Paleontoloji ve Dinozorlar Üzerine

/ / POZİTİF BİLİMLER

Paleontoloji, fosiller üzerinden geçmişte yaşamış türler hakkında bilgi veren bilim dalıdır. Yunancada palailos (eski), onto (varlık), logos (bilim) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Biyoloji, evrim, tarihsel ekoloji, coğrafya ve benzeri bilim dallarıyla yakından ilişkilidir.

Temelde yöntem olarak ikiye ayrılır: Makropaleontoloji ve Mikropaleontoloji. Makropaleontoloji mikroskopla incelenemeyen makro büyüklükteki fosiller üzerinde çalışırken mikropaleontoloji ancak mikroskopta incelenebilecek fosiller üzerinde çalışır. Paleontoloji sadece canlılar hakkında bilgi vermekle kalmaz, hayvan ve bitkilerin evrimleri hakkında bize veri sunar. Biz, bu yazımızda farklı canlı türleri üzerinde çalışan paleontoloji biliminin belirli tür canlılarla ilgilenen spesifik bir alanına odaklanacağız: Dinozorlar.

Dinozorlar, yüzlerce farklı cinsi ve türü olan sürüngenler sınıfına dahil bir canlılar topluluğudur. Bir çok toplumun mitlerinde, hikâyelerinde emareleri görünen bu canlılar yaklaşık 240 milyon yıl önce ortaya çıktı ve yeryüzüne 180 milyon yıl boyunca hükmetti. Homo sapiens ise sadece 200.000 yıldır yeryüzünde bulunuyor. Farklı karakteristiklere sahip olabilen yüzlerce dinozor türünden bazıları su altında yaşayabilirken bazıları uçabilirdi. Dinozorların çevreye bu kadar adapte olabilmesinin sebebiyse bahsettiğimiz gibi doğada farklı karakteristiklere sahip olup ekolojik nişleri doldurabilmesidir.

Dinozor Yunancada korkunç kertenkele anlamına gelen “deinos+sauros” kelimelerinden oluşmuştur ve dinozorlara olan ilgi bilimsel olarak 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. İlk başta sürüngen ve memelilerle karıştırılan dinozor fosilleri zamanla ciddi bir bilimsel çalışma konusu oldu.

Temelde Saurichia (Kertenkele kalçalı dinozor) ve Ornithischia (Kuş kalçalı dinozor) olarak sınıflandırılan dinozorlar birden fazla taksonomik alt gruba sahiptir. Bu sınıflandırmaya dinozorların yapılarının diğer canlılara olan benzerliği göz önünde bulundurulmuştur. Gezegenin büyük bir çoğunluğunu domine eden dinozorların çoğu sanılanın aksine etobur olarak değil otobur olarak besleniyordu. En büyük dinozor türü yaklaşık 35 metreyle titanazorlarken en küçükleri yarım inç büyüklükle oculudevantisdir. 

Dinozorların soyunun tükenme nedeni tam olarak bilinememekle birlikte zamanla bu konuda farklı teoriler ortaya atılmıştır. Bu teorilerden bazıları yanardağ patlamalarını, bazıları ise iklim değişikliklerini öne sürmüştür. Lakin bu teorilerin büyük çoğunluğu dinozorların neslinin tükenmesinin sebebinin kitlesel bir olay olduğu kanaatindeler. Elimizdeki en yeni ve tutarlı olan teoriyse dinozorların neslinin tükenmesinin sebebinin dünyaya çarpan bir göktaşı olduğu yönünde.

Bu teorinin en büyük dayanaklarından birisiyse şu: Dünyanın kabuğunda iridyum elementi normalde milyonda 0.3 olarak bulunurken bazı bölgelerde bu 6.3’lük oranda bulunuyordu ki bu da bir asteroidin ortalama iridyum miktarına eşit. Asteroidin çapının büyüklüğünün yaklaşık olarak 10 kilometre, ağırlığınınsa 1 katrilyon ton olduğu tahmin ediliyor. Asteroidin konumununsa Meksika’daki Yucatan yarımadasında bulunduğu düşünülüyor. Ayrıca bu asteroit dinozorların soyunun tükenmesinin sebep olan olaylar zincirinin başlangıcı.

Dinozorların asıl ölüm sebebine, asteroidin çarpmasıyla kıtasal ve meteorik parçaların atmosfere dağılması ve oluşan devasa partikül-gaz bulutu dünyayı sarıp dünyanın güneş ışığına ulaşmasını engellemesi sebep oldu. Bu şekilde zincirleme birtakım felaket başladı. Dinozorların büyük çoğunluğunun besin kaynağı olan fotosentetik canlıların yani bitkilerin soyu tükendi. Bu da kademeli olarak herbivor ve carnivor dinozorların ölümüne sebep oldu. Lakin bu toplu yok oluşlar bazı küçük türleri es geçti.

Ekolojik olarak özel nişleri dolduran, gezegeni domine eden büyük canlılar yok olurken kuşlar, sürüngenler ve memeliler bu süreci atlatabildi. Diğer canlılar gibi dinozorlar da bir tür evrimsel süreçten geçtiler. Lakin dinozorlar hakkında evrimsel olarak en önemli olaylardan bir tanesi nesillerinin aslında tamamen tükenmemiş olmasıdır. Yani evrimsel olarak bugün dünyada yaşayan kuşların milyonlar önce yeryüzüne hükmeden dinozorların akrabaları olduğunu söyleyebiliriz. Pullu ve hantal olarak kabul edilen bu canlıların kuşlarla akraba olduğunu gösteren birçok bilimsel kanıt bulunmakta. 

Bazı Dinozor Türleri

Tyrannosaurus ya da çok kullanılan adıyla T-rex: Yaklaşık 66 milyon yıl önce yaşamış avcı türünden bir etçil bir canlıdır. Kelime anlamı “zorba kertenkelelerin kralı”  şeklindedir. Güçlü arka ayaklarının üzerinde yürüyen  T-rex’in boyu yaklaşık 12 metreyi bulurken ağırlığı 6 tona varabiliyordu. Avını güçlü ısırıklarla metaları parçalayabilen bu canlılar, tek ısırıkta 200 kg’dan fazla et yiyebiliyordu.

Sauropoda: Çok uzun boyunları ve uzun kuyruklarıyla öne çıkan, büyüklüğü yaklaşık 37 metreye kadar varabilen bu canlılar, karada yaşamış en büyük canlılardır. Antartika dahil birçok bölgeye yayılmış olan Sauropoda Yunancada ”Kertenkele Ayağı” anlamına gelir ve popüler kültürde sıklıkla karşılaşılır.

Spinosaurus: Yaklaşık 100 milyon yıl önce bugünkü Kuzey Afrika bölgesinde yaşayan Spinosaurus’un, omurgasından dışarıya doğru genişlemiş 2 metrelik çıkıntıları bulunurdu. Bu çıkıntı, avcının diğer canlıları korkutmasına ve gösteriş yapmasına olanak sağlıyordu. Ayrıca Spinosaurus yüzebilme yeteneğine sahip az sayıda dinozordan biri.

Trodon: En küçük dinozor türlerinden biri olan Trodon yaklaşık 40-50 kg olup avına tuzak kuracak kadar zekiydi. Ayrıca hızlı ve atik olmasıyla da bilinir.

Ambopteryx longibrachium: Geçtiğimiz yıllarda Çin’de fosilleri bulunan Ambopteryx, yarasa benzeri kanatlara sahip ve ağaçtan ağaca süzülebilen küçük bir dinozordur. Uçabilmesi ve kemik yapısının diğer dinozorlardan farklı olması sebebiyle bilim insanları tarafından Ambopteryx’in erken bir kuş olabileceği düşünülüyor.

Achelousaurus (Yunan Nehir Tanrısı Kertenkele): Kuzey Amerika’da yaşamış olan boynuzlu otobur bir dinozordur. Bu boynuzların dövüşlerde ve teşhir için kullanıldığı varsayılıyor.

Eoraptor ( Şafak Hırsızı): Yaklaşık 1 metre boyunda, 3-10 kg arası ağırlıkta etobur bir dinozordur. Bilinen en eski dinozorlardan biridir. Genelde hayvan leşleri, yumurtaları ve yavruları ile beslenir. Küçük ve keskin bir çok dişi vardır.

Oviraptor (Yumurta Hırsızı): Hepçil bir dinozordur. Dişsiz bir gagaya sahip olması ve kuşlara çok benzeyen fizyolojisiyle öne çıktığından tüm familyaya ismini vermiştir.

Pteradon: Kuzey Amerika’da yaşamış olan Pteranadonlar, 6 metreden fazla kanat açıklığına sahip olup en fazla fosil örneği bulunan pterozorlardan biridir. Yani dinozorlarla sıklıkla ilişkilendirilmesine rağmen tam anlamıyla bir dinozor olarak kabul edilemez.

Triceratops: Pek çok canlının yok olduğu büyük felakete kadar yaşamış az sayıda dinozordan birisidir. T-rex ile aynı bölgelerde yaşamıştır ve de T-rex in avlarından birisidir. Sahip olduğu üç boynuzuyla kendisini T-rex ve diğer yırtıcılara karşı korurken, bu boynuzları aynı zamanda gösteriş ve kur yapma amacıyla kullanmıştır.

Kaynakça

1-Padian and Ostrom, Kevin and John. “Dinosaur”. Encyclopædia Britannica. Encyclopædia Britannica, inc.

2-Surman, Holtz Jr., Farlow and Walters, M. K. Brett, Thomas R., James and Bob (2012). The complete dinosaur. Indiana, USA: Indiana University Press. ss. 650-660. ISBN 978-0-253-00849-7.

Alparslan ÖZTÜRK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir