Hiçliğe Yeterince Bakarsanız Hiçlik De Size Bakar mı?

/ / FELSEFE

Nietzsche hem yazması hem telaffuz etmesi ama özellikle anlaması zor bir filozof. Felsefenin içerisinde bile marjinal kalabilen fikirleri ve abartı bulunan retorikleri var. Ancak şu bir gerçek ki kendisi özel bir isim. Ve muhtemelen başka hiçbir yerde duyamayacağınız pek çok fikre sahip. Bence bunlardan bir tanesi çok daha ayrı bir yerde duruyor ve insan davranışlarını açıklama konusunda bir pusula. Bugün size hiçliğe yeterince bakarsanız ne olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Bu söz “İyinin ve Kötünün Ötesinde” kitabının kesinlikle en ışıldayan cümlesi. Öncesindeki “Canavarlarla dövüşen biri canavar olur.” sözüyle de beraber aslında oldukça popüler bir yorumlanışı var. Bu yorumlanış, en temelinde “kötü” denilebilecek herhangi bir duruma maruz kalan insanların, eninde sonunda kendilerinin de sözü edilen kötüye dönüşeceğini iddia ediyor. Esasında buna karşı çıkmak oldukça zor.

İlk olarak pratik örneklerini incelemek gerekirse, bunların gerçek hayat etkilerini görmek oldukça kolay. Muhtemelen mesleğindeki yirminci yılını dolduran bir polis memuru gerçekten de ilk gününe kıyasla çok daha tahammülsüz, çok daha bıkkın ve belki de daha karanlık. Aynı örneklemi hâkimler için kurmak da mümkün. Bir hâkimin mesleğini icra ederken geçirdiği yılların empati yetisinden götürdüğünü iddia etmek ayakları yere basmayan bir iddia değil. Çoğu zaman usta çırak ilişkilerinin tek taraflı bir gaddarlık içerdiğini, hatta bunun beklenildiğini ve istenildiğini biliyoruz. Bu vakalarda da gözlemlenebilecek olan bir durum ise muhtemelen usta rolündeki insanların artan tecrübesiyle, her bir çırağına giderek daha efektif ancak daha sert yöntemleri kullanmasıdır. Bütün bunlar insanların güç kullanabildikleri pozisyonlarda bulundukça gücü kullanma yöntemlerinin vahşileştiği yönünde kullanılabilecek somut örnekler.

İkinci olarak, ilkesel ve görece daha felsefi bir yaklaşımla bu görüşü anlatmamız gerekirse, öncelikle belli karakterizasyonlara başvurmamız gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle, bugün neredeyse tüm insanlar yaptıkları herhangi bir işte, dünyada marjinal bir fark yaratma motivasyonu taşıyor. Ben bu yazıyı kaleme alırken okurun hayatında yer edinmeyi umuyorum ve aynı şekilde siz de hayatınıza etki edebilecek bir anekdot görmeyi umuyorsunuz. Bu etkinin bir polise, hâkime veya bir ustaya da tezahür ettiğini varsayabiliriz. Ancak zaman geçtikçe belli başlı sorunlar ortaya çıkıyor veya daha katlanılmaz bir hale geliyor. Örneğin pek çok polis memuru kendisinin büyük çabalarla yakaladığını düşündüğü bir suçlunun cezalandırılmasından memnun kalmıyor. Veya bir hâkim, üzerine yıllarca çalıştığı ilkelerle dikkatle inceleyerek ve rehabilite edici olmasını umarak, verdiği karardan sonra suçun tekerrürü ile hayal kırıklığına uğruyor. Dolayısıyla hem polis hem hâkim hem de esasında her birimiz dünyayı değiştirme konusunda başarısızlığa uğruyoruz. Bu başarısızlık da işin kendisinden çok daha fazla yorgunluk ve bıkkınlık yaratıp, kendisine maruz kalan herkesi agresifleştiriyor.

Benim ise bu yoruma bir itirazım ve bir de alternatifim var. Öncelikle bence bu yorum kötü bir yorum değil. Hatta çoğunlukla başarılı olduğunu iddia edebilirim. Ancak bence çözemediği iki sorun var. Bunlardan ilki bence insanların sadece başarısız olduklarında yıprandıklarını varsayıyor olması. Halbuki dünyayı değiştiren hatta kendi istekleri doğrultusunda değiştiren insanlar bile karanlıklaşıyor. Gerçekten de yola çıkarken konvansiyonel anlamda “ahlaklı” olarak tarif edebileceğimiz insanlar bile başarılı olduklarında belli oranlarda yozlaşmayı bagajlarında taşımaya başlıyorlar. Bu durumda ele aldığımız yorum insanlara iki opsiyon veriyor. Ya dümdüz var olursun ya da aldığın her aksiyon ile karanlıklaşırsın. Ve bu oldukça depresif bir durum. Tabii ki özünde bir nihilist olan Nietzsche’nin bunu anlatmaya çalıştığı iddia edilebilir ve bu iddianın belli haklılık payları da olur. Ancak Nietzsche aynı zamanda “Sanat, yaşamın en yüksek ifade ediliş şeklidir.” Gibi bir beyanda bulunmuş biri. Sanatın ekseriyetle bir umut taşıdığını da göz önüne aldığımızda kendisinin yaşıyor olmanın karanlıkla lanetlenmiş olduğunu iddia ediyor olması beni tatmin ediyor.

Peki nasıl yorumlamak gerekir? Öncelikle bu söz bence nesnel gerçekliğe ışık tutmak için söylenmiş bir söz olmaktan çok uzak. Tam tersi bu sözün arkasındaki gerçek niyet tamamen düşünme ve düşünmeyi algılayış biçimimizle alakalı. Hatta bence cevabı en iyi tanımlayan söz dizisi “meta-düşünsel” olur.

Sözün orijinalinde geçen “abyss” kelimesi çok anlamlı bir kelime. Genel olarak arkasında kötü bir anlam taşıdığı da çok açık. Ancak fikrimce işin bütün nüansı da bu olumsuz anlamda. Çünkü bence bizim bütün bu retoriği yorumlarken bir varsayımı yıkmamız gerek. Yıkılması gereken bu varsayım da düşüncelerde kaybolmanın kötü bir şey olduğu. Hiçlik veya boşluk diye anlatılan kavram bizim düşünce dünyamız. Ki bu çok zekice bir tanım çünkü düşünce dünyamız sadece biz yeterli eforu verdiğimizde aydınlanan bir yer. Dolayısıyla hiçliğin bize bakıyor olması için bizim hiçliğe yeterince bakmamız gerekir.

Daha da önemli olan nokta ise bunun kötü bir şey olmadığı. Bir düşünce üzerine (veya genel olarak düşünme kavramı üzerine) kabul edilenden fazla ilgi göstermeyi kötüleyen bir anlatım muhtemelen bir filozof için, hele de Nietzsche gibi bir filozof için, ciddi bir “oksimoron” oluşturur. Bu yüzden Nietzsche’nin tüm bu anlatıyı kötü bir durumu tasvir ediyor olmak için yapması bana çelişkili geliyor. Tam tersine kendi deyimiyle “Übermensch” olmaktan bahseden birinin bence burada kastettiği şey, düşünsel dünyamıza ayırdığımız zamanın bize aydınlanmış bir “hiçlik” ve daha doğru bir düşünme süreci olarak döndüğü. Nietzsche’nin tersini salık veriyor olmasının sebebi ise bu tavsiyeyi ortalama insan için yazıyor olması, varlığını iddia ettiği “üstinsan” için değil.

Sonuç olarak, canavarla dövüşün. Çünkü canavar olmak kötü bir şey olmayabilir. Ve hiçliğe uzun uzadıya bakın çünkü hiçlik size baktığında daha fazla şey görmeye başlayabilirsiniz.

 

Kaynakça

1- Beyond Good and Evil – Friedrich Nietzsche

2- Making Sense of Nietzsche: Reflections Timely and Untimely – Richard Schact

3- Nietzsche’s Beyond Good and Evil: A Morality of Immoralism -Olatunji A. OYESHILE

Kapak görseli, “Midjourney” adlı yapay zekâ ile oluşturulmuştur.

 

– Utku Soygan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir