Günümüz medyasında göz ardı edilmekte olan, gelecek adına verilmesi gerekilen en önemli mücadeleye destek olma fırsatını kaçırıyoruz. Sadece son yüzyılda dünyanın dört bir yanına yayılmış olan tohum çeşitliliğinin %93’ünü kaybederken kalan yüzdeliğin son yedi kuşağımız ile birlikte tamamen yok olacağı tahmin ediliyor. Bir ürünün soyu tükendiğinde onu yeniden canladırmanın mümkün olmadığını hatırlayarak başlayalım. Bugün sizlerle
Arkeoloji bilimi geçmişte yaşamış medeniyetleri, canlıları ve onların çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Arkeoloji bu incelemeyi o zamanlardan kalan materyal kalıntılarını inceleyerek yapar. Tarih, coğrafya, antropoloji çeşitli bilim dallarından yardım alır. Bu sayede insanların nasıl koşullarda yaşadıklarını medeniyet olarak hangi seviyelerde olduklarını öğreniriz. Biz bu yazımızda arkeolojik materyalleri pozitif bilimlerin yöntemleriyle inceleyen ”arkeometri” ile
Sevdiğimiz bazı şarkılar vardır dinlediğimiz zaman bizi mutlu eder ve sıkıntımızı yükümüzü hafifletir. Peki bunu nasıl yaparlar, hiç merak ettiniz mi? Kulaklıklarımızı takıp sevdiğimiz bir şarkıyı da açtıysak yazımıza başlayabiliriz. İlk olarak beynimizin müziği nasıl işlediğine bir göz atarak başlayalım. Müzik önce temporal lobda bulunan işitme korteksine gelir. Bu alan müziği analiz edip algılamamıza olanak
Normal renk görüşüne sahip herkes kanın  kirazlar, kardinaller ve Mars gezegeniyle hemen hemen aynı renkte olduğunu kabul eder. Yani hepsini kırmızı. Peki “kırmızı” dediğiniz şey başkasının “mavi” si olabilir mi? Washington Üniversitesi’nden renkli görme bilimcisi Jay Neitz,”Son deneylerin bizi hepimizin aynı renkleri görmediğimiz fikrine götürdüğünü söyleyebilirim.” açıklamasını öne sürdü. Geçmişte çoğu bilim insanı, sağlıklı görüş
Gökyüzü insanlığın her zaman en büyük ilgi alanlarından birisi oldu. Antik çağlarda insanlar gökyüzüne bakıp gördükleri objelere isimler verdiler, onlara tanrısal özellikleri bahşettiler. Bazı bölgelerde güneş tutulmasının felaket, kıtlık alameti olduğuna inanılırdı. İnsanlığı bu tarz düşüncelere iten en önemli nedenlerden biri, bilimsel seviye bakımından doğayı anlayabilecek düzeye gelmemiş olmalarıydı. Zaman ilerledikçe pozitif bilim alanında önemli
Stresin 17. yüzyıldan başlamak üzere günümüze kadar birçok tanımı yapılmıştır. İlk olarak fizikçi Robert Hooke ‘‘elastiki nesne ve ona uygulanan dış güç arasındaki ilişki’’ diyerek tanımlamıştır. Günümüzdeyse stres daha çok ‘‘zor bir durum karşısında, baskı altındayken gösterilen fiziksel, ruhsal ya da duygusal tepki’’ olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tepki her zaman kötü değildir. Duruma göre hayati
İnsanlar ve kafeinin birlikteliği uzun bir geçmişe dayanır. Çay içme geleneği, yaklaşık 5000 yıl önce eski Çin’de; kahve içme alışkanlığı ise Arabistan’da yaklaşık 1000 yıl önce başlamıştı. Her iki medeniyette de,  kafein içeren bu ürünler kültürlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Çay ve kahve, 16. yüzyılda Avrupa’ya ulaştı ve geniş etkisi ile kazandığı ilgi, Batı
İnsanlar üç boyutlu varlıklardır ancak sonraki boyutları anlamak bizler için oldukça zordur.  Zamanın yapısını sadece çok başarılı fizikçiler ve varsa eğer Tanrı anlayabilir. Zamanı anlamakta işimize en çok yarayacak bilim dalı ise fiziktir. O yüzden fizik bilimi bazı fizikçiler için Tanrı olmaya giden yoldur. Bu yüzden tüm bilim dallarının içerisinde zamanın yapısını anlamak, en zor