Herkesin Sahip Olduğu Enstrüman: Ses

/ / POZİTİF BİLİMLER

“Ses” kişinin imzası olarak karşımıza çıkar. Kimi sesler benzer duyulsa bile kişinin karakteri ile birleşince özgünlüğün en güzel örneklerinden birini gözlemlemiş oluruz. İnsan ilişkileri, hak arayışları, savunuculuk faaliyetleri, politika, sanat… Tüm bu konularda ses çıkarabilmek ya da sesimizi duyurabilmek önemli olmuştur. Bunlara ek olarak duygularımızı sesimiz ile ifade ederiz. Bir anda karşınıza çıkan bir kediden korktuğunuzda tiz bir çığlık sesi çıkarırken sosyal hayatta hiyerarşik bir düzenin liderlerinden biri olma çabasında iseniz söz geçirebilmek adına daha kalın bir tonda konuşmanın etkileyiciliğinizi arttırdığını gözlemlemişsinizdir. Peki sesin sizin kulağınıza gelene kadarki yolculuğu nasıl ilerliyor? Diksiyon ve şan eğitimlerinde anatomimizi nasıl kullanmamız gerekiyor? Bu yazı, temelde sesin oluşum mekanizmasında anatomi ve fizyolojinin yerini ve bunun yanında sesin etkileyicilik unsuru olarak kullanılmasının psikolojik boyutlarını inceleyecek. İsterseniz başlayım.

Gırtlak Anatomisi ve Ses Telleri ile İlişkisi

i) Kıkırdaklar

Ses telleri olarak bilinen yapılar aslında birer kas yapılarıdır. Larenks ya da diğer adıyla gırtlak, çeşitli kıkırdak yapılardan oluşmuştur. Ses tellerinin bir ucu bu kıkırdak yapılarından tiroid kıkırdağa (Cartilago tiroidea) tutunmaktadır. Bu kıkırdağın ön kısmındaki çıkıntı prominentia laryngea ya da hepimizin bildiği adem elması olarak adlandırılır. Buradaki açı, erkeklerde kadınlara göre daha dar olduğu için adem elması erkeklerde daha belirgindir. Kadınların seslerinin daha tiz olmasının sebeplerinden biri de bu açıdan kaynaklanır. Ses tellerinin diğer uçları ise aritenoid kıkırdağa (Cartilago arytenoidea) tutunmaktadır. Bu kıkırdaklar çift kıkırdaktır ve hareket etmektedirler. Bu hareketler, ses tellerinin uzayıp kısalmasına ve bunun sonucunda da sesin tizleşip kalınlaşmasına sebep olurlar.

Figür 1: Ses Tellerinin Kıkırdaklara Tutunuşu

ii) Kaslar

a) Ekstrensek Larenks Kasları:

Bu kas yapıları larenksi çevre dokulara bağlayan dış kaslardır. Larenks kıkırdakları arasındaki konumları, larenksin aşağı yukarı hareketlerini ve ses kıvrımlarındaki gerginliği düzenler.

b) İntrensek Larenks Kasları:

Larenks fonksiyonlarını doğrudan etkileyen kaslardandır. Ses tellerinin birbirlerine yaklaşması, uzaklaşması, gerginleşmesi ve gevşemesinden sorumludur.

iii) Larenks Mukozası

Ses kıvrımları daha hücresel boyutta mukoza ve kas yapısının kombinasyonu olarak bilinmektedir. Mukoza yapısı epitel ve lamina propria adı verilen yapılara ayrılmaktadır.  Lamina propria ise yüzeyel, ara ve derin tabakalardan oluşur. Ara ve derin tabakalarda bol miktarda fibroblast adı verilen hücreler bulunur ve skar dokusunun oluşmasından sorumludur. Kist ya da polip benzeri lezyonların çıkartılması sırasında bu tabakaların zarar görmesi skar dokusu oluşmasına ve bununla birlikte de fonasyonda bozuklukların meydana gelmesine sebep olabilir.

Ses Fizyolojisi

Nefesli bir müzik enstrümanını düşünelim. Sesin oluşması için bir güç kaynağı, vibratör ve rezonatöre ihtiyaç duyar. İnsan vücudunda da bu işlevlerin gerçekleştiren çeşitli yapılar mevcuttur. Güç kaynağı olarak karın ve göğüs kasları, diyafram ve özellikle alt solunum yolları; vibratör olarak ses kıvrımları; rezonatör olarak ise larenks(gırtlak), farinks(yutak), ağız ve burun boşluğu görev almaktadır.

Vokal kord adını verdiğimiz ses telleri temelde 3 harekete sahiptir: Adduksiyon,vibrasyon ve ekstansiyon. Adduksiyon, ses tellerinin orta hatta gelmesi; ekstansiyon, ses tellerinin gerginliğinin artmasıdır. Vibrasyon ise biraz daha detaylı incelememiz gereken bir durumdur. Ses tellerinin vibrasyon yani titreşim hareketi hakkında çeşitli teoriler mevcuttur. İlk kez Ferrein, 1700’lerde, sesin keman tellerinde olduğu gibi birbirine sürtünmeyle meydana geldiğini belirtmiştir. Vokal kordların görevi de bu zamanda aydınlatılmaya başlanmıştır. Daha önceleri sesin flütte olduğu gibi hava akımının oluşturduğu girdaplarla çıktığı düşünülmekteydi. Günümüze kadarki süreçte en çok kabul gören teorilerden biri ise Myoelastik Aerodinamik Teoridir. Van den Berg tarafından ileri sürülen bu teoriye göre yüksek basınçlı hava akımı vokal kordların açılmasına sebep olarak yukarı çıkar ve bunun sonucunda basınç düşer. Ses telleri tekrar yaklaşıp uzaklaşır. Bu yüksek basınçlı hava akımı biraz önce de bahsettiğimiz sesin kaynağı olan hava akımıdır. MyoElastik Aerodinamik Teoriyi daha detaylı inceleyecek olursak adımlar aşağıdaki gibidir:

1-Ses kıvrımları daha önce de bahsedildiği gibi addüksüyon hareketi ile orta hatta gelir.

2-Glottis (Nefes borusunun ağzı) kapalı durumdadır. Bu nedenle akciğerlerden gelen hava glottis altındaki basıncın artmasına sebep olur. Bu basıncın ses kıvrımlarının gerginliğini yenecek düzeye ulaşmasıyla ses telleri açılır.

3-Larenksin (gırtlak) bu bölgesi kum saati şeklindedir. Bu kum saatinin dar kısmı, hava hareketinin gerçekleştiği bölgedir. Dar kısımdan daha hızlı geçen hava, Bernoulli etkisi nedeniyle bölgedeki basıncın düşmesine sebep olur. Basıncın düşmesiyle ses kıvrımları tekrar orta hatta çekilir ve glottis kapanır. Bu döngüye vibrasyon döngüsü denir ve frekans sayısı kadar tekrarlanır.

Figür 2: Glottis

Figür 3: Larenksin Kum Saati Şeklindeki Görünümü

Rezonans

Kord vokallerin vibrasyonu sonucunda larenkste oluşan sesin konuşma şekline gelebilmesi için rezonans kazanması gerekir. Bu primer ses ağız ve burun boşlukları, vücuttaki sinüs yapıları ve farinkste boşluğun hacmine bağlı olarak değişime uğrar. Bu değişimin birinci nedeni ses şiddetini arttırmak ve sese akustik formlar kazandırmaktır. İkinci nedeni ise sesin karakterinin oluşmasıdır.

Fonasyonun Başlaması

Fonasyon ya da basit tabiriyle insan sesinin üretilme sürecinden önce ses kıvrımlarının birbirine yaklaştığından bahsetmiştik. Bu olaya vokal atak denir ve üç farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır:

1-Sert Atak: Ses kıvrımları orta hatta gelir ve glottis kapanır. Bunun sonucunda glottis altındaki basınç artar ve fonasyon başlamış olur. Bu olay sırasında patlamaya benzer bir ses duyulmaktadır.

2-Yumuşak Atak: Ses kıvrımları temas etmeden hemen önce hava akımı başlamaktadır.

3-Soluklu Atak: Hava akımı ses kıvrımlarının addüksiyonundan önce olur. Bu sebeple de fonasyon başlangıcından hemen önce “h” sesine benzeyen bir soluklu ses duyulur.

Peki konuşma ile ilgili uyarılar beyinde hangi yolaklarla ilerliyor?

İşitsel uyarılar iç kulaktan alınmaktadır. Sonrasında bu uyarılar, beynin temporal lobundaki Heschl merkezinde sonlanırlar. Her iki kulaktan gelen bu uyarılar, sonrasında beynin sol yarısında bulunan Wernicke alanına gider. Bu merkezin önemi; gelen uyarıların yorumlanması, tanınması, algılanmasında görevi olmasıdır. Devamında algılanan uyarı, fasciculus arcuatus adı verilen sinir lifi demetleri aracılığıyla beynin frontal lobunda bulunan Brocca merkezine iletilir. Bu merkezde algılanan uyarıya göre motor yanıtlar düzenlenir. Fasciculus arcuatusta meydana gelecek herhangi bir hasarda konuşma bozukluğu karşımıza çıkabilmektedir.

Figür 4: Brocca ve Wernicke Merkezleri

Sonuç olarak sesin oluşumundan sorumlu birçok yapı bulunmaktadır. Bu yapılardaki herhangi bir sorun, kişide konuşma bozukluğu yaratabilir. Etkili diksiyon veya şan derslerinde anatomik yapımızı göz önünde bulundurmak, sesimizi daha bilinçli bir şekilde çıkarmamıza yardımcı olmaktadır.

Metin Kaynakçası

1-Gerçeker,Muharrem.Yorulmaz,İrfan.Ural,Arzu.”Ses ve Konuşma”. Der: K.B.B. ve Baş Boyun Cerrahisi Dergisi, 2000, 8 (1) ; 71-78

2-Kılıç,M.A.”Larenksin Fonksiyonel Anatomisi ve Ses Fizyolojisi.2002.

Görsel Kaynakçası

Kapak Görseli: Erturgutsanatmerkezi.Com. https://erturgutsanatmerkezi.com/wp-content/uploads/2011/11/voice.jpg

Figür 1: https://www.google.com/url?sa=i&url=https%3A%2F%2Fwww.drarifsanli.com%2Ftr%2Fgirtlak-anatomisi-a&psig=AOvVaw0YSs9FT9dwkxDMv0-bAqu5&ust=1626729382324000&source=images&cd=vfe&ved=0CAsQjRxqFwoTCIi_lLDF7fECFQAAAAAdAAAAABAQ

Figür 2: Medicine.en-academic.Com. https://medicine.en-academic.com/pictures/medicine/670.jpg

Figür 3:  Lecturion.Com. https://cdn.lecturio.com/assets/Components-and-regions-of-the-larynx-768×637.jpg

Figür 4: Researchgate.Net. https://www.researchgate.net/profile/Carolina-Mendez-Orellana/publication/295856844/figure/fig11/AS:679900218421250@1539112252768/Classical-representation-of-the-arcuate-fasciculus-connecting-Brocas-and-Wernickes.ppm

-Doğa EROL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir