Din Sosyolojisi ve Durkheim Işığında Avatar

/ / SOSYOLOJİ

Tarih boyunca insanın olduğu her yerde bir şekilde karşımıza çıkan din, bireyleri ve toplumları doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen belki de en güçlü şey olmuştur. Yaşam biçimleri, yönetim şekilleri, kültürler, anlayışlar ve daha sıralayabileceğimiz pek çok olgu din tarafından şekillendirilmiş veya en azından bir şekilde etkilenmiştir. Geçmişten günümüze dinin niteliği, insanların hayatlarındaki yeri ve etki gücü oldukça değişse de halen büyük ölçüde önemli bir yer tutmaktadır. Sosyoloji bilimi de, toplumları oldukça derinden etkilemiş ve etkilemeye devam eden bu kavram üzerinde titizlikle durur. “Sosyologlar dini, kuşatıcı ve doğaüstü olan gerçekliğin bir düşüncesini yaratarak nihai anlam ve amaç duygusunu sağlayan, ritüel ve inançların genel olarak paylaşıldığı bir kültürel dizge olarak tanımlamışlardır.” (Giddens, 2012, sf. 580)

Anthony Giddens, sosyologların din üzerine düşüncelerini dört temel başlıkta açıklar (Giddens, 2012, sf. 581-582):

1-“Sosyologlar dinsel inancın doğru olup olmadığı ile ilgilenmez.”

Sosyoloji dinin iyi-kötü ya da doğru-yanlış olup olmadığı ile ilgilenmez. Sosyolojinin odak noktası insan ve toplumdur.

2-“Sosyologlar özellikle dinin toplumsal yapısı ile ilgilenirler.”

Bir kurum olarak din, toplumun sahip olduğu en eski ve en etkili müessesedir. Dini kurumların toplumlardaki yeri, etkisi ve biçimi sosyoloji için önemli bir araştırma konusudur. Tarihsel süreç içerisinde dini kurumların nasıl değiştiği ve şu anki konumları da sosyologlar tarafından mercek altına alınan önemli bir noktadır.

3-“Sosyologlar genellikle dini toplumsal dayanışmanın ana kaynağı olarak görürler.”

Sosyolojiye göre toplumsal dayanışmanın ana kaynağı dindir ve dinsel açıdan ayrışmış toplumlar birbirleri ile rekabet halindedirler. Bu rekabet günün sonunda sorunlara yol açar. Din temelli nefret suçları da bu sebeple meydana gelir.

4-“Sosyologlar, insanların dine başvurmasını, bütünüyle kişisel, manevi ve psikolojik ögeler ile açıklamak yerine toplumsal güç ile açıklamaya yönelmektedirler.”

Sosyologlar bireylerin dini tecrübelerini araştırmaz. Kişinin yaşadığı maneviyat sosyolojinin ilgi alanında değildir. Dünyevi (somut) açıklamalar sosyologlar için ön plandadır.

Sosyoloji denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Fransız sosyolog Émile Durkheim, çalışma hayatının büyük kısmını din sosyolojisi konusuna ayırmıştır. “Din Hayatının İlkel Biçimleri”(Les Formes Elementaires de la Vie Religieuse 1912) adlı eserinde din sosyolojisinin toplum hayatındaki önemine ve etkilerine değinmiş, “İşlevselci” yaklaşımı ortaya koymuştur. Durkheim’ı ve onun din sosyolojisine “İşlevselci” bakışını monoton bir şekilde anlatmak istemiyorum. Bu yüzden bu yazımda farklı bir yol izleyeceğim.

Seyirciyle buluşmasının üzerinden yaklaşık 12 yıl geçmesine rağmen dünya çapında gişe rekorunu elinde bulunduran ve çokça seveni olan Avatar filmi bugünkü incelememizin konuğu olacak. Filmi izlememiş olanlar için de anlaşılır bir yazı olması adına, filmden verdiğim her bir örneği elimden geldiğince açıklamaya çalıştım. Filmi izlemeyenlere en kısa sürede izlemelerini tavsiye ediyorum.

James Cameron’ın yazıp yönettiği filmi din sosyolojisi açıdan değerlendireceğimiz bu yazıda öncelikle karakterleri ve toplumda temsil ettikleri yerleri inceleyeceğiz. Daha sonra Omatikaya klanını; toplumsal yapısını, inanç sistemini ve dinsel törenlerini filmdeki örnekleri ile eşleştirerek Emile Durkheim’ın İşlevselci kuramı ile açıklayacağız. Her bir analizden önce Durkheim’ın yaklaşımına dair kısa teorik bilgiler edineceğiz ve bu sayede örnekler daha anlaşılır bir hal alacak.

Karakterleri incelemeye Omatikaya’nın lideri Eytukan ile başlayalım. Bir baba figürü olarak karşımıza çıkan Eytukan, klanın hem ruhani hem de siyasi lideridir. Ruhani liderliği bakımından bir Şaman’a benzetilebilir. Klandaki anne figürü Mo’at, Eytukan’ın eşidir ve aynı zamanda ‘Thasik’ unvanına sahiptir. Bu unvan onun Eywa’dan -yani Tanrı’dan- gelen mesajları yorumlayabildiğinin göstergesidir. Grace’in iyileşmesi için yaptığı ayin ve ona şifa vermeye çalışması ona da Eytukan gibi bir şaman niteliği verir. Her iki karaktere atfedilen unvanlar Omatikaya toplumunu şekillendirmiştir. Bu iki karakter, James’in Omatikaya halkının bir parçası olduğunu ilan eden ya da toplu dua edilen seremoniler gibi, törenlere liderlik ederler.

Durkheim’ın kuramında dinin en basit ve temel biçimi olarak totem kavramı gösterilmiştir. Totemin ilahi özelliklere sahip olduğuna inanılır ve bu yüzden kutsaldır. Durkheim’a göre totemi kutsal kılan, totemin topluluğun temel değerlerini temsil etmesidir. Totemler bir bitki ya da hayvan figürü olarak karşımıza çıkabilir. Totemlerin simgesel değerleri onları normal bitki veya hayvanlardan ayırdığı gibi tüketilme pratiklerini de tamamen değiştirir. Bir dinin totemi olarak kabul edilen bitki veya hayvan belirli törenler dışında tüketilemez.

Omatikaya toplumunun inanç sisteminde birçok totem örneği karşımıza çıkar. Filmin henüz başında Jake’in klana götürülmesini sağlayan Kutsal Ağaç Tohumları, Eywa tarafından bir işarettir ve James’in saf ruhunu ifade eder. Bir diğer totem örneği olan Utraya Mokri-Seslerin Ağacı, Omatikayalılar’ın dualarının duyulduğuna ve hatta bazen de cevap aldıklarına inandıkları kutsal bir ağaçtır. Filmdeki belki de en çarpıcı totem örneği, Jake’in Toruk adlı göklerin en yırtıcı hayvanını kendi binek hayvanı yapmasıdır. Bu olay ona Toruk Makto unvanını vermiş ve toplum tarafından çok büyük bir saygı gösterilmesine, kaybettiği güveni yeniden kazanmasına ve hatta topluluğun lideri olmasına vesile olmuştur. Bu durum totemlerin somut olarak bir güç kaynağı haline gelmesine örnek verilebilir. Artık karizmatik bir lider haline gelen Jake, Toruk Makto unvanıyla insanların saldırısına karşı koymak için tüm klanları birleştirmiştir. Bu olay Papa’nın Haçlı Seferleri için çağrısına ya da İslam Halifesinin cihat çağrısına benzetilebilir.

Durkheim’ın kuramının ikinci önemli noktası da dinsel törenlerdir. Törenler inananları bir araya getirerek onları birleştirmek için önemlidir. Bu tören ve ritüeller doğum, evlilik, ölüm gibi temel toplumsal değişimlerde olduğu gibi topluluğu etkileyen yaşamsal krizlerde de karşımıza çıkar. Durkheim’a göre din işlevsel bir kurumdur ve sahip olduğu adetler dinin mensuplarının bahsettiğimiz yaşamsal krizlerde tecrübe ettikleri sorunları aşmalarında onlara yardımcı olur. Törenlerin birleştirici niteliği bu noktada anahtardır diyebiliriz. Tüm bunların yanı sıra din ve dinsel törenler insanların “düşünce tarzlarını” da etkiler. Buna örnek olarak zaman algısını verebiliriz. Örneğin İslam dininde ezan vakitleri bireyin zaman kavramını şekillendirir. Daha büyük bir perspektiften bakacak olursak da İsa’nın doğumunu tarihin sıfır noktası olarak referans almamız da dinin hayatımıza doğrudan etkilerine örnek olarak verilebilir.

Filme dönecek olursak; Omatikayaların cenaze törenlerinde bir arada oldukları, kurban kestikleri görülüyor. Ek olarak Jake halkın bir parçası olduğu zaman da bir tören söz konusu. Filmdeki en büyük ayin ise felaket anında Seslerin Ağacında yapılıyor, Eywa’ya toplu şekilde dua ediliyor. Bu törenler sırasında tüm bireyler birbirleriyle fiziksel temas halindeler ve bu şekilde birlikte olarak daha kuvvetli oldukları görülüyor ki bu da Durkheim’ın kuramının açık bir örneği.

Genel olarak baktığımızda Omatikayalılar doğayla bir bütünlük ve uyum halinde yaşıyorlar. Hayvanlarla ve bitkilerle bir bağları var. Öldürdükleri hayvana teşekkür ediyor ve acı çektirmemeye azami dikkat gösteriyorlar. Yaşayan her şeyin aslında akıp giden bir enerji olduğuna ve tüm enerjinin bir gün ödünç alındığına ve bir gün geri verileceğine inanıyorlar. Ek olarak, topluluğun inanç sisteminde animizm ögeleri görmek mümkün. Seslerin Ağacı denilen mekânda edilen dualara atalarının cevap verdiğine inançları bunun bir örneği. Tüm bunları birleştirdiğimizde karşımıza Doğu’nun ahlaki dinlerine benzer bir profil çıktığını söyleyebiliriz.

Bu yazının da burada sonuna geliyoruz. Din sosyolojisini ve Emile Durkheim’ın İşlevselcilik kuramını elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Avatar izleyicilerine biraz torpil geçmiş gibi olsam da Avatar izlemeyenlerin de konuyu anladıklarını ümit ediyorum. Filmi izlememiş olanlara da şiddetle tavsiye ediyorum. Herkese sağlıklı günler.

Kaynakça

1-Anthony Giddens, Sosyoloji, 1. Basım 2012.

Kapak Görseli: “Jake Sully”. 2021. Avatar Wiki. https://james-camerons-avatar.fandom.com/wiki/Jake_Sully.

-Kadirhan ÖNK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir