Feminizm: İki Dalga Arasında

/ / SİYASET BİLİMİ

En basit tabirle, feminizm 19. yüzyılın ikinci çeyreğinde ortaya çıkmış ve özellikle 20. yüzyılın üçüncü çeyreğinde popülerlik kazanmaya başlamış bir siyasi düşünce akımıdır. Pek çok tanımının olduğunu göz önünde bulundurarak, feminizmin en yaygın tanımı “kadın haklarının cinsiyet eşitliği temelinde/çerçevesinde savunulması” şeklindedir. Bir başka deyişle, kadınların hukuki, siyasi ve toplumsal haklar bakımından erkekler ile eşit olduğunu savunan bir akımdır. Elbette bu durumda “kadın” ve “erkek” tabirleri herhangi bir cinsel kimliği değil, tamamen bireylerin cinsiyetini tanımlamaktadır. Yazının devamında ise Türkiye’de var olan feminizm dalgaları, feminizmdeki dalgaların özellikleri çerçevesinde konumlandırılmaya çalışılacaktır

Birinci ve İkinci Dalga Feminizm

Günümüzde feminizmin dört (bazı kaynaklara göre beş) dalgası bulunmaktadır. Bu yazı sadece ilk üç dalgayı ele alacaktır. Birinci dalga, kadınların erkeklerle eşit oy hakkına sahip olmasıyla son bulmaktadır. İkinci dalga feminizm, genel anlamda kadınların sosyal yaşamda eşitlik arayışını ele almaktadır. 1960’larda başlayan ikinci dalga feminizm, kadınların cinsiyet kimlikleri ile alakalı haklara sahip olması adına atılmış bir adımdır. Bu haklar arasında cinsel özgürlük, aile ve iş hayatında eşitlik, üreme hakları (bu haklar üreme ile alakalı haklardır; kürtaj hakkı ve doğum kontrolü sağlayan araçların kullanımı gibi hakları içermektedir) ve diğer gayri resmi eşitsizliklerin giderilmesi üzerine ortaya çıkmış bir dalgadır.1 Birinci dalga feminizm kadıların siyasi eşitliği gibi spesifik bir amaca hizmet ederken, ikinci dalga feminizm cinsiyet eşitsizliğini oldukça geniş bir perspektiften ele almış ve toplumun yapı taşlarına kadar işlenmiş olan ataerkil düzene karşı bir eleştiri getirmeyi amaçlamıştır. Birinci dalgaya nazaran, ikinci dalga feminizm her gün karşılaşılan cinsiyetçi hadiselerin altında yatan sistematik sorunu sorgulamış ve 1980’lerin sonunda yerini üçüncü dalga feminizme bırakmıştır.

Üçüncü Dalga Feminizm

1990’ların başlarında ortaya çıkan üçüncü dalga feminizm, yirminci yüzyılın ikinci yarısında popülerlik kazanmaya başlayan bireycilik akımından oldukça etkilenmiştir, zira cinsiyet eşitsizliğini toplumsal açıdan ele almak yerine birey nezdinde ele almıştır. 1990’lardan 2010’lara kadar süren üçüncü dalga feminizm, beraberinde kesişimsellik (cinsiyet, cinsel yönelim, sınıf, ırk, engellilik ve yaş gibi kişiden kişiye değişkenlik gösterebilen kişisel özelliklerin birbirinden bağımsız ele alınamayacağını savunan bir bütüncül yaklaşımdır) ve cinsel olumluluk (tarafların rızasınca gerçekleşen cinsel eylemlerin sağlıklı, zevk verici, cesaretlendirici ve yararlı olduğunu öne süren; kısaca kişilerin cinselliklerini keşfetmesini teşvik eden yaklaşım) gibi kavramların ortaya çıkarmış ve bunun yanı sıra LGBTQ+ bireylerin de eşitlik mücadelesi vermelerine önayak olmuştur.2 İlk iki dalganın aksine, üçüncü dalga ile birlikte feminizm tek bir cinsiyetin haklarının savunmaktan sıyrılıp toplumda bastırılmış ve varlığını kabul ettirememiş her cinsiyet ve cinsel kimlik için adeta bir ses olmuştur. Söz konusu feminizm alanındaki hareketlerin ve gelişmelerin çoğu Batı ülkelerinde çok daha net bir şekilde gözlemlenebilir. Günümüzde az da olsa hâlâ kadınların oy hakkının olmadığı – yani birinci dalga feminizmin yaşanamadığı – ülkeler mevcuttur. Yazımızın kalan kısmında bu ülkelerden bahsetmek yerine Türkiye’de feminizmin geldiği noktayı belirlemeye çalışacağız.

Üç Dalgaya da Genel Bakış

Öncelikle, şu ana kadar bahsettiğimiz noktaları kısaca özetleyelim;
Birinci dalga feminizm: kadınların herhangi bir koşul olmadan erkeklerle eşit oy hakkına sahip olması.
İkinci dalga feminizm: kadınların kendi bedenleri üzerindeki erkek hegemonyasından sıyrılmaları, vücutları hakkında söz sahibi olmaları (üreme hakları) ve gayri resmi eşitsizlikleri olabildiğince gidermeleri.
Üçüncü dalga feminizm: bireycilik gibi akımların feminizm akımına yön vermesi, kesişimsellik, cinsel olumluluk (kısaca cinselliğin tabu olmaması), LGBTQ+ bireylerin seslerini duyurması ve eşit haklara sahip olması.

Feminizm: Evrimleşmek ve Dayatılmak

Siyaset bilime veya sosyoloji gibi sosyal bilimlerin içinde varlığını sürdüren feminizm akımı her ne kadar zaman zaman farklı tanımlanabilse de genel hatları her zaman daimidir. Feminist akımın merkezinde bulunan cinsiyet eşitliği fikri değişmez, ancak bu fikri çevreleyen diğer fikirler dalgaya göre değişkenlik gösterebilir. Aynı şekilde, nasıl ülkelerin iktisadi veya toplumsal gelişmişlik düzeyleri farklılık gösterebiliyorsa, aynı şekilde toplumsal cinsiyet eşitliği seviyeleri de değişkenlik gösterebilmektedir. Örneklendirmek gerekirse, ABD ile Türkiye arasında bir cinsiyet eşitliği farkı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak önemli olan bu farkı tespit edebilmek değil, altında yatan sebebi tespit edebilmektir.

Feminizmin ortaya çıkış tarihini 19. Yüzyılın ikinci çeyreği olarak belirtirken aslında kastedilen Batı’daki çıkışıdır. Her ne kadar öncesinde cinsiyet eşitliliğine dair fikirler bulunuyor olsa da ilk feminist hareket 1848’de ABD’de meydana gelen Seneca Falls Toplantısı’dır.3 Bu toplantıda tarihin ilk kadın hakları bildirgesi yayımlanmıştır. Her ne kadar günümüz şartlarınca ilkel gözükse de bu bildirge 19. yüzyılın ortaları için oldukça yenilikçi ve reformcudur. Buna rağmen, ABD’de kadınların erkeklerle eşit oy hakkına sahip olabilmesi neredeyse 60 sene sürmüş ve 1920’de gerçekleşmiştir. Bir başka deyişle, 60 sene süren, pek çok toplumsal olayın gerçekleştiği, hukuki davanın meydana geldiği sancılı bir sürecin ardından kadınlar erkeklerle eşit oy hakkına sahip olmuştur. Bundan da önemlisi, bu eşit haklar talebi halk tarafından istenmiştir. (Sadece kadınlar tarafından değil. Seneca Falls Bildirgesinde kadın ve erkek karışık olmak üzere yüz kişinin imzası bulunmaktadır.4)

Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme hakkı 1934’te anayasada yapılan bir değişiklikle getirilmiştir. Günümüzde bu reform ‘Atatürk Devrimleri’ arasında yer almaktadır. ABD’deki gelişmelerin aksine, Türkiye’de kadınlar erkeklerle eşit siyasi haklara sahip olabilmek için sancılı bir süreçten geçmemiş, aksine bu hak verilmiş, hatta tabiri caizse empoze edilmiştir. Bir başka deyişle, ABD ve İngiltere gibi ‘Batı’ denince akla ilk gelen ülkelerin aksine, Türkiye’de birinci dalga feminizm doğal yollarla başlamadan bitmiştir. Batı’da toplumun talebiyle başlayan ve doğal bir süreçten geçen birinci dalga feminizm, Türkiye’de oldukça sentetik bir yapıyla (halk tarafından talep edilmek yerine dönemin siyasi figürleri tarafından verilerek) ortaya çıkmış ve sonlanmıştır.

Günümüzde Batı feminizmi ile Türkiye feminizmi arasındaki en büyük fark evrimleşme biçimidir. Batı’da halkın fark edip doğurduğu ve geliştirdiği bir akım olan feminizm, Türkiye’ye tabiri caizse ithal edilmiştir. Elbette bu, yanlış olduğu anlamına gelmemektedir.

Aynı Anda İki Dalga

İkinci ve üçüncü dalga feminizmi kısaca olsa da tanımlamış ve özelliklerinden bahsetmiştik. Günümüzde ABD’de veya İngiltere’de kadınların bedenleri üzerindeki haklara (kürtaj hakkı, doğum kontrol hakkı) çoğu bölgede/eyalette görülebilir. Kürtaj hakkının bu yazıda ölçüt olmasının sebebi doğrudan kadın bedeni ile alakalı olmasıdır. Türkiye’de ise her ne kadar kürtaj 1983’ten beri yasal olsa da5 geçtiğimiz yıllardan beri kadınların kürtaja erişim hakkı sistematik olarak dolaylı yoldan engellenmektedir.6 Keskin’in Temmuz 2014 makalesinde belirttiği üzere, “Birgün gazetesinin haberine göre Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Kliniği anne ya da çocukta herhangi bir sorun olmadığı sürece isteğe bağlı kürtajın kesinlikle yapılmadığını söylemiştir.” Bir başka deyişle, Türkiye’de ikinci dalga feminizmin tam anlamıyla tamamlandığını söylemek yanlış olur, zira kadınların kendi bedenleri üzerindeki hakları hukuki olarak tanımlanmış olsa da bu hakka erişim kısıtlanmaktadır.7

Türkiye’de üçüncü dalga feminizmden bahsedecek olursak, üçüncü dalga feminizmin en önemli göstergelerinden biri olan LGBTQ+ topluluğunu ele almak gerekir. Bunun sebebi, önceden belirtildiği üzere Batı’da ortaya çıkan üçüncü dalga feminizmin özelliklerinden birinin diğer cinsiyet ve cinsel kimliklerin haklarına yer vermiş olmasıdır. Hukuki olarak LGBTQ+ bireylerin Türkiye’de tanındığını söylemek pek doğru olmaz. Örnek vermek gerekirse, ABD’nin çoğu eyaletinde eşcinsel evlilik yasalken, Türk Medeni Kanunu madde 134’e göre evlilik “Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın…”8 şeklinde tanımlanmış ve herhangi bir eşcinsel evliliğe kanunen izin verilmemiştir.

Feminist dalgaların özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin 21. Yüzyıl itibariyle ikinci ve üçüncü dalga feminizmde bulunduğunu söylemek oldukça mümkündür. Elbette bu yazı kapsamlı bir ölçüme ve karşılaştırmaya yer vermemektedir. Bunun yanı sıra gerek ABD’de gerekse benzeri gelişmişlik seviyesindeki Batılı ülkelerde birinci dalga feminizmin doğal yollarla gelişme katettiğini, buna karşın Türkiye’nin sentetik bir birinci dalga feminizm sürecinden geçtiğini söylemek yanlış olmaz. Bu tanımlar ve görüşler göz önünde bulundurulduğunda, Batı’da dördüncü hatta beşinci dalga feminizm boy gösterirken Türkiye’de ikinci ve/veya üçüncü dalga feminizmin görülüyor olmasının sebeplerinden biri Türkiye’de feminizmin doğal yollarla evrimleşerek ilerlemek yerine sentetik bir biçimde ortaya çıktıktan sonra benimsenmesi gösterilebilir.

Yazarın Notu: Bu yazıda bahsi geçen olaylar ve örnekler herhangi bir topluluğu, siyasi görüşü, kurumu veya kuruluşu hedef almaksızın sadece örneklendirme amacıyla kullanılmıştır. Bu yazı bir düşünce yazısı ve bakış açısı niteliğindedir, daha fazlası değil. 

Kaynakça

1- https://www.britannica.com/event/womens-movement

2- Evans, Elizabeth (2015). The Politics of Third Wave Feminisms: Neoliberalism, Intersectionality, and the State in Britain and the US. London: Palgrave Macmillan. ISBN 978-1-137-29527-9.

3- https://www.history.com/topics/womens-rights/seneca-falls-convention

4- https://www.nps.gov/wori/learn/historyculture/signers-of-the-declaration-of-sentiments.htm

5- https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2827.pdf

6- Keskin, İçten. “Amerika ve Türkiye’de kürtaj politikaları ve feminizm üzerine karşılaştırmalı bir analiz.” (2014).

7- Keskin, İçten. “Amerika ve Türkiye’de kürtaj politikaları ve feminizm üzerine karşılaştırmalı bir analiz.” (2014).

8- https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.4721.pdf

Kapak Görseli: https://photos.com/featured/women-of-the-world-unite-fred-w-mcdarrah.html

-Zeki AYDIN TATARASHVILI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir