Gece Mesailerinin Kalp Sağlığına Etkisi

/ / SAĞLIK

Mesleği nedeniyle vardiyalı çalışma düzenine aşina olanlar bilir: gece mesaileri sizi yorgun bırakırken, uyku sorunlarına da neden olabilir. Peki gece vardiyalarının kalp sağlığınızı da olumsuz etkileyebildiğini biliyor muydunuz? Güncel bir araştırmaya göre, gece vardiyaları beyin ve kalbin “vücut saatlerinin” uyumunu bozarak, kalp rahatsızlıklarına da davetiye çıkarabiliyor. Yani sağlığınızı ciddi anlamda riske atıyor.

Beyin hızlı adapte olsa da vücut bu hıza yetişemeyebiliyor!

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nden moleküler biyoloji uzmanları, gün boyu kalpteki hücrelerin kimyasal dengesini değiştiren kalp hücrelerinin iç saatlerini tek tek inceledi. İnsan bedeni aktif olduğunda, kalbin daha çok çalışması gerekiyor. Bu da kalbin çok daha hızlı atması ile mümkün. Cambridge araştırmasına liderlik eden Dr. John O’Neill, kalbin nasıl attığının iki unsur tarafından belirlendiğini söylüyor: beyinden gelen sinyaller ve her bir kalp hücresinde bulunan sodyum ve potasyum düzeyi. Dr. John O’Neill, “Sağlıklı insanlarda bu sayısız hücre saatleri birbirleri ile uyumludur” diyor. Ancak yaptıkları araştırma, vardiyamızı değiştirdiğimiz zaman, beynimiz hızla adapte olmayı başarsa da, vücudumuzdaki hücrelerin kendi biyolojik saatlerinin bu saatlere uyum sağlamada geç kaldığına işaret ediyor.

“Birkaç gün boyunca beyinden kalbin beklentisi ile uyumsuz sinyaller geliyor” diyen Dr. O’Neill, bu nedenle vardiyalı çalışanların bir mesaiden başkasına geçerken sağlık sorunlarına karşı da daha savunmasız kalabildiklerine dikkat çekiyor. Özellikle de gün ve gece vardiyası arasındaki geçişlerde, farklı kalp sorunlarına yakalanma riski de artıyor. Öte yandan kalp rahatsızlığı riskini artıran yaş, cinsiyet ve beslenme gibi birçok farklı unsur olduğunu da vurgulamak gerekiyor.

Vardiyalı Çalışmaya Bağlı Gelişen Uyku Bozukluğu Tanı Kriterleri

Uluslararası Uyku Bozuklukları Sınıflandırmasına göre en son 2014 yılındaki düzenleme ile vardiyalı çalışmaya bağlı uyku bozukluğu tanısı konulabilmesi için aşağıdaki kriterlerin tamamının karşılanmış olması gerekmektedir.

  1. Klasik uyku zamanlarına rastgelen çalışma programları nedeni ile total uyku süresinin kısalması, buna bağlı uykusuzluk ve/veya uyku hali olması,
  2. Bu semptomun ve vardiyalı çalışmanın en az 3 aydır devam ediyor olması,
  3. Aktigraf ile en az 14 gün izlemde uyku bozukluğunun gösterilmesi, bu takibin iş günü ve tatil günlerini içerecek şekilde planlanması,
  4. Bu klinik tablonun başka bir uyku hastalığı, medikal-nörolojik bozukluk, ilaç veya madde kullanımı ile açıklanamaması.
Sonuç

Vardiyalı sistemde çalışmak endokrin ve metabolik sistem, gastrointestinal sistem hastalıkları, kardiyovasküler hastalıklar, psikiyatrik hastalıklar ve kanser açısından bir risk faktörü olmakla beraber ayrıca uyku-uyanıklık ve sirkadiyen ritmi bozarak kişinin sosyal hayatını da olumsuz etkilemektedir. Vardiyalı çalışmaya bağlı uyku bozukluğu gelişmesi kişinin iş verimliliğini azaltmakta, iş ve trafik kazalarında artışa sebep olabilmekte ve böylece ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu nedenle vardiya sisteminde çalışanların bu sisteme adapte olabilecek kişilerden seçilmesi, vardiya sürelerinin ve değişim zamanlarının sirkadiyen ritime uygun düzenlenmesi, vardiya ile ilişkili uyku bozukluklarının erken tanınması ve etkin bir biçimde tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Nasıl başa çıkmalı?

İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi uyku ve solunum uzmanı Dr. Renata Riha, “Biz insanlar için biyolojik saatimizi ertelemek de, beyindeki ana saati ertelemek de kolay” diyor. Dr. Riha, ideal düzende çalışanların gündüz vardiyasıyla başlayıp daha sonra geç vardiyaya geçmeleri, son olarak da kademeli bir şekilde gece vardiyasına geçmeleri gerektiğini belirtiyor. En az iki hafta süren, daha uzun süreli gece vardiyası da , insan bedeninin daha kolay alışmasını sağlıyor. Dr. Riha, uyku hormonu olarak bilinen melatoninin salgılanmasından sorumlu olan ana saatin ve daha sonra vücuttaki diğer biyolojik saatlerin yeni bir vardiya düzenine alışmasının yaklaşık bir hafta sürdüğünü de vurguluyor.

Uyku uzmanı Dr. Riha’nın bir başka tavsiyesi de gece vardiyaları sırasında 20 ila 30 dakika kestirmek. Ortalama bir yetişkinin 7-8 saat uykuya ihtiyaç duyduğu bilinse de, herkesin uyku süresi aynı değil. Üstelik gün içindeki uykunun kalitesi de gece uykusuna göre daha düşük. Bu da bedenin fazlasıyla ihtiyaç duyduğu dinlenmeden mahrum kalması demek. “Sessiz, serin ve karanlık bir odada uyumaya çalışın. Gün ışığını kesmek için kalın perdeler, ya da göz maskesi kullanın” diyen Dr. Riha, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Eğer odanız fazla sıcaksa, serinleştirmenin bir yolunu bulun. Mesela soğuk bir yastık ya da vantilatör kullanın. Oda ısısını düşürerek vücudunuzu kandırabilir, ona uyku zamanının geldiği mesajını verebilirsiniz.”

 

Kaynakça

1- Türk Uyku Tıbbı Dergisi: Duygu Kurt Gök, Mehmet Taylan Peköz, Kezban Aslan

2- Diyestisyen Dünyası Haberler: Editör yazısı

 

-Elif KURÇ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir