüşünde. Bir hızlanma örneği olarak SpaceX ile roket fırlatma maliyetlerini 50 milyon dolara indirmesiyle artık SpaceX’e ait roketlerin dünyanın farklı ülkelerinin uydularını da yörüngeye yerleştirmesini gösterebiliriz. Hatta geçtiğimiz aylarda da Türkiye’nin 5’inci nesil uydusu Türksat 5A da Space X firmasına ait Falcon 9 roketi ile uzaya gönderildi.

Görsel 3: Falcon Heavy’nin deneme uçuşu

Bu yazıda bahsedeceğim Starlink projesi, SpaceX’in diğer projelerine nazaran kısa vadede hayatımızı daha çok etkileyebilecek bir proje. Starlink, dünyanın yörüngesinde oluşturulmaya başlanan bir telekomünikasyon uydu ağı. Bu uydular sayesinde, dünyadaki her kara parçasına kablosuz, bugün kullandığımız internetten çok daha hızlı ve çok daha uygun fiyatlı internet sağlanması hedefleniyor.

Starlink uydularının her biri 260 kg ağırlığında ve yaklaşık olarak bir masa büyüklüğünde. Üzerinde bulunan 4 adet anten sayesinde uydular kendi arasında ve dünyayla iletişim kurabiliyor. Enerji ihtiyacını üzerinde bulunan güneş panellerinden elde ediyor. Görev süresi bitince de kendisini atmosfere sokup yakarak imha edebiliyor. Çok düşük bir ihtimal olsa da Starlink uydularının birbirleriyle ya da uzay istasyonlarıyla çarpışmasını önlemek için her uyduda çarpışma önleyici bir sistem de bulunuyor. Her fırlatışta uyduların 60 tanesi üst üste dizilerek fırlatılıyor. Uydular uzaya bırakıldıktan sonra yavaş yavaş birbirlerinden ayrılıyorlar. Bu şekilde adım adım yörüngeye yerleşmiş oluyorlar. Fakat bütün dünyaya interneti hızlı ve ekonomik vermek gibi bir hedef söz konusu olduğunda sadece birkaç uydu bu amacı gerçekleştirmek için yeterli olmuyor.

SpaceX, bu sistemin hızlı bir şekilde çalışabilmesi için ilk etapta 12000, ikinci etaptaysa 40000 (yanlış okumadınız kırk bin) uydunun gönderilmesini planlıyor. Birleşmiş Milletler’in hazırladığı veri tabanına göre (linkten güncel olarak dünyadan uzaya fırlatılan araçları görebilirsiniz: https://www.unoosa.org/oosa/osoindex/search-ng.jspx?lf_id= ) 1957’den bu yana insanlığın tüm uzay tarihinde uzaya gönderdiği araç sayısının yaklaşık 11000 olduğunu düşündüğümüzde -ki 11000 aracın da yaklaşık 1000 adetini de halihazırda 2019’dan bu yana Starlink projesi için fırlatılan uydular oluşturuyor- ve bu uyduların sadece fırlatma maliyetini düşündüğümüzde projenin çılgınlığını daha iyi kavramış oluyoruz.

Görsel 4: 2016 yılında ard arda gönderiler uydular

Peki ne oldu da SpaceX şirketi bu kadar maliyeti yüksek, zahmetli, riskli bir işe girişti? Günümüzde kullandığımız internet, okyanusların altından geçen, uzunlukları toplamı dünyanın çevresinin 20 katı olan 468 adet fiber kablo hattıyla sağlanıyor. Bu kablolar, gerçekten de okyanusun binlerce metre altındaki zemine yerleştiriliyor. Kilometreler boyunca uygun okyanus zeminini aramak, kabloların gerginliğini ayarlamak, kabloların dolanmaması için seneler öncesinden okyanus dibi araştırması ve planlaması yapmak, bu işlemlerin senelik ortalama 20 milyar dolara mal olması şöyle dursun, bir de meraklı bir köpek balığının tadım çalışmaları sonucu kıtalar, elektriksiz kalma tehlikesiyle de karşı karşıya kalabiliyor.

Pandemi ile birlikte daha da muhtaç olduğumuz; eğitim gördüğümüz, meslekleri uzaktan devam ettirmeyi sağlayan, iletişim kaynağımız ve günlük yaşantımızın ödün verilemez parçası haline gelen internetin böyle kırılgan yanlarının olduğunu öğrenmek ne kadar şaşırtıcı. Nitekim çok da eski bir tarih değil, 2018’de bir balıkçı teknesi yanlışlıkla kabloya zarar verince Güney Afrika’da 50 milyon insan internetsiz kaldı. Ayrıca bu elektrik kabloları, okyanus dibinde oluşturduğu manyetik alan ile okyanus canlılarına zarar verebiliyor. Tüm bunlar düşünüldüğünde internetin kablolar ile değil de çok daha hızlı internet elde edebileceğimiz uydular aracılığıyla sağlanması girişimlerini anlamlandırabiliyoruz.

Fakat dünyanın etrafında on binlerce uydunun sürekli hareket halinde olmasının da getirdiği birtakım olumsuzluklar var. Mesela en basiti görüntü kirliliği. SpaceX tüm uydularını yörüngeye yerleştirdikten sonra gökyüzünün bir daha asla tanıdığımız gökyüzü olmayacağı iddia ediliyor. Daha hızlı internet sağlama amacıyla mevcut uydulardan dünyaya çok daha yakın konumlandırılan Starlink uyduları, sürekli yanıp sönen ışıklara sebep oluyor. Bu durumdan en çok etkilenenler astronomi alanında çalışanlar, Starlink uyduları uzay çalışmalarını oldukça kötü etkiliyor. Elon Musk, uyduların ışığı daha az yansıtan bir madde ile kaplanması konusunda çalışmalar yürütüldüğünü söyledi fakat bu malzemeler de fazla ısınmaya sebep oluyor. Yani bu konuda henüz somut bir adım söz konusu değil.

Görsel 5 : Arizona’daki bir teleskoptan alınan görüntüler

Starlink 2021’in sonunda hizmet vermeye başlayacak ve şimdiden kaydolunabiliyor. Dolar kuru düşünüldüğünde, ucuz internet bizim için ne kadar ucuz olacak konusu bir muamma ama uydu interneti konusunda çalışma yürüten tek şirket SpaceX değil. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin şirketinin de bu alana yönelik çalışmaları var. Umuyorum ki bir gün dünyanın her kıtasına hızlı, kolay ulaşılabilir internet hizmeti sağlanır ve biz de ülkemizde çözülemez duruma getirilen altyapı sorunlarından, geniş bant internet hızı sıralamasında dünyada 170 ülke arasından 103. olduğumuz yavaş internetten kurtuluruz. Sağlıklı günler dilerim!

Metin Kaynakçası

1-https://www.spacex.com/

2-https://tr.euronews.com/

3-https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50925155

4-https://www.unoosa.org/oosa/osoindex/search-ng.jspx?lf_id=

5-https://t24.com.tr/

6-https://tr.wikipedia.org/wiki/Elon_Musk#Kariyeri

7-https://barisozcan.com/

Görsel Kaynakçası

1-https://www.theverge.com/

2-https://www.businessinsider.com

3-https://www.space.com

4-https://www.newsgroove.co.uk

Sude BAYRAKTEPE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir